İmar işleminin iptali nedeniyle kök parselin ihyası suretiyle Hazine adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bedel isteği-
İmar parseli hakkında imarla oluşan sicil kaydının iptaline karar verilmeksizin eski hale ihya kararı verilmiş olması doğru olmadığı gibi, Hazine adına tescil yönünden hüküm kurulmamış olması, diğer taraftan kök parsel kapsamında kalan ve teknik bilirkişinin krokisinde B (b1 ve b2) harfi ile gösterilen yolda ve parkta kalan kısımların kabul kapsamı dışında bırakılmış olmasının da doğru olmadığı- Taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmayıp, davadaki istek kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin bulunduğundan hüküm altına alınması gerekli karar ilam harcının maktu olması gerekirken nispi olarak tayin edilmiş olması isabetsiz olduğu gibi, ihya isteği kabul edildiği halde yargılama giderlerinin bir kısmının davacı üzerinde bırakılmış olmasının da isabetsiz olduğu-
Miras bırakan dava konusu bağımsız bölümü davalı oğluna ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiği, mirasbırakanın dava konusu olmayan taşınmazdaki paylarını eşit olarak çocukları olan taraflara devrettiği, davalının da miras bırakanın her türlü ihtiyacını gidermek suretiyle baktığı tanık ifadeleri ile sabittir. Bu durum da ölünceye kadar bakım akdiyle devredilen taşınmazın temlikinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
İptal edilen imar düzenlemesi gereği çekişme konusu ihdas parselinin geometrik olarak bulunduğu ve kapsadığı yerin park, yol ve orman gibi benzeri alanlara terkedilmiş olması sonuca etkili olmadığından, mahkemece yapılan araştırma ve uygulama neticesinde çekişmeli yerin davacı Hazine'ye ait önceki kadastral parsel kapsamında kaldığı saptandığından kadastral mülkiyet ve geometrik durumun ihyası yönünden davanın kabul edilmesi gerekeceği- Taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmayıp, davadaki istek kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin bulunduğundan hüküm altına alınması gerekli avukatlık ücretinin maktu olması gerekirken nispi olarak tayin edilmiş olmasının isabetsiz olduğu-
Davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, HUMK’nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
Tanık ifadeleri değerlendirildiğinde çekişmeli taşınmazın gayri resmi birlikte yaşama karşılığı olarak davacıya verildiği, davacının taşınmaza malik olduktan sonra elden çıkarma yönünde bir iradesi olmadığı halde davalı tarafından vekâlet görevinin kötüye kullanılması suretiyle eşi olan diğer davalıya temlik edilmiş olduğu anlaşıldığından, tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekeceği–
Her bir mirasçının kendi hakkı yönünden üçüncü kişi sıfatıyla miras payı oranında tapu iptali-tescil isteğinde bulunabilmesine olanak vardır. Mahkemece, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, yazılı biçimde hüküm kurulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Dosya içeriğine göre murisin tüm mirasçılarına kazandırmalarda bulunup, gerçek amacının mirasçılarından mal kaçırmak olmayıp mal varlığını mirasçıları arasında paylaştırmak olduğu görüldüğünden, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve pay oranında tescil isteğine ilişkin davanın reddi gerektiği; bir kısım mirasçıların kabul beyanlarının da, miras bırakanın temlik tarihindeki asıl amacını ve bu yönde gerçekleşen iradesini ortadan kaldırmayacağı-
Dava ve birleştirilen dava, tapu iptali ve tescili isteği-
Şerhten sonra taşınmazı kazanan maliklerin şerh sahibi vaat alacaklısına karşı iyiniyet savunmasında bulunamayacakları-
