Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, 3083 sayılı Yasa'nın 13. maddesi uyarınca mahkemelerin mülkiyet intikalini sağlayıcı kararlar veremeyeceği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ne var ki, mahkemenin kararına gerekçe yaptığı 3083 sayılı yasanın 13. maddesinin son fıkrasının birinci cümlesi Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiştir. Hal böyle olunca, işin esasının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekeceği-
Mahkemece, el atmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
İmar işleminin iptali nedeniyle kök parselin ihyası suretiyle Hazine adına tescili, mümkün olmadığı takdirde bedel isteği-
Taraflar arasında mülkiyet ihtilafı bulunmayıp, davadaki istek kamusal tasarruftan kaynaklanan sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin bulunduğundan hüküm altına alınması gerekli karar ilam harcı ile avukatlık ücretinin maktu olması gerekirken nispi olarak tayin edilmiş olmasının doğru olmadığı-
İmar düzenleme bölgesinde kalan parsel bakımından, sicil kayıtlarının illetini teşkil eden idari işlemin idari yargı yerinde iptal edilerek kayıtların dayanaksız hale geldiği ve sicil kaydının yolsuz tescil durumuna düştüğü gözetilerek, bu parsel kapsamında kalan yer yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile bu parsel bakımından da davanın reddedilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
İmar işleminin iptali nedeniyle kök parselin ihyası suretiyle Hazine adına tescili, mümkün olmaz ise tazminat isteği-
İmar düzenlemesi ile ilgili idari yargıda dava açılarak işlem iptal ettirilmedikçe eldeki davanın dinlenme olanağından söz edilemez. Hal böyle olunca; mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurulmuş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Mahkemece, davalıların miras bırakanı tespit malikinin lehine 3402 Sayılı Kanunun 14. maddesinde öngörülen koşulların oluşup oluşmadığının araştırılması icap eder. Taşınmazın niteliği ve süre bakımından tespit maliki lehine mülk edinme koşullarının saptanması halinde, anılan yasanın 14. maddesinde öngörülen 100 dönüm kuru, 40 dönüm sulu olarak arazi tespiti yapılıp yapılmadığının araştırılarak, hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, anılan hususun gözardı edilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına neden olacağı-
Kadastro sırasında dere olarak belirlenen yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi hükmü uyarınca özel mülkiyete konu olmayan yerlerden olup hakkında sicil oluşturularak özel mülkiyete konu edilemeyeceği-
Davanın açılmasına davalı Adana Büyükşehir Belediyesi ile S. Belediyesi'nin yapmış oldukları işlemlerin sebep olduğu, çekişme konusu bölümün yargılama sırasında yeni kurulan Çukurova Belediyesi sınırları içerisine dahil edilerek S. Belediyesi ile ilgisinin kalmadığı, ancak anılan Belediye'nin yapmış olduğu işlemlerden halefiyet ilkesi gereği Çukurova Belediyesi'nin sorumlu olduğu halde, davalı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Çukurova Belediye Başkanlığı yönünden husumet yokluğundan ret kararı verilmiş olmasının doğru olmadığı- İhyaya konu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmemiş olması isabetsiz olduğu gibi, diğer taraftan; imar işleminin idari yargıda iptal edilmesiyle, işlemin kapsadığı tüm uygulamalar iptal edilmiş sayılacağından taşınmazın imar planı gereğince ormanda kalması sonuca etkili olmadığı halde, ihya kararından sonra taşınmazın sicilden terkinine karar verilmiş olmasının da yerinde olmadığı-