Davacılar vekilinin dava konusu taşınmazlar yönünden feragat beyanı bulunmamakta, atiye terk beyanının bulunduğu, feragat ve atiye bırakma müesseselerinin hukuki sonuçları bakımından farklı olduğu gözetilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığı- Aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılan davacı hakkında 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının yerinde olmadığı- Eldeki dava, taşınmazın aynına ilişkin olup, muris muvazaası nedenine dayalı iptal ve miras payları oranında tescil istemli açıldığına göre, davanın kabul edilmesi halinde dava konusu taşınmazların keşfen saptanan değerlerinin davacıların miras paylarına isabet eden değeri üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, hangi dava değeri üzerinden karar ve ilam harcına hükmedildiğinin açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesinin isabetli olmadığı-
Davalı kadın vekili tahkikat aşamasında verdiği 16/10/2015 tarihli dilekçesinde yoksulluk nafakası talebinde bulunmuş, davacı erkek ise bu taleple ilgili olarak açık bir muvafakat beyanında bulunmamış olduğundan ve ön inceleme aşamasından sonra ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati saklı olmak üzere iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilme yasağı olduğundan; davalı kadının yoksulluk nafakası talebi ile ilgili olarak 'karar verilmesine yer olmadığı' şeklinde karar verilmesi gerektiği- Davalı kadının, tazminatlara faiz istemi olmadığından, talep aşılarak kadın lehine taktir edilen tazminatlara faiz yürütülmemesinin gerektiği- Yargılama giderlerinin davadan haksız çıkan taraftan alınması gerektiğinden, vekalet ücretinin kendini vekille temsil ettiren erkek lehine taktir edilmesi gerektiği-
Yargılama gideri haksız çıkan taraftan alınacağından, (HMK m.326). Davacı erkeğin boşanma davası reddedildiğine göre, davalı kadının boşanma davasında yaptığı yargılama giderlerinin davacı erkekten alınarak davalı kadına verilmesi gerektiği-
Alacaklıya düşecek ihale bedeli, sıra cetvelinden sonra tespit edileceğinden, alacağa mahsuben alınan taşınmazlarda sıra cetveli kesinleşip, alacaklıya düşecek bedel belirlendikten sonra ve satış için yapılan masraflar düşülerek (taşınmazın 3. kişi tarafından alınması halinde olduğu gibi alacaklıya ne kadar ödeme yapılması gerekiyorsa), bu miktar üzerinden tahsil ve cezaevi harcı alınması gerektiği-
Mahkemece, bozma ilâmına uyulmasına rağmen hacizli araçlar yönünden mahallinde yapılan keşfin yalnızca fotoğrafçı bilirkişi refakati ile gerçekleştirildiği, bozma ilamında belirtildiği şekilde şikayet konusu yapılan araçların tamamı yönünden, fiilen kamu hizmetinde kullanılıp kullanılmadıkları, nitelikleri gereği hacizlerinin mümkün olup olmadığı yönünden konusunda uzman bilirkişilere inceleme yaptırılarak rapor aldırılmadan, yalnızca mahkeme gözlemine dayalı olarak bir kısım araçlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görüldüğünden; mahkemece, bozma ilamı gereğince, hurda araçların haczinin mümkün olduğu da dikkate alınarak uzman bilirkişilerin katılımıyla yeniden keşif yapılarak anılan hususlarda, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu aldırıldıktan sonra karar verilmesi gerekeceği- Şikayetçi borçlunun kendisini vekille temsil ettirdiği ve şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği halde, HMK.nun 326. maddesi gereğince mahkemece, şikayetçi yararına A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti takdir edilmemesinin doğru olmadığı-
Mahkemece, borçlunun, şikayetinin kısmen kabul edilmesi nedeniyle, yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulması gerekirken tamamından sorumlu tutulması doğru olmadığı gibi, alacaklı, kendisini vekille temsil ettirmediği halde, alacaklı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Dava tümden reddedildiğinden, yargılamada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince vekalet ücreti takdiri gerektiği-
Yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınacağından; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekalet ücretinin, boşanma davası kabul edilen davacı lehine karar verilmesi gerektiği-
Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları, ortak çocuğun ihtiyaçları dikkate alındığında davacı kadın adına taktir edilen yoksulluk ve iştirak nafakası az görüldüğünden; hakkaniyet ilkesi de gözetilerek daha uygun yoksulluk ve iştirak nafakası taktir edilmesi gerektiği- Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat az görüldüğünden; daha uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği- Yargılama giderleri davada haksız çıkan taraftan alınacağından, yargılama giderlerinin, davada lehine hüküm kurulan davacı kadından alınmasını doğru olmadığı-
Tapu iptali ve tescil davaları kayıt maliki aleyhine açılacağı- Reddedilen asıl dava yönünden bu miktar üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulması gerektiği- HMK. mad. 326/1 gereğince yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, Ön inceleme duruşmasından sonra davayı kabul eden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-