Yargıtay'ın düzelterek onama kararları, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi, bunun yanında düzelterek onama kararlarında harç alınacağına yönelik yasal bir düzenleme bulunmaması karşısında, düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmaması gerektiği-
Mirasbırakanın davalı mirasçılarına yaptığı temliklerin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu- HMK. mad. 326 uyarınca,davanın reddedildiği bağımsız bölümle ilgili olarak, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davacılardan biri yargılama sırasında ölmüş olup, ölen davacının terekesinin elbirliği (iştirak) halinde mülkiyete tabi olduğu ancak mirasçılardan birinin davaya onay vermediğini bildirdiği, o hâlde, ölen davacının miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekeceği- Asıl davada 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326. maddesi uyarınca, davada haksız çıkan ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davalıların adlarına kayıtlı taşınmazlar bakımından davacıların miras paylarına isabet eden dava değeri üzerinden, harç, yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerekirken, mecburi dava arkadaşlığı olmadığı halde birlikte sorumlu tutulmaları doğru olmadığı gibi; ölen davacının miras payı yönünden 6100 Sayılı HMK 297/2. maddesi ve hakimin doğru sicil oluşturma ilkesine aykırı olarak infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının ve davaya muvafakat vermeyen mirasçının gerekçeli karar başlığında davalı olarak gösterilmesinin doğru olmadığı-
Tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikine karşı açılacağı, tapu müdürlüğünün davada taraf sıfatı bulunmadığı- Tapu Müdürlüğü aleyhine açılan davanın, sıfat yokluğundan reddi ile yargılama giderleri ve yargılama giderlerinden sayılan vekalet ücretinden Tapu Müdürlüğü dışındaki davalıların sorumlu tutulması gerektiği-
Kayıt maliki davacının hukuki ehliyete haiz olmadığı saptandığından davacının tapu iptal ve tescil isteğinin kabul edilmiş olmasının isabetli olduğu- Dava kabul edildiğinden, yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık parasından davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği-
Mahkemece; kararın gerekçe kısmında, dosya kapsamına göre düğünde takılan 7 adet bilezik (20 şer gram), davacının babası tarafından takılan 1 adet bilezik (18 gram), 1 adet 14 ayar kelepçe bilezik(14 gram), 1 adet 14 ayar set (35 gram) , 10 adet çeyrek altın bedeli olan 19.836,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerektiği belirtilerek hüküm kurulduğu, ancak, kararda belirtilen ziynetlerin miktar ve gramına göre yapılan hesaplama sonucunun, hükmedilen toplam ziynet bedeli ile uyuşmadığının görüldüğü, mahkemece, düğünde takılan 7 adet bileziğin tamamının 20 şer gram üzerinden hesaplanmadığı anlaşıldığından, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılarak karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı- Davanın kısmen kabul edilmiş olması halinde HMK'nun 326/2 ve devamı maddeleri uyarınca, dava sırasında yapılan yargılama giderlerinin davanın kabul ve ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerekeceği-
Yargılama giderleri haksız çıkan taraftan tahsil edileceği, davalı davacı erkeğin boşanma davasının kabulüne karar verildiğinden, erkek tarafından yapılan yargılama giderlerinin ayrı ayrı dökümü yapılarak davacı-davalı kadından tahsiline karar verilmesi gerektiği- Mahkemece erkeğe yüklenen fiziksel şiddet vakıasının evliliğin ilk yıllarında meydana geldiği, sonrasında evliliğin devam ettiği, bu eylemin kadın tarafından affedildiği veya en azından hoş görülmüş sayıldığı, bu nedenle fiziksel şiddet eyleminin erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği- Mahkemece taraflara yüklenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre de boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu-
Banka lehine ipotek kurulduğu tarihte çekişmeli taşınmaz üzerine davalıların borcu nedeniyle tesis edilen ipotek kayıtlarının ilgili bankadan celp edilmesi, söz konusu ipoteğin dava konu taşınmazın tamamının üzerine mi yoksa çekişme konusu ¾ payın üzerine mi konulduğunun ve kalan ¼ payın ( reddedilip, kesinleşen ) dava tarihindeki değerinin anılan ipotek bedelini karşılayıp karşılamadığının saptanması, karşılamıyor ise; ¾ payın dava tarihinde üzerinde çekişmeli ipotek yokmuş gibi rayiç değeri ve üzerindeki çekişmeli ipotekle birlikte rayiç değerinin keşfen ayrı ayrı saptanması, takyidatsız değerden takyidatlı değerin çıkarılması, ortaya çıkan farkın davacının zararı olduğunun tespiti, daha sonra inançlı işlem ve 6098 sayılı TBK’nun 97. maddesi uyarınca davacı tarafın yatırması gereken bedelden belirtildiği üzere tespit edilen farkın (davacının zararı) çıkarılması ile ortaya artı bir bedel ( pozitif ) çıkması halinde mahkemece bu bedelin mahkeme veznesine depo edilmesi için davacı tarafa usulüne uygun süre verilmesi (yatırmaması halinde hukuki sonuçları da hatırlatılmak suretiyle) ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- Davacının HMK.'nun 327/1. maddesindeki düzenleme uyarınca gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermediği, o halde, HMK’nun 326/2. maddesi gözetilerek tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri yönünden bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacılar vekilinin dava konusu taşınmazlar yönünden feragat beyanı bulunmamakta, atiye terk beyanının bulunduğu, feragat ve atiye bırakma müesseselerinin hukuki sonuçları bakımından farklı olduğu gözetilmeden karar verilmesinin yerinde olmadığı- Aktif dava ehliyetinin bulunmadığı anlaşılan davacı hakkında 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesine aykırı olarak olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamasının yerinde olmadığı- Eldeki dava, taşınmazın aynına ilişkin olup, muris muvazaası nedenine dayalı iptal ve miras payları oranında tescil istemli açıldığına göre, davanın kabul edilmesi halinde dava konusu taşınmazların keşfen saptanan değerlerinin davacıların miras paylarına isabet eden değeri üzerinden nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken, hangi dava değeri üzerinden karar ve ilam harcına hükmedildiğinin açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesinin isabetli olmadığı-
Davalı kadın vekili tahkikat aşamasında verdiği 16/10/2015 tarihli dilekçesinde yoksulluk nafakası talebinde bulunmuş, davacı erkek ise bu taleple ilgili olarak açık bir muvafakat beyanında bulunmamış olduğundan ve ön inceleme aşamasından sonra ıslah veya karşı tarafın açık muvafakati saklı olmak üzere iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilme yasağı olduğundan; davalı kadının yoksulluk nafakası talebi ile ilgili olarak 'karar verilmesine yer olmadığı' şeklinde karar verilmesi gerektiği- Davalı kadının, tazminatlara faiz istemi olmadığından, talep aşılarak kadın lehine taktir edilen tazminatlara faiz yürütülmemesinin gerektiği- Yargılama giderlerinin davadan haksız çıkan taraftan alınması gerektiğinden, vekalet ücretinin kendini vekille temsil ettiren erkek lehine taktir edilmesi gerektiği-