İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırının her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirleneceği, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacılardan .......... lehine hükmedilen ve temyize konu edilen miktarın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı, o halde, davacı ......... lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden bölge adliye mahkemesi kararının temyiz kabiliyetinin olmadığı- Bölge adliye mahkemesince karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacılar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, istem miktarını geçemeyeceği gözetilmeksizin, davalılar aleyhine olacak şekilde fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, ne var ki, bu hatanın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Mirasın hükmen reddine ilişkin davalarda ise davanın niteliği gereği, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekeceği-
Muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu muhdesat iddiasını kabul etmeyen davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. madddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden davalıların tapudaki hisseleri gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekeceği-
Dosya kapsamından; davacının maddi tazminata ilişkin talebi kısmen kabul edildiği halde davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmediği; davacı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin ise, Tarife’nin 13/2. maddesine aykırı olarak, kabul edilen miktarı geçtiği; yine yargılama giderlerinin tamamından davalının sorumlu tutulduğu görülmekle, anılan nedenlerle kararın bozulması gerekmiş ise de bu yanılgının giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği-
Çekişme konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değerinin 319.874,96 TL, davacıların toplam 9/15 miras payına isabet eden değer ise 191.924,97 TL olup, asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiş olmakla, asıl ve birleştirilen davada alınması gereken toplam 13.110,40 TL nispi karar ve ilam harcından asıl ve birleştirilen davada yatırılan toplam 445,50 TL peşin harç ile 5.166,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 7.498,90 TL nispi karar ve ilam harcının, davalıların çekişme konusu taşınmazda 1/2’şer oranda kayıt maliki oldukları da gözetilerek, asıl ve birleştirilen davada davalılardan 1/2'şer oranda tahsili ile Hazineye irat kaydına şeklinde karar verilmesi gerekirken, hükmedilen karar ve ilam harcından davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmasının doğru olmadığı-
Dosyanın incelenmesinde, davalı yönünden hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, hukuki yarar yokluğu 6100 sayılı HMK'nun 114/1-h maddesine göre dava şartlarından olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi gerekeceği-
Yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde HMK'nin 326/2. maddesi uyarınca hesaplanacak yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilecek vekalet ücretinden, her bir davalının, dava konusu taşınmazın tapuda paylı mülkiyet şeklinde kayıtlı olması halinde tapudaki payları, elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde ise miras payları göz önünde bulundurularak sorumlu tutulmaları gerektiği-
Kabule göre ise; muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) muhdesat iddiasını kabul etmeyen davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. madddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden davalıların tapudaki hisseleri ile HMK’nin 312, Harçlar Kanunu’nun 22. ve karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gözönünde bulundurulmak suretiyle hüküm kurulması gerektiği-
HMK'nun 297. maddesine göre; kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olması gerektiği, bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesinin kanun ile hakime yükletilmiş bir ödev olduğu, aksine düşünce ve uygulamanın gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü çelişkiden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmayacağı-
Dava konusu taşınmaz ... oğlu ... adına kayıtlı olup mirasçılarının da taraf olarak gösterildiği anlaşıldığından, Tapu Sicil Müdürlüğü (Hazine)'nin somut olayda pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, o halde, mahkemece davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekeceği- Mahkemece davacı vekiline kök muris ...'in verasetini sunması ve mirasçıların davaya muvafakatının sağlanması, olmadığı takdirde terekeye temsilci tayini için süre ve imkan verilerek tereke temsilcisi ile davanın görülmesi gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin hatalı olduğu- TMK'nin 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davalarda davanın kabul edilmesi halinde dahi kayıt maliki ile mirasçılarına yargılama giderlerinin yükletilemeyeceği, harç ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulamayacakları-