İhtiyari dava arkadaşlığında her bir dava arkadaşına ilişkin talep bağımsız dava değeri oluşturduğundan, temyiz edilebilirlik sınırının (HMK m.362/1-a ve Ek m.1) her bir talep yönünden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği- Manevi tazminat miktarlarının her bir davacı bakımından kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle direnme kararının temyizinin miktar itibarıyla mümkün olmadığı-
İİK m. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davasının davacı-üçüncü kişi lehine sonuçlanması halinde; davacı-üçüncü kişinin önceki haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyerek davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, HMK m. 326 uyarınca aleyhine hüküm kurulan ve ön inceleme duruşmasından önce kabul beyanı bulunmayan davalı alacaklının, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Y. 3. HD. Kararı)-
Davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve ön inceleme duruşmasından önce davayı kabul eden davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceği
Hacze konu ve satışı yapılan taşınmazlar üzerindeki kurum alacağının tamamı tahsil olduğundan sıra cetveline yapılan itiraza konu satışı yapılan taşınmazlar üzerinde haciz alacaklarının kalmadığının bildirildiği, ............ İcra Hukuk Mahkemesi'nin ............. Esas sayılı dosyası ile ............ Genel İcra Dairesi'nin .................... Esas sayılı icra dosyasında düzenlenen 17.02.2021 tarihli sıra cetvelinin iptaline ilişkin kararın ............ Hukuk Dairesi'nin ................ sayılı kararı ile 18.09.2024 tarihinde onanarak kesinleştiği, şikayet olunan kurum tarafından ............... Genel İcra Dairesi' nin .............. Esas sayılı icra dosyasında düzenlenen 17.02.2021 tarihli sıra cetvelinde yer alan kurum alacak miktarına ilişkin 7440 sayılı Yasa gereği yapılandırma suretiyle borç ödenmesi başlatıldığı halde borç taksitleri bitmeden ihtiyati haczin kaldırılmadığının anlaşıldığı, Melikgazi SGK kurumunun alacağının tamamını yargılamadan sonra tahsil ettiği anlaşılmış ise de şirket ortağı ............'in borç sebebi ile takip edilebilmesi için öncelikle şirket hakkında takip yapılması ve şirketin mal varlığının bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği, bu prosedür uygulanmadan şikayet olunan kurumun satış bedeline alacağı oranında garameten dahil edilemeyeceği gerekçesiyle açılan şikayet konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, ancak şikayete sebebiyet verdiği anlaşıldığından şikayet olunan aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Hükme esas alınan maluliyet raporu her ne kadar kaza tarihindeki yönetmeliğe göre alınmışsa da yaralanma nedeniyle maluliyet oranı belirlenmesi için ileri derecede skar dokusu bozulması veya vücudun en az %1'ini kapsaması gerektiğine, rapordaki değerlendirmenin yönetmelikteki arızanın tanımı ve ağırlığına uygun olmayabileceği şüphesi bulunduğuna göre davacının yaralanması sonucu oluşan yara izinin ömür boyu maluliyete sebep olup olmayacağı hususundaki tespitlerin yeterli olmaması sebebiyle yakın bir üniversite hastanesinden davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun ve temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle içerisinde plastik cerrahın veya dermatoloji uzmanının da bulunduğu heyetten yeni bir rapor alındıktan sonra aktüer bilirkişiden rapor alınarak karar verilmek üzere İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasına karar vermek gerekeceği- İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13. ve 17. maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varılan davalı kadının adli yardım talebinin kabulü gerektiği- Somut uyuşmazlıkta davanın reddine karar verildiğine göre, kendisini vekille temsil ettiren kadın yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Mahkemece, dava konusu taşınmaza yönelik olarak davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verildiği halde, asıl davada söz konusu taşınmaz yönünden kendisine husumet yöneltilen davalı, davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar yönünden adı geçen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin isabetli olmadığı-
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerekeceği, eldeki davada kaza, 22.11.2017 tarihinde meydana geldiğinden, İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde 09.09.2021 tarihinden itibaren temerrüt faizinin işletilmesini talep ettiğinin, ıslah dilekçesinde aynı talebini yinelediğinin, İtiraz Hakem Heyetince ise davacının talebi aşılmak suretiyle 25.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek faize karar verildiğinin anlaşıldığı, şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, 6100 sayılı HMK’nın 26 ncı maddesinin 1 inci fıkrasındaki hüküm gözetilmek suretiyle davacı vekilinin talebiyle bağlı kalınarak 09.09.2021 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu- 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği-
Davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemi- Diğer davalının borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun davacı tarafından ispat edilememesi- Dava konusu borcun da ödenmiş olması- Yargılama gideri ve vekalet ücretinin hangi davalıdan tahsil edileceğinin açık olmaması, diğer davalılar hakkındaki talepler yönünden olumlu-olumsuz karar verilmemesi nedeniyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmasının doğru olmadığı, kararın bu nedenlerle re’sen bozulması gerektiği-
Kural olarak, haksız dava açan veya haksız olarak aleyhine dava açılmasına sebebiyet veren kişi, bütün yargılama giderlerinden sorumlu olacaktır. Ancak, kusuru olmaksızın hakkında dava açılan ve aleyhine hüküm verilen tarafın yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının doğru olmadığı- Şikayet eden kişinin şikayet etme hukuki ehliyetinin olmasının yanında şikayette hukuki yararında olması gerekeceği- Şikayet sonucunda verilen karar işlemin konusu veya olaya aykırı olarak yapılmasına neden olan kişi aleyhine iş ve yargılama giderlerinden sorumlu olacağı-
