Şikayet konusu kararın verilmesinde ve dava açılmasına sebebiyet vermesi konusunda borçluya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığının anlaşıldığı, hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesi’nce şikayetin kabulü ile müdürlük kararının iptaline hükmedilmesinde, davada davalı olarak gösterilen ................. aleyhine vekalet ücreti ve yargılama gideri takdiri isabetsiz olmakla, anılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı-
Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte birinin, daha sonra olursa üçte ikisinin alınacağı-
İki yıllık hak düşürücü sürenin, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davaları yönünden bir dava koşulu olduğu, bu nedenle HMK'nin 115/2. maddesi gereği dava koşulunun bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi gereğince, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, maktu vekalet ücretini geçer şekilde nispi vekalet ücreti takdirinin doğru olmadığı ve bu hususun kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Taraflar arasında Hazine'nin bulunması halinde ise; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususun göz önünde bulundurulması gerekeceği, somut olaya gelince; mahkemece ortaklığın giderilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte ..... ada ....... parsel sayılı taşınmazda hissedar Hazine'nin 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi gereğince harçtan muaf olduğu halde harçla yükümlü tutulmasının doğru olmadığı ve bu hususun kararın bozulmasını gerektirmiş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Mahkemece birleştirilen dava davacıları vekiline mirasın reddine ilişkin özel yetkiyi içeren vekaletname sunması için süre verilmesi, sunduğu takdirde davaya devam edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekeceği- Davacılardan ... ve ...’nin icra dosyasına yaptıkları ödemelerin icra tehdidi altında olması nedeniyle rızaen bir ödeme olmadığının kabul edilmesi gerekeceği, bu nedenle davacılar ... ve ...’nin eylemleri, Türk Medeni Kanunu'nun 610. maddesinde düzenlenen terekenin benimsenmesi niteliğinde olmadığından davalarının reddinin doğru olmadığı- Davacılar ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasına karşın kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığı-
Mahkemece verilen ilk karar akabinde Dairemizce yapılan bozma sonrasında bozmaya uyan mahkemece, davaya konu taşınmazların ........ tarihli sözleşme kapsamında teslim edildiği kabul edilmesine ve bahsi geçen sözleşmede bozma öncesi mahkeme esas numarası belirtilerek ecrimisil taleplerinden vaz geçileceği belirtilmesine karşın yanılgılı değerlendirmeyle davalı ... aleyhine ecrimisile hükmedilmesinin doğru olmadığı- Her ne kadar mahkemece davalı ... yönünden davaya konu taşınmazlara müdahalenin önlenmesine ilişkin davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle esas hakkında karar verilmesi doğru olsa da, davanın açıldığı tarihte davacı yanın dava açmakta haklı olduğu gözetilmek suretiyle elatmanın önlenmesi talebi açısından davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında başlangıçta mevcut olan hukuki yarar , yapılan yargılama sonunda davacı -karşı davalı üçüncü kişinin davasının reddine karar verilmesi nedeniyle sonradan ortadan kalktığından, davalı karşı davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı, ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesinin, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte olmadığı-
Davacı aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13.maddesi uyarınca; reddedilen ecrimisil miktarı üzerinden belirlenmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın değeri de dahil edilerek davacı aleyhine .......... TL’ye hükmedilmesinin isabetli olmadığı- Davacı vekilinin, dava dilekçesinde; talep edilen ecrimisil alacağının her dönem sonundan ve dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istediği, Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğunun, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceğinin açıkça belirlenmediği, bu durumda, kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkânının bulunmadığı-
Davacının 5 yıllık ecrimisil talep ettiği, mahkemece de gerekçe kısmında 5 yıllık ecrimisile hükmedildiği belirtilmesine rağmen, kurulan hükümde 4 yıllık miktar olan ................. TL’ye hükmedilmesinin, davacının faiz talebi olmasına rağmen buna ilişkin bir karar verilmemesinin, yine davacının elatmaya ilişkin bir talebi olmamasına rağmen bununla ilgili hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Harcın, kabul edilen tutar üzerinden davalıdan tahsil edileceği, mahkemece, davacıdan da harç tahsili yapılması hatalı olduğu gibi peşin harçtan artan kısmın da davacıya iadesine karar verilmemesinin yanlış olduğu- Hükümde yargılama giderleri ile ilgili kabul ve ret oranına göre belirleme yapılmışsa da; hakkında feragat nedeniyle ret kararı verilen davalılardan yargılama gideri ve vekalet ücreti tahsil edilmesinin isabetli olmadığı, yapılan masrafların kabul ve ret oranına göre davalı ...’e yükletilmesi, yine davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin de davalı ...’den alınmasına karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece; murisin ölüm tarihi itibariyle tapuda gayrimenkul kaydının, bankalarda mevduat hesabının ve trafik sicilinde araç kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu, banka ve emniyet müdürlüklerine yazı yazılması, terekenin pasifinin belirlenmesi amacıyla da murisin ölüm tarihi itibariyle davalıya olan borcunun miktarının tespitinin sağlanması, terekenin ve davacıların durumu net olarak tespit edildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği- Mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama giderlerinden davalının değil davacıların sorumlu tutulması ve davacılar lehine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekeceği-
