Gerekçe - hüküm çelişkisi 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılığın dahi başlı başına bozma sebebi olduğu- Bu hususun HMK.'nun 298/2. maddesinde de "Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz." şeklinde özellikle düzenlendiği-
Davacı, takip konusu alacağın büyük bir kısmını ödemiş olmasına rağmen, davalı alacaklı tarafından icra dosyasına ödemeler bildirilmeden, borcun tamamı üzerinden icra takibine devam edilmesi nedeniyle, davacının işbu davayı açtığı tarih itibarıyla borçlu olmadığının tespiti talebi yönünden hukuki yararının mevcut olduğu, bu nedenle, mahkemece dava tarihi itibarıyla alacak borç durumu belirlenerek, davacının dava tarihindeki haklılık durumu tespit edilip buna göre vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekeceği-
Yanlar arasındaki uyuşmazlığın, davalı Belediye'nin maliki bulunduğu taşınmazı 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 25 ve 26. maddeleri uyarınca davacıya satmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı sabit olup; taraflar arasında yapılan bu sözleşmenin geçerli olduğu- Geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacı, satış bedelini ödediğini ispat etmek koşuluyla taşınmazın ifasının imkânsız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebilir. Bu nedenle, mahkemenin davacının tahsis edilen arsanın rayiç değerini isteyebileceği yönündeki değerlendirmesinin yerinde olduğu- Ancak mahkemece; Yargıtay tarafından onanan benzer dosyalarda m2 birim fiyatının 300,00 TL olduğu, bu nedenle eldeki dosyada da m2 birim fiyatının 300,00 TL olması gerektiği kabul edilerek davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulduğu- Ne var ki dosya kapsamında davaya konu taşınmazın rayiç değerinin tespitine ilişkin alınan bilirkişi raporlarında m2 birim fiyatının 470,00 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği- Hal böyle olunca bilirkişi raporuna göre karar verilmesi gerektiği-
Zorunlu arabuluculuk masrafının yargılama gideri olduğu değerlendirilmeden davalı Kurumun harçtan muaf olması nedeni ile hazine üzerinde bırakılması hatalı olup bozma sebebi ise de bu yanlışlıkların giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı-
Zorunlu arabuluculuk kapsamına giren uyuşmazlıkta arabuluculuk sürecinin sonunda tarafların anlaşamadıklarının görüldüğü, mahkemece yapılan yargılama sonunda arabuluculuk masrafının davalının harçtan muaf olduğu gerekçesiyle hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, arabuluculuk giderinin yargılama gideri olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yargılama giderlerinden sorumluluk başlıklı 326. maddesinin 2. fıkrasına göre davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemece yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırması gerektiği dikkate alındığında arabuluculuk masrafının yazılı şekilde hazine üzerinde bırakılmasının hatalı olduğu-
Trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi istemine ilişkin davada, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un 6. maddesinde, ödenen nakdi tazminatın zarar görenin maddi ve manevi zararına karşılık ödendiği açıklandığına göre davacıya ödenen bu bedelin içinde manevi tazminatın da bulunduğu, şu durumda mahkemece, manevi tazminatın belirlenmesi aşamasında davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemeler ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi dikkate alınmadan ve bu husus değerlendirilmeden karar verilmiş olmasının doğru olmadığı- Mahkemece hüküm fıkrasının 8. bendinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Döner Sermaye İşletmesi'nin ....... tarih ve ........ no’lu faturasında belirtilen ............ TL adli tıp ücretinin davalı hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumuna ödenen ücret yargılama giderlerinden olup yargılama giderleri ile birlikte kabul ve ret oranına göre hüküm altına alınması gerekirken, tümünün davalıya yükletilmesinin doğru olmadığı-
Tüketici Mahkemesinde açılan temyize konu davada, dava dilekçesinde, dava değeri 30.000 TL olarak gösterilmiş olup mahkemece, davalı aleyhine hükmedilecek karar ve ilam harcının bu değer üzerinden hesaplanması ve davacı taraf lehine bu değer üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerektiği-
Davacının ........... TL borçlu olmadığı yönündeki talebi karşısında mahkemece faturadan kaynaklı bakiye borcun ............ TL olarak tespiti ile takibin asıl alacak olarak bu miktar üzerinden devamına şeklinde olumlu tespit hükmü kurularak karar verilmesinin HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı olduğu, o halde, mahkemece, davacıların talebi üzerinde durularak, borçlu olmadıkları miktar yönünden menfi tespit hükmü kurulması gerekeceği- Menfi tespit davasında borçlu olunmayan kısım üzerinden hüküm kurulması gerektiğinden yargılama giderinin de bu miktar üzerinden “davanın kabul ve ret oranı dikkate alınarak” bir başka deyişle tarafların haklılık durumuna göre paylaştırılmasına karar verilmesi gerekeceği- Hüküm sonucu oluşturulabilmesi için davanın kısmen kabulü halinde harcın yargılama giderlerine dahil edilerek haklılık oranında paylaştırma yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumda mahkemece davacı iş sahibince yatırılan peşin harcın tamamının aleyhine hüküm kurulan davalıdan tahsiline karar verilmesi yerine haklılık oranında paylaştırılarak peşin harcın bir kısmının davacı üzerinde bırakılmasının doğru olmadığı-
Bölge Adliye Mahkemesince, eksik inceleme nedeniyle davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de; yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinden farklı bir karar verilmediği, o halde istinaf incelemesinde haksız çıkmayan aleyhine yeni bir vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapıldığından bahisle ikinci bir vekalet ücretine yer verilmesinin doğru olmadığı, ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği-
Davaya konu asıl alacak üzerinden başlatılan icra takibinde,, davacıların sorumlu oldukları borç miktarı daha az olarak tespit edildiğine göre, tespit edilen miktar kadar davacıların davalarında haklı çıktığı anlaşıldığından, asıl ve birleşen davada davayı vekil ile takip eden davacılar lehine haklı olunan miktar üzerinden ayrı ayrı nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetli olmadığı-