Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği takdirde HMK'nun 323., 326, 331/3 madde hükümlerine göre davalı taraf yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi hükmüne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin gerektiği-
Bölge adliye mahkemesinin tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamayacağı- Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işleminin, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemi olduğu- Bölge adliye mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmesi ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmaması gerektiği-
Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteği- Dava, tapu iptali ve tescil davası olduğu ve Hazine aleyhine açılan bu dava kabul edildiğine göre, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, ayrıca davacı lehine yargılama gideri ve bu kapsamda vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken dava tescil davası gibi değerlendirilip harcın davacıya yükletilerek, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olması isabetsiz olmuştur. Diğer taraftan, harç hususu kamu düzenini ilgilendirdiğinden temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın re'sen gözetilmesi gerekmektedir. Dava konusu taşınmazın dava tarihindeki zemin değeri üzerinden karar harcına hükmedilmesi gerekirken, davacının diktiği ağaçların değerinin hesaplamaya dahil edilmesi de hatalıdır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tevhit ve ifrazına ilişkin tüm bilgi belgeler celp edilerek dosya arasına alınması, bundan sonra davacı tarafın iddiasına konu olup temyize konu edilen taşınmaz bölümlerinin tevhit ve ifraz sonucu oluşan hangi taşınmazlarda kaldığının kesin olarak belirlenmesi, bu taşınmazlarda Hazine dışında 3. kişinin malik olduğu anlaşılması durumunda bu kişilerin de davada taraf olması gerektiği göz önünde bulundurularak davaya dahil edilmeleri için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, 3. kişilerin davaya dahil edilmesi halinde dahili dava dilekçesi ve duruşma günü kendilerine tebliğ edilmesi, göstermeleri halinde delillerin toplanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Tapu iptal tescil kararı verilen taşınmazlar bakımından karar ve ilam harcının davacıdan alınmasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Birleşen dava hakkında 20.07.2016 tarihinden sonra nihai karar verildiğinden ilk derece mahkemesince verilen karar istinaf incelemesine tabii olup, bölge adliye mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerektiği- Mahkemece hem belirlenen katılma alacağından hem de talep miktarından miras payı oranında sorumlu olduğu miktar düşülerek mükerrer tenzil yapılarak eksik alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğu- Davacının miras payı oranında sorumlu olduğu miktar gözetilerek katılma alacağı miktarı belirlenmesi yerinde ise de, davanın mirasçılar arasında görülmesi nedeniyle, davalıların her birinin miras payları oranında sorumlu olduğu miktarında hüküm fıkrasında gösterilmesi ve yargılama giderlerinin de HMK'nın 326. maddesi ve miras payları göz önünde bulundurularak hüküm altına alınması gerektiği-
Davada ileri sürülen muhdesatın aidiyetinin tespiti isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden yargılama sırasında eksik harcın tamamlanması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davaların nisbi harca tabi davalardan olduğu- Dava dilekçesinde ..............-TL olarak açıkladığı tazminat talebini, .............. tarihli dilekçe ile .................-TL’ye yükseltmiş ise de, ıslah harcının yatırılmadığı anlaşıldığından talep aşılarak ıslah edilen bedel üzerinden hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Davacının hem ilk başvurusunda hem de ıslah ile talebini yükselttiğinde alacağa yasal faiz uygulanmasını talep etmesine rağmen, Hakem Heyetince taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde avans faizi işletilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği- Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı-
İtiraz hakem heyetince, davacının geçici işgöremezlik döneminde maluliyet oranı %100 kabul edileceğinden bu oran ile efor kaybı tazminatı verilen oran arasındaki miktar kadar geçici işgöremezlik zararının hesaplanıp hüküm altına alınması ve sürekli işgöremezlik tazminatının efor kaybı dahil edilmeksizin belirlenmesi gerekirken aynı dönem için hem efor kaybı tazminatı hem de geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığı- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5'i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-
İtiraz Hakem Heyetince davacının %25 maluliyet oranıyla kendisini bağladığı dikkate alınarak, sürekli maluliyet zararının %25 oranı üzerinden (karar sadece davalı vekilince temyiz edildiğinden, önceki karara esas alınan 28/03/2018 tarihli aktüer raporundaki diğer veriler aynı kalmak ve işlemiş/işleyecek devre hesabında 2018 yılının esas alınması suretiyle) hesap yapılması için aynı bilirkişiden ek rapor alınarak temyiz eden davalı lehine usuli kazanılmış haklar ve talepten fazlaya hükmedilemeyeceği kuralı da gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerekeceği- 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16. maddesinin (13) numaralı fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 13. maddesi ve AAÜT'nin 17. maddesi gereğince, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden fazla vekalet ücretine karar verilmesinin doğru olmadığı-