Yetkisiz icra dairesinde başlatılan takip ile de zamanaşımının kesilmiş olacağı-
Çeke dayalı takiplerin, 'borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel icra dairesinde', 'muhatap bankanın bulunduğu yer, ödeme yeri sayıldığından, buradaki icra dairesinde' ve 'çekin keşide edildiği yerdeki icra dairesinde' yapılabileceği-
Beş günlük itiraz süresinin son gününün resmi tatil gününe rastlaması halinde, ertesi gün mesai saati sonuna kadar yapılacak olan itirazın geçerli ve süresinde yapılmış sayılacağı-
Borçluya yenileme tebliğ edilmiş ise de, yenileme, ödeme emrinin unsurlarını içermediğinden itiraz süresinin yenilemenin tebliği ile başlatılamayacağı, borçluya usulsüz de olsa tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmaması halinde, 7201 s. Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanarak muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabul edilemeyeceği, borçlunun daha önce takibi öğrenmiş olmasının da kendisine ödeme emri tebliğ edildiği sonucunu doğurmayacağından zamanaşımı itirazının yasal sürede olduğunun kabulü gerekeceği - Borçluya ‘ödeme emri tebliğ edilemese’ bile, alacaklının anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesi mevcut bulunduğu sürece borçlunun şikayet ve itirazda bulunabileceği-
Borçlunun önceki hamillerden birisi ile kendisi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan şahsi def'ilerini -hamilin, bonoya iktisab ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin, takip hukuku açısından geçerli yazılı bir belge ile kanıtlanmadıkça- ileri süremeyeceği-
3 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi için çekin keşide tarihinin yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki bir tarih olarak düzenlenmesi gerekeceği-
Çeke ilişkin zamanaşımını 3 yıl olarak hükme bağlayan kanunun 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu tarihten önce çeklere ilişkin zamanaşımı süresinin ise 6 ay olarak düzenlenmiş olduğu-
Alacaklı cirantanın taraf olmadığı menfi tesbit davasından verilen tedbir kararının takip alacaklısını bağlamayacağı-
HMK.’nun 17. maddesinde bahsedilen “tacir” sözcüğü ile kastedilenin “işin ticari nitelikte olma”yıp, “tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olması” olduğu; sözleşme konusunun “ticari iş” olmasının, gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermediği-
Zamanaşımının kesilmesi halinde, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımının işlemeye başlayacağı, alacaklının haciz talebinden sonra, üç yıllık zamanaşımı süresi dolmadan ek haciz talebinde bulunması halinde, bonoya dayalı olan takipteki alacağın zamanaşımına uğramamış olacağı-
