İCRA VE İFLÂS KANUNU > 6 - İflâs Yoliyle Takip > - III - KAMBİYO SENETLERİ (ÇEK, POLİÇE VE EMRE MUHARRER SENET) HAKKINDAKİ HUSUSİ TAKİP USULLERİ: > - A) Haciz yolu ile takip: > Madde 168 - Ödeme emri
Borçlunun, borcu olmadığını veya borcun itfa edildiğini, mehil verildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, yetki itirazını sebepleri ile birlikte beş gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerektiği-
Kambiyo senedi niteliği taşımayan dayanak belge bono niteliğinde olmayıp, adi havale hükmünde olduğundan mücerret borç ikrarı taşımayan bu belgenin Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabi olduğu-
Muhataba vekaleten ibraz edilen çekin arkasında takip alacaklısının adının yer alması nedeniyle bankanın yetkili hamil olduğunun kabulü gerekeceğinden çeki ciro ile devralan alacaklı banka tarafından borçluya karşı takip yapılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı-
Haczedilen menkullerin kendisine ait olduğunu söyleyen üçüncü kişiye (borçlunun boşandığı eski eşi) hacizli malların, yediemin olarak bırakıldığı ve akabinde istihkak iddiasının reddi davası açıldığı, bu tarih ile dava tarihi olan arasında icra dosyasındaki son işlem incelendiğinde, altı aylık zamanaşımı süresinin dolduğu görüldüğünden “istihkak iddiasının reddi” davası, TTK. mad. 726'da takibe konu çek için öngörülen zamanaşımı süresini kesen ve aynı Kanun’un 662.maddesinde düzenlenen nitelikte bir dava olmadığından, zamanaşımı süresinin dolduğu- Zamanaşımını kesen muamele her kim hakkında vaki olmuşsa ancak ona karşı hüküm ifade edeceği-
Somut olayda, takibe konu çeklerin arka yüzünün incelenmesinde rehin cirosu bulunmadığı, alacaklının çekleri temlik cirosu ile devraldığı, sunulan ödeme belgelerinin de lehtar tarafından düzenlenmiş olduğunun görüldüğü, bu durumda, itiraz eden keşideci borçlu ile lehtar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan def'ileri, bilerek borçlu zararına hareket ettiğinin iddia ve ispat edilmeyen iyiniyetli hamil olan alacaklı bankaya karşı ileri sürülemeyeceği-
Müdürlerin, esas itibariyle ticari mümessil niteliğinde olduklarından bir başka kişiyi ticari mümessil tayin etme yetkisine haiz olmadıkları, ayrıca sözleşmede aksine hüküm olmadıkça ticari mümessiller ile bütün işletmeyi idare selahiyetine haiz olan ticari vekillerin, şirketi oluşturan ortaklar kurulu kararı ile tayin olunabilecekleri-
Çekin kaybolması nedeniyle açılan davada verilmiş bulunan iptal kararının, bir ilam değil, tespit niteliğini haiz bir karar olduğu, ayrıca bu kararın, hasımsız olarak verilmiş bulunduğundan davada taraf olmayan iyi niyetli üçüncü kişileri bağlamayacağı, bu hususun, ticari senetlerin güvenli tedavül etmesinin de tabii sonucu olduğu, diğer taraftan dosyada, alacaklı cirantanın çekin kaybolduğunu bildiği ve bu hususu bile bile borçlunun zararına olarak çeki devraldığı yolunda bir iddianın da ileri sürülmediği-
'Eşin ancak diğer eşin rızası ile kefil olabileceğini’ düzenleyen TBK’nun 584. maddesinin, kambiyo senedini kefil/aval sıfatıyla imzalayan eşler hakkında uygulanamayacağı-