İcra müdürlüğünce, takip dayanağı bononun teminat senedi olması nedeniyle "örnek 10" ödeme emri yerine, genel haciz yoluyla ilamsız takiplere ilişkin "örnek 7" ödeme emrinin gönderilmesi üzerine, icra müdürlüğünce yapılan işleme yönelik alacaklının yaptığı başvurunun şikayet (İİK. mad. 16) niteliğinde olduğu, icra mahkemesince bu şikayetin kabullüne ilişkin verilen karar  doğrultusunda, borçluya örnek 10 numaralı ödeme emri tebliğ edilmesiyle,  İİK. mad. 168/5 uyarınca borçlunun borca itiraz hakkı doğacağı ve beş gün içinde senedin teminat senedi olduğunu ileri sürebileceği-
Ödeme emrinin, dosya içerisinde mevcut tebliğ mazbatasına göre borçluya 05.01.2013 tarihinde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı, tebliğ mazbatası üzerinde posta dağıtım görevlisi tarafından mühür olarak basılmış 05.01.2013 tarihi olduğu gibi, bizzat elle de 05.01.2013 tarihi yazılarak imzalandığı, her ne kadar elektronik ortamdaki PTT sorgulamasında ödeme emri tebliğ tarihi 07.01.2013 olarak gözüküyorsa da esas olan ödeme emrinin tebligat parçasındaki tarih olduğu, ödeme emrinin borca itiraz eden borçluya 05/01/2013 tarihinde tebliğ edildiğinin, borçlunun ise yasal beş günlük süreden sonra 11/01/2013 tarihinde icra mahkemesine itirazlarını bildirdiğinin görüldüğü, borçlu tarafından tebligatın usulsüz olduğuna dair bir şikayetin de söz konusu olmadığı, o halde mahkemece, istemin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda bonodaki imzaların borçluların eli ürünü olduğu tespit edilmiş, borçluların imzaya itirazlarının reddine karar verildiği, ancak borca, faize ve borcun diğer ferilerine itiraza ilişkin herhangi bir hükmün kurulmadığı, o halde mahkemece, borçlunun sair itiraz nedenlerinin esası incelenerek oluşacak sonuca göre olumlu vaya olumsuz bir karar verilmesinin gerekeceği-
Takip dayanağı bono metinlerinde vadesinde ödenmediği takdirde müteakip bonoların muacceliyet kesbedeceği yönünde kayıt bulunmasının bu senetlerin kambiyo senetleri olma niteliğini etkilemeyeceği, bu gibi kayıtların yazılmamış sayılacağı, muacceliyet koşulu ayrıca bir sözleşmede belirlenmedikçe anılan kaydın ilgililer yönünden hiçbir sonuç doğurmayacağı-
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu İİK.nun 168/5. maddesi kapsamında borca itiraz niteliğinde olup, itirazın incelenmesinin aynı Kanunun l69/a maddesi gereğince duruşmalı olarak yapılmasının gerekeceği, bu nedenle, mahkemece, evrak üzerinde ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Mahkemece yapılacak işin, öncelikle, ödeme emri tebliğ işleminin usule aykırı olduğuna ilişkin iddianın yöntemince araştırılıp değerlendirilmesi, tebligatın usulsüz olduğunun belirlenmesi halinde, başvurunun süresinde olacağı düşünülerek borçlunun diğer itiraz ve şikayetlerinin esası incelenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi; tebligatın usulüne uygun olduğunun saptanması durumunda ise; takibe yönelik itiraz ve şikayetlerin, yukarıda değinilen İİK.'nun 168. maddesinin 3. ve 5. bentlerinde öngörülen yasal 5 günlük süreden sonra yapıldığı gözetilerek istemin süre aşımı nedeniyle reddedilmesinden ibaret olduğu-
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibine başlandığı ve örnek 10 ödeme emrinin borçluya 19.09.2013 ve 25.09.2013 tarihlerinde tebliğ edildiği, borçluya ikinci kez ödeme emri tebliği ona yeni bir itiraz ve şikayet hakkı tandığından (HGK. nun 13.12.2006 tarih ve 2006/12-786/783 sayılı kararı) borçlunun 30.09.2013 tarihinde icra mahkemesine yaptığı şikayetin, İİK.nun 168/3.maddesinde öngörülen yasal 5 günlük sürede olduğunun kabulü gerekeceği-
6762 Sayılı TTK.'nun 688/5. maddesi gereğince bonoda lehtarın ad ve soyadının yazılı olmasının zorunlu olduğu, lehtar unvanının eksik yazılmasının, takibe dayanak bonoların, kambiyo senedi vasıflarını ortadan kaldırmayacağı ve alacaklının, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapmasını engellemeyeceği-
Alacaklının borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlattığı, borçlunun süresinde takip dayanağı çekte ciranta olduğunu, çek tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürerek borca kısmen itiraz ettiği davadan dosya üzerinden karar verilemeyecek olup, itirazın duruşmalı olarak incelenmesi gerekeceği-
Tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki işlemlerin kanuni mümessilleri tarafından onaylanmadıkça geçersiz olduğu, avalist konumunda olan murisin bononun tanzim tarihi itibariyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-