Tebligatın usulüne aykırı yapılmış olması halinde, muhatabın tebligatı öğrenmiş olması halinde, tebligatın geçerli olacağı ve muhatabın bildirdiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı; icra mahkemesince “muhatabın tebligatı daha önce öğrenmiş olup olmadığı” konusunda bir araştırma yapamayacağı-
Çeke dayalı takiplerde, keşidecinin karşılıksız çıkan çek bedelinin tamamı üzerinden, %5 oranında çek tazminatı ile sorumlu tutulması gerekeceği-
Çekin devrinin, ciro ve teslimle mümkün olduğu, cironun keşideci veya çekten dolayı borçlu olanlardan herhangi biri lehine de yapılabileceği; kambiyo senetlerinde “müteselsil borçluluk” esası bulunduğu, senette imzası bulunan herkesin hamile karşı müteselsilen sorumlu olduğu; keşideciden başlayarak lehtar ile ciro silsilesindeki her ciranta ve eğer mevcutsa bunların avalistlerinin, kendilerinden sonra gelenlere karşı, senedin ödeneceğini garanti etmiş oldukları; senet bedelinin ödenmemesi halinde, sorumluluk zinciri içinde bulunan herkesin kendisinin üstünde yer alan kişilerden senet bedeli ile faiz ve komisyon gibi eklerini talep edebileceği; hamilin müracaat borçlularının borçlanmalarındaki sıraya bakmaksızın, her birine veya bunlardan bazılarına yahut hepsine birden müracaat edebileceği-
Borçlunun, kendisini temsilen vekiline çek yetkisini verdiğinin anlaşılması halinde, vekil tarafından imzalanan çekler yönünden borçlu asilin de sorumlu olacağı-
Yabancı para alacağı yazılı olan bonolara dayalı takipte, alacaklının “devlet (kamu) bankalarınca, yabancı para ile açılmış bir yıllık vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranına göre” faiz isteyebileceği-
Asliye Ticaret Mahkemesince, menfi tesbit davası sırasında verilmiş olan “…..yapılacak takiplerin durdurulmasına…” ilişkin tedbir kararı çerçevesinde, icra mahkemesince “yapılmış olan takibin iptaline” değil “durdurulmasına” karar verilmesi gerekeceği-
Çekin ön yüzünün, birbirine paralel iki çizgi ile çizilmiş olmasının, çek niteliğine etkili olmayacağı çek bedelinin ödendiği anlamına gelmeyeceği-
Görüldüğünde ödenecek bononun, ibrazında ödeneceği; böyle bir bononun tanzim tarihinden itibaren bir yıl içinde ibrazının gerektiği; bu sürenin geçirilmiş olması, başka bir anlatımla bononun tanzim tarihinden itibaren bir yıl içinde ödenmesi için ibraz olunmaması halinde, müracaat borçlularının (lehtar ve cirantaların) borçtan kurtulacağı; böyle bir durumda “bono” niteliğinde bir değişiklik olmaz ise de, bononun tanzim eden keşideci ve avalistler yönünden sorumluluğun devam edeceği, sadece bono, ibraz süresinin son günü ibraz edilmiş sayılacağından, üç yıllık zamanaşımı süresinin de, tanzim tarihinden itibaren bir yıllık sürenin bitiminden başlayacağı-