Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceği-
Borçlunun borcun tamamını fer’ileriyle birlikte ödemesi halinde, bu ödemeden diğer borçlunun da yararlanacağı ve bu sebeple açılan menfi tespit davasının kabulü ile davacıların takip dosyasında borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesi gerektiği, icra mahkemesine yapılan başvurunun süre yönünden reddedilmesinin kesin hüküm teşkil etmeyeceği-
Çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile çek nedeniyle davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, alacaklı takipte kötü niyetli olduğundan asıl alacağın %40’ı olan 13.800 TL tazminatın davalı Y.’dan tahsiline karar verilmesi gerekeceği-
Davacının kefil olarak kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarında yasal faizi ile sorumlu olduğu gerekçesiyle benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Bilirkişi raporuna göre; dava konusu çekin ilk tanziminde 1.700 TL iken, baş tarafına aynı kalemle 1 ilavesi ile miktarı gösteren rakam ve yazıların 11.700 TL'ye dönüştüğü, çekte tahrifat bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
4603 sayılı Kanunda öngörülen muafiyetin T.C Ziraat Bankası’nın davacı olduğu davalarda uygulanabileceği, davalı durumundaki bankanın harçtan muaf olduğuna ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamakta ve harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re’sen gözetilmesi gerekmektedir. Kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarından olduğundan mahkemece; davalı bankanın karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülemeyeceği-
Dosyaya sunulan 12.01.2009 tarihli feragat belgesi altındaki imzanın davalı tarafça inkar edilmediği, bu nedenle davacının takibe konu bonodan dolayı sorumlu tutulmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
İhtiyati tedbir sebebiyle alacaklı davalının alacağına kavuşması geciktiğinden, İ.İ.K.'nun 72/4. maddesi gereğince davalı yararına tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki menfi tespit davası-
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda “davanın reddine” denildiği halde, gerekçeli kararda; “davanın reddine, icra takibine konu asıl alacak olan 11.000 TL’nin %40’ı oranındaki tazminatın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine “ denilmiştir. Bu hal, HUMK’nun 381/2 (HMK m.298/2) maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı uyarınca bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulması gerekeceği-
