Mahkemece somut olayda ispat külfetinin davacıda olduğu ve davacının senede karşı iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerektiği gözetilmeden ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
4077 sayılı yasanın 23. Maddesine göre; bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı-
Davalı S. Kaçmaz dava konusu bononun son hamili durumunda olup ihtiyati tedbir nedeniyle takibe girişmesi ve alacağına kavuşması geciktirildiğinden İİK.'nın 72/4 maddesi uyarınca lehine tazminata hükmedilmesinin gerekeceği-
Menfi tespit ve paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkin olan davada, mahkemece delil olarak dayanılan tutanakta malın bir kısmının eksik olduğu yazılı olsa da, bu tutanakta davacının imzası bulunmadığından, depoya giren ve çıkan malların miktarı belirlenmek suretiyle davacının eksik mal teslim edip etmediği hususunun belirlenmesi gerek gerekeceği-
Davacı kefilin uzayan dönemden dolayı sorumlu olmadığı gerekçesi ile borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacı kefile ödenmesine karar verildiği, kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için, takibin haksızlığı yanında, davalının takip yapmakta kötü niyetli olduğunun da kanıtlanması gerekeceği-
Borçlu ile önceki hamillerden biri arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmesi halinde geçerli olmakla mahkemece bu hususa değinilmeden davalının cirodan sonra ve takip öncesinde durumdan haberdar olduğundan bahisle iyiniyetli hamil olmadığı sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacıların murisinin borçlu olduğu bonoya dayalı takip bakımından, senetteki imzanın muris tarafından düzenlenmediği iddiasına dayanarak açılmış menfi tespit davasında, muris davacı dava açıldıktan sonra yargılama sırasında öldüğü ve murisin ölüm tarihine göre, terekesi iştirak halinde olduğundan davacının mirasçıları mecburi dava arkadaşı olup, tüm mirasçıların davaya muvafakatlarının sağlanması ya da terekeye temsilci tayin ettirilerek dava şartının yerine getirilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davacının istemi borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu halde, kararda davacının borçlu bulunduğu tutar saptanıp borçluluğunun tespitine dair olumlu tespit şeklinde hüküm kurulduğu, mahkemece talebe uygun ve onun neticelerini kapsayacak şekilde olumsuz tespit biçiminde hüküm kurulması gerekeceği-
Dava konusu icra dosyasında takibe konu edilen senetlerin, davacı kefil ile davalı kiraya veren arasında takibe konu olan diğer takip dosyası üzerinden ibralaştıkları, bu ibralaşmanın dava konusu senetler ile aynı olmadığı, takibe konu senetleri takip eden vadeleri farklı senetler olup, ibra senedi davaya konu takipteki senetleri kapsamadığı -
Davalının alacaklı olduğu miktar yazılı olduğu halde hükmün sonuç kısmında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın bu şekilde yazımı ile, gerekçe kısmında borç miktarının bulunduğu tespit edildiği belirtilmiş iken hükmün sonuç kısmında borç olmadığının tespiti yazılarak çelişki yaratıldığı-
