Davacının akıl hastalığı sebebiyle fiil ehliyetinin bulunmadığı Adli Tıp Kurumu raporuyla saptanmış olduğundan ve bu durumda bizzat kendisinin dava açma ehliyeti de bulunmadığından davacıya vasi tayini ile vasinin davaya devam edip etmeyeceği konusunda beyanı alındıktan ve aktif dava ehliyeti ile ilgili dava şartı yerine getirilmesi gerekeceği-
Tanzim tarihinin, kambiyo senedi olan bononun zorunlu unsurlarından olduğu, “vade” kelimesi üstü çizilerek alta yazılan tarihin, tanzim tarihi olarak kabulünün mümkün olmadığı-
Mahkemece depo kararına gerekçe gösterilen taraflar arasındaki sözleşmenin 34. ve 35. maddesinde davacıya bu çerçevede verilen çek karnesine ilişkin depo isteme yetkisi yönünden herhangi bir hükmün bulunmadığı, bu durumda davalı bankanın Kanun gereği ödemesi gereken zorunlu karşılıkları hamillere ödemeden davacıdan talepte bulunamayacağı-
Takibe konu 10 adet bonodan ikisi dışındakilerin nakden kaydıyla düzenlendiği ve bonolarda, teminat amacıyla verildiklerine ilişkin kayıt bulunmadığı, takibe konu bonoların ödenmediği ve davalının elinde olduğu ve davacı kooperatifin takip konusu bonolardaki imzaları veya bonoların varlığını inkar etmemekte, sadece takip konusu bonoların teminat amacıyla verildiğini ileri sürdüğü anlaşıldığından ve takip konusu bonoların metninden, teminat amacıyla verildiklerine ilişkin bir kayıt bulunmadığına göre, bonoların teminat amacıyla verildiğini kanıtlama yükünün davacı kooperatife ait olduğu hususu gözden kaçırılarak ispat yükünün davalıda olduğundan bahisle menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Davalı tarafından davaya konu yakıtın alınıp kullanılmış olması, söz konusu yakıtın şartnameye uygun olmadığının belirlenmesi halinde ürün bedeli kadar cezai şart uygulanmasının sözleşme ve eki teknik şartname hükümlerine uygun olduğu gözetilmeksizin mahkemece yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Mahkemece öncelikle icra takip tarihi itibariyle davalının alacağının tespiti, daha sonra varsa takipten sonra dava tarihine kadar yapılan ödemelerin belirlenmesi ve dava tarihi itibariyle davalının alacağının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken eksik inceleme ile düzenlenen ve birbiri ile çelişen bilirkişi raporlarına göre çelişki giderilmeden 2. ek rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığı-
Davacı hakkındaki haczin ihtiyati haciz olmaması, kesin haciz olması ve davacının da haciz tutanağında açık borcu kabul beyanına göre, kesin haciz sırasında verilen beyanın borcun ikrarı olarak kabul edilmesi gerekeceği-
Uyuşmazlığa konu edilen bono hizmet ilişkisi nedeniyle düzenlendiğinden uyuşmazlığın iş hukuku kurallarına göre çözümlenmesi gerektiği ve davanın İş Mahkemesinin görevine girdiği-
Davalı alacaklı hakkında, davacı-borçlunun şikâyeti üzerine ceza mahkemesinde «güveni kötüye kullanma» suçu ile ilgili ceza davası sonucunun, hukuk davasında bekletici mesele yapılması gerektiği–Ceza mahkemesinin maddi vakıayı saptayan kararları hukuk hakimini bağlayacağından ceza davasının sonucu beklenerek, açılan menfi tespit davası hakkında karar verilmesi gerekeceği-
Davacının, senetteki düzenleme tarihinin altında bulunan şirket kaşesi üzerine yetkili sıfatıyla imza attığı, aynı kişinin bir de kendi isim, soy isim ve TC kimlik numarasını yazmak suretiyle attığı 2. imzanın aval veren sıfatıyla atıldığının kabulünün gerekeceği, davacının kaşeyi adres kısmına basmış olması, sadece adres bilgilerinin açıklaması mahiyetinde olup, mahkemece bu hususlar gözardı edilerek, her iki imzanın da şirket yetkilisi sıfatıyla atıldığının ve dolayısıyla davacının kişisel sorumluluğunun bulunmadığının kabulünün usul ve yasaya aykırı olduğu-