Taraflar arasında sözlü kira ilişkisinin varlığı halinde muacceliyet koşulunun uygulanamayacağı, kaldı ki, yazılı kira ilişkisinin varlığı kabul edilse dahi sözleşmedeki özel düzenleme karşısında muacceliyet koşulu geçersiz olup takip tarihi olan 02.02.2010 tarihinde davalı kiraya verenin yalnızca 2010 Ocak ayının kira bedelini isteyebileceği, bu durumda mahkemece 400 TL olan 2010 Ocak ayı dışındaki ödemelerin istirdadına karar verilmesinin gerekeceği-
Bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle borçsuzluğun tespiti ve taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki talebine ilişkin asıl dava, taşınmaz maliki tarafından açılan ipoteğin fekki istemine ilişkin birleşen davada, mahkemece yapılan yargılama sırasında mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, hükme esas alınan bu raporda, davalının davacıya mal sattığı, davacı kayıtlarında bulunan 8 adet iade faturasının davalı kayıtlarında bulunmadığı, davalının davacıya borçlu olduğu belirtilmiş olup mahkemece bilirkişi raporu taraf defterlerinin incelenerek karar verilmesi gerekeceği-
Haklı bir neden olmaksızın kiralananın erken tahliyesi halinde kiracının tahliye tarihine kadar kira ile tahliye tarihinden itibaren de kiralananın yeniden aynı koşullarda kiraya verilebileceği süre kadar kira tazminatından sorumlu olacağı, bunun yanında kiracının kiralananda yaptığı değer artırıcı masrafları kiraya verenden isteme hakkının olduğu, ayrıca kiralananda kalan demirbaşların aynen iadesi mümkün olmaz ise bedelinin tahsilinin de istenebileceği-
Menfi tespit davasında davacının ilamsız takibe itiraz etmiş olup takibin durmasından sonra menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunduğu, asıl dava (menfi tespit davası) davalısı birleşen dava (itirazın iptali) davacısı bankaya yapılan ödemelerin tarihleri saptanıp takip tarihi itibariyle alacak miktarının belirlenmesi için konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi, ayrıca davadan sonra yapılmış ödeme var ise bu ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınacağının gözetilmesi gerektiği, asıl dava olan menfi tespit davasının davalısı bankanın takibinde İİK'nın 72/5. maddesi anlamında haksız ve kötüniyetli sayılamayacağının kabul edilmesi gerektiği-
Gayrimenkul satış vaadi nedeniyle alacak istemli davada, dava konusu belge davacının iddiaları doğrultusunda, davalı tarafından düzenlenmiş ve imzalanmış ise, bu durumda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu ve tarafların sözleşme gereğince edimlerini yerine getirmesi gerekeceği-
Davacının ticari faaliyeti çerçevesinde imalatçı davalıdan satın aldığı malın bozuk ve eksik çıktığı gerekçesiyle kesilen iade faturası bedelini tahsili istemine ilişkin itirazın iptali davasının tüketici mahkemesinde görülmesi gerekeceği-
İcra dairesindeki kefaletler, ilam mahiyetini haiz belgelerden olup ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi şeklinde düzenlenen İIK.'nın 38. maddesine göre ve ilama müstenit takip, son muamele üzerinden 10 sene geçmekle zamanaşımına uğracağı şeklindeki İİK.'nın 39. maddesine göre; somut olayda, davalı-alacaklı tarafından dava dışı şahıs aleyhinde çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılmış, davacı ise haciz sırasında icra kefili olmuş; ancak icra kefaleti, kambiyo senedinden ayrı bir taahhüdü içerdiğinden 818 sayılı BK.'nın 125. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup icra kefili yönünden, yapılan son işlem tarihinden dava tarihine kadar bu zamanaşımı süresi gerçekleşmemiş olduğundan mahkemece bu yönde bir karar verilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, dava konusu çeklerin, hisse devri bedeli karşılığı verildiği anlaşılmakta olup her ne kadar hisse devrine ilişkin olarak noterlikçe düzenlenen belgede bedel olarak miktar olarak yazılmış ise de tutanakta açıkça hisse devir bedelinin yazılmış olduğunun ve bu bedel karşılığında dava konusu çeklerin davacı tarafından düzenlenerek davalıya verildiğinin belirtilmiş olmasına göre bu durumda mahkemece gerçek satış bedelinin tutanakta yazan bedel olarak kabul edilmesi gerekeceği-
Menfi tespit, istirdat ve çek iadesi niteliğindeki eldeki ticari davada, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilip yargılamaya devam edilmesinin gerekeceği-
İcra takibine konu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile ödenen paranın istirdatı istemine ilişkin kooperatif ile üyesi arasındaki davanın HUMK'nın 17. maddesi (01.10.2011 tarihinden sonra açılan davalar bakımından geçerli olan 6100 sayılı HMK'nın 14. maddesi) ve TMK'nun 51. maddesi uyarınca kooperatifin muamele merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, mahkemece, davalı kooperatifin merkezinde değişiklik olup olmadığı da gözetilerek, kooperatif muamelelerinin yürütüldüğü merkezin bulunduğu yer, dava tarihi itibariyle tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-