Senetlerde dava dışı şirketin kaşesi basılmış ise de davacının anılan şirketin yetkili temsilcisi olmadığı dosya içeriğinden sabit olup somut olayda uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nun 590. maddesi uyarınca temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilci sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kimse o poliçeden dolayı bizzat mesul olduğu, aynı kanunun 690. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken 590. madde hükmüne göre somut olay bakımından davacının dava konusu bonolardan dolayı kişisel sorumluluğunun bulunduğu ve yerel mahkeme gerekçesinde sözü edilen ceza mahkemesi kararının bu davanın sonucunu etkileyecek nitelikte bulunmadığının gözetilmesi gerekeceği-
Menfi tespit ilamının İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5. maddesi karşısında kesinleşmeden takibe konulamayacağı, ilam bir bütün olup, ilamda yer alan eklentilerin de aynı kurala tabi olduğu, ilamda yer alan tüm alacak kalemlerinin ilamın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği belirgin olmakla, ilam kesinleşmeden eklentilerin ayrıca takibe konu edilmelerinin de söz konusu olamayacağı-
Davacı yanın, 'dava konusu senedin davalıdan alınacak mallar karşılığında avans olarak davalıya verildiğini' iddia ettiği, senede karşı ileri sürülen iddiaların da yazılı delille ispatı gerektiği, somut olayda ispat külfeti davacı yanda olup davaya konu senedin davalıdan alınacak mallar karşılığı avans olarak verildiğinin usulüne uygun delillerle ispatı gerekirken mahkemece bu husus gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme sonucu ispat külfetinin tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şeklide hüküm kurulması doğru olmadığı-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, dava konusu çekin hatır çeki olduğunu ileri sürmüş olan davacının, bu iddiasını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiğinden mahkemece, dava konusu çekin, davalının bankadan kredi kullanması amacıyla teminat olarak verildiğini, gerçek bir borcu yansıtmadığı yönündeki davacı iddialarının yazılı delillerle ispatlanması gerekeceği-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, 4603 Sayılı Kanunun 4684 Sayılı Kanunla değişik geçici 4. maddesinin 2. fıkrasında getirilen harç muafiyetinin adı geçen bankalarca kredi alacaklarının tahsili amacı ile yeniden yapılandırma süreci içerisinde açılmış ve açılacak dava ve takiplerle ilgili olup, davalı Ziraat Bankası'nın sözü geçen yasa hükmündeki muafiyetten yararlanamayacağı, harç alınması kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi, bu durumda mahkemece, davalı bankanın karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekeceği-
Dava kira sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit davası 26.2.2013 tarihinde açılmış olup dava tarihinde yürürlükte olan H.M.K. 4/1-a maddesi gereğince değerine bakılmaksızın görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu-
Davacı yanın, aleyhine girişilen icra takip dosyasından borçlu olmadığının tespitini talep ve dava ettiği davada, anılan icra dosyasında davalı tarafın talep ettiği tutar gösterilmiş olup, yargılama sırasında harç bu miktar üzerinden davacı tarafa tamamlattırılmış olduğundan, davacılar yararına hükmedilecek vekalet ücretinin bu miktar esas alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanması ve davalının harçtan muaf olduğunun (5411 s. K. 140. madde) gözetilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında, davacı tarafın talebi üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu karar infaz edilmiş olup, davalı şirketin alacağına kavuşması bu sebeple geciktirildiğinden İİK'nın 72/4. maddesinde öngörülen tazminat koşulları oluştuğu ve davalı şirket yararına tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Kira alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibi nedeniyle kiracının borçlu olmadığının tespiti istemi-
Yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda '' davacının %40 tazminat talebinin reddine '' denildiği halde, gerekçeli kararda bu yönde bir hüküm kurulmamış ve tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olup, HUMK.nun 381/2. (HMK m.298/2) maddesine aykırılık teşkil ettiğinin kabulünün gerekeceği-