Menfi tespit davasına ilişkin dava dosyasında mündemiç ipotek resmi senedin şartlar başlıklı bölümünde ''... lehine ipotek verilen kişinin alacaklı bankaya ... vermiş olduğu ... ve vereceği kefalete dayalı taahhütlerden banka lehine imzalan kefaletler ve diğer her türlü sözleşmeler ile sebep ve ciheti ve kaynağı ne olursa olsun bankaya karşı asaleten veya kefaleten adı geçenlerin doğmuş ve doğacak her türlü kredi ve borçlarının teminatı olmak üzere ...TL bedelle ...'' denildiğinden, icra takibine konu olan borç da lehine ipotek verilen dava dışı üçüncü şahsa kefaleti sebebiyle bankaya olan borcundan kaynaklandığından ve davacının resmi merci önünde hazırlanan ipotek senedindeki taahhüdü kendisini bağlayıcı nitelikte olduğundan, bu ilkeler dikkate alınarak karar verilmesi gerekeceği-
Satım akdine konu pancar sökme makinesinin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesine göre iş makinesi niteliğinde olduğundan anılan Yasa'nın 22/2. maddesi hükmü uyarınca ziraat odasınca tescile tabi olduğu, ne var ki dosya kapsamından dava konusu makinenin davalı-satıcı adına ziraat odasına kayıtlı olmadığının anlaşıldığı, bununla birlikte aynı Yasa'nın 20/2-d maddesi ile 18.07.1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Trafik Karayolları Yönetmeliği'nin 29. maddesi hükmüne göre tescile tabi tüm araçların devirlerinin noterlerce yapılmasının zorunlu olduğu, bu durumda taraflar arasında imzalanan ve davacı tarafından fesholunan satım akdi geçersiz olduğundan tarafların bu sözleşmeye göre verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alabilecekleri-
İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi hükmü uyarınca menfi tesbit davasında borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi için alacaklının davayı kazanması yeterli olmayıp, ayrıca ihtiyati tedbir kararı dolayısıyla alacağını geç tahsil etmesi gerekeceği -Davaya konu icra dosyasının incelenmesinden, 16.04.2014 tarihinde alacaklı vekiline kısmi ödeme yapıldığı anlaşıldığından, somut olayda davalı aleyhine infaz edilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından davalı yönünden alacağın tahsilinin geciktirilmesinden söz edilemeyeceği -
Bonoda sıfatı olmayan bir kişinin menfi tespit davasındaki davalı şirketin ortağı olduğundan bahisle yorum yapılarak kambiyo senedinin hükümsüz kılınamayacağı-
Mahkemece, HUMK.nun 74. (HMK.nun 26.) madde hükmü de gözetilerek, taleple bağlılık kuralı çerçevesinde, dava tarihi itibari ile davacının borçlu olmadığı miktar saptanarak menfi tespite hükmedilmesi gerekirken, davanın niteliği gözardı edilerek borçlu olunan miktar üzerinden olumlu tespit hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Birleşen davalar bağımsızlıklarını koruyacaklarından, her dava için ayrı ayrı hüküm kurulması, harç, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekeceği-
Dava, kiracının kiralayan aleyhine açtığı menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece; konusunda uzman, teknik bilirkişilerden denetime elverişli rapor alınarak, kiralanan cihaz ile teslim edilmek istenen cihazın aynı olup olmadığı, teslim edilmek istenen cihazın seri numarasının okunamamasının sebebinin araştırılması hususlarında rapor alınarak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafından davalıya gönderilen ve davalı defterlerine de kayıt edilen iki adet fatura içeriğine göre çeklerin karşılığını iade edilen ürünlerin oluşturduğu yazılmak suretiyle, menfi tespit davasına konu çeklerin iade edilen mallara yönelik verildiği anlaşılmış olmakla, mahkemece artık taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine girilerek davalının cari hesaptan kaynaklı alacağının varlığı konusunda inceleme yapılıp, çekin ödeme vasıtası olduğu belirtilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece davalının imzaladığı iddia edilen tahsilat makbuzundaki imzanın davalı eli ürünü olup olmadığı konusunda yeni bir bilirkişi veya bilirkişi kurulu aracılığıyla, önceki raporları da irdeleyen telafi edici imza incelemesi yapılması ve bu incelemenin sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, inceleme yapılmadan imzanın davalıya ait olmadığı gerekçesi ile hüküm tesisinin yerinde olmadığı-
Davacının keşideci olarak yer aldığı bononun düzenlendiği tarihte "akıl zayıflığı" bulunduğu ve bu kısıtlılık nedeniyle "bononun geçersiz olduğu" iddiasının saptanması halinde, İİK. mad. 72/7'de yer alan bir (1) yıllık hak düşürücü sürenin istirdat davasında uygulanmayacağı-