6. HD. 06.10.2016 T. E: 3887, K: 5760-
Kural olarak, borçlu tarafından İİK’nun 72/3. maddesi koşullarında menfi tespit davası açılması halinde alacağın %15’inden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesinin istenebileceği, borçlunun, mahkemece tayin edilen teminattan ayrı olarak icra müdürlüğüne talep anına kadar fer'ileri ile birlikte hesaplanan dosya borcunun tamamını karşılayacak şekilde nakden veya her an paraya çevrilebilir muteber, kesin banka teminat mektubunu vermesi halinde alacaklı tarafından takibe devam edilemeyeceği- Borçlu tarafından, dosya alacağının tamamının icra dairesine depo edilmiş olması halinde, mahkemece, aşkın hale gelen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacının, dava dışı şahsın davalı banka ile akdedilen tarımsal kredi sözleşmesine kefil olduğu, aleyhine davalı banka tarafından icra takibi yapıldığı, davacının kefaletinin yasa gereği kendiliğinden sona erdiği, davacının sözleşmedeki kefalet nedeniyle borçlu sıfatının kalmadığı-
Takibe konu senedin tedavüle çıkmadan önce tüm unsurları taşımakta olup, eksiksiz bir şekilde takibe konulduğundan ve davacı tarafın tedbir talebi üzerine icra veznesindeki paranın davalıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilip infaz edildiğinden davanın reddi gerektiği-
Takip ve dava konusu senetteki imza davacıların murisine ait olmadığından davacıların senetten dolayı borçlu olmadıkları, davalının takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu-
Taraflar arasında kira sözleşmesi bulunduğu ve davaya dayanak kambiyo senetleri bu sözleşmeden kaynaklandığından davanın görülmesinde sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu-
Davalının, miras hakkına teminat olmak üzere davacıya boş senet imzalattığı, daha sonra bu teminat senedinin muvazaalı olarak diğer davalıya ciro edildiği ve davacı aleyhine icra takibine girişildiğinin iddia edildiği ve davalılara davacının borçlu olmadığının tesipiti istenen davada, davacının iddiasını yazılı delille kanıtlayamadığı, açıkça yemin deliline dayanılmadığından yemin teklifinin hatırlatılmadığı gerekçesiyle ispat olunamayan davanın reddi gerektiği-
Nispi oranda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve hüküm kısmında yargı harçları konusunda karar verilmemesinin doğru olmadığı-
İstirdat davasının bir yıllık süre içerisinde açılabileceği, bu bir yıllık sürenin zamanaşımı süresi değil, hak düşürücü süre olduğu, bu nedenle, davanın süresinde açılıp açılmadığının mahkemece doğrudan doğruya araştırılması gerekeceği-
Davaya konu çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığının sabit olduğu, tahrifattan önceki tarih esas alındığında, çekin ibraz süresi geçtikten sonra alındığının anlaşıldığı, çekin kambiyo vasfını yitirdiği, uyuşmazlığın alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu, davacı bu kapsamda ödeme def'ini herkese karşı ileri sürebilecek ise de, dosyaya sunulan dekont üzerinde, ödemenin davaya konu çekle ilgili olduğuna dair herhangi bir ibare bulunmadığı, davacının ödemeyi ispat edemediği-
