Mahkemenin ön inceleme aşamasında nihai karar verebilmesi için dava şartlarından birinin bulunmaması, ilk itirazların yerinde olması, hak düşürücü sürenin geçmiş olması veya zamanaşımı def’inin dinlenebilir olması gerektiği, bu nedenler dışında işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilecekse, HMK. mad. 143 vd uyarınca tahkikat aşamasına geçilmesi ve özellikle HMK. mad. 147 uyarınca tarafların tahkikat için duruşmaya davet edilmesi gerektiği-
Menfi tespit istemine ilişkin uyuşmazlığın yargı organlarının niteliklerine ve sıfatlarına sahip olmayan tüketici hakem heyetlerince çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığı-
Davacıların kısmi olarak borçlu olmadığının tespitine ilişkin davada, davalı alacağı temlik almış olup, usulüne uygun geçerli temlik işlemi yapıldıktan sonra, temlik edenin alacaklının alacak miktarı yönündeki beyanı temlik alan davalıya karşı ileri sürülemeyeceğinden mahkemece temlik tarihi itibariyle davacıların icra takibine konulan borçlarıyla ilgili bilirkişi aracılığıyla hesaplama yaptırılması ve davacıların kefil oldukları dava dışı asıl borçlunun borcu verilen kredi ve yapılan geri ödemeler dikkate alınarak saptanması ve böylece temlik eden bankanın temlik edebileceği gerçek alacağının bulunması, ayrıca davacıların icra takibine konu alacağın dayanağı olan genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olmaları nedeniyle kendi kefalet limitleri ve temerrütlerinin sonuçlarından sorumlu oldukları gözetilerek, tüm delillerin değerlendirilip bir karar verilmesi gerektiği-
Senedin tehdit ile alındığı iddiasının tanık delili ile ispat edilebileceği-
Temlik, karar tarihinden sonra dosyaya bildirildiğinden,.temlik eden bankanın karar başlığında davalı olarak gösterilmesi ve hükmün onun hakkında kurulmasında bir yanlışlık olmadığı- Mahkemece HMK.nun 125. maddesi gözetilerek davacıya seçim hakkını hangi yönde kullandığı sorulup, sonucuna göre yargılamaya devam edilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği-
Temlik, karar tarihinden sonra dosyaya bildirildiğinden temlik edenin karar başlığında davalı olarak gösterilmesi ve hükmün onun hakkında kurulmasında bir yanlışlık olmadığı- Temlik işleminden sonra HMK. mad.125 uyarınca davacıya seçim hakkını hangi yönde kullandığının sorulup, sonucuna göre yargılamaya devam edilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu ipoteğin bir kısmı davacı tarafından davalı bankaya yatırılmasına rağmen, davalı bankanın ipotek bedelinin tamamı üzerinden davacı hakkında takibe giriştiği anlaşıldığından, davacının dava açmakta haklı olduğu, yatırılan tutar üzerinden yararına kötüniyet tazminatı ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davacının talebi olmaksızın bu miktar alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesinin HMK. m. 26’ya aykırı olduğu-
6100 sayılı HMK'nunda "dahili davalı" adı altında bir müessese öngörülmemiş olup, dava açıldıktan sonra ek dilekçe ile davada taraf olmayan 3. kişilerin davaya dahili mümkün olmadığından davada taraf olmayan şahıs hakkında mahkemece aleyhe hüküm kurulmasının doğru görülmediği-
Davalı Şirket’i sözleşmedeki imzası yönünden isticvap edilen çağrıldığı duruşmaya gelmediğinden, imzanın davalı Şti’ne ait olduğu kabul edilmişse de, sözleşme ile "3 adet çek yerine çek değerleri toplamı kadar senet verileceği ve bu çekler yönünden davadışı kefilin de sorumluluğu" düzenlendiğinden artık çeklerin bedelsiz olduğu sonucuna varılamayacağı ve davalı Factoring’e teslim edilen çeklerin bedelsiz olmadığı anlaşıldığından faktoring şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-