Davanın icra takibine konu bonodan dolayı yapılan sahtecilik iddiasına dayalı borçlu bulunmadığı istemine ilişkin olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda fotokopi belgeler dayanak olarak kabul edildiği gibi bonoların keşide tarihinden önceki döneme ait samimi imzalarını içeren mukayese konu belge asıllarının da getirtilmediği, eksik belgelere dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı-
Menfi tespit davasında davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olup, dava davalı yararına sonuçlandığından lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davacının, menfi tespit davasına konu olan takipte dava tarihinden sonra borcu kabul ettiği ve ödeme taahhüdünde bulunduğu anlaşıldığından, taahhütnamedeki borç ikrarına göre davanın reddedilmesi gerektiği-
Mahkemece öncelikle davaya konu bonodaki keşideci imzasının davacıya ait olup olmadığı yönünde deliller toplanıp bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmesi, imza davacıya ait çıktığı takdirde ise davalının uyuşmazlık konusu bononun traktör alım satım nedeniyle verildiğini iddia etmiş olduğu, bonodaki düzenleniş sebebinde ise nakten ibaresinin bulunduğu anlaşılmakla bono düzenleniş sebebinin davalı tarafından talil edilmiş olması nedeniyle ispat yükümlülüğü davalıya geçmiş olup, davalının söz konusu bononun traktör alım satımından kaynaklanan borç nedeniyle verildiğini yazılı delillerle ispatla yükümlü olduğu-
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit talebine ilişkin davada, tedbir kararının değiştirilmesi kararı, davacı vekilinin yokluğunda verildiği için; davacı vekilinin mahkemenin tedbirin değiştirilmesi kararına HMK'nun 394. maddesi uyarınca itiraz hakkı bulunduğu, ancak davacı vekili itiraz hakkını kullanmadan, istinaf yoluna başvurduğundan istinaf başvuru şartının gerçekleşmediği-
Borçlunun alacaklıya karşı ileri sürebileceği şahsi defileri temlik alana karşı da aynen ileri sürebileceği- Borcu söndüren sebeplerden olan takasa dayalı menfi tespit davası açılabileceği-
675 s. kanun hükmünde kararname kapsamında bulunan davalı hakkında bir karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerektiği-
Davacı tarafından davalı lehtara karşı açılan menfi tespit davası derdestlik nedeniyle reddedilmiş, derdestliğe neden olan ilk menfi tespit davasının ise kesinleşmesi beklenmeden bu davada karar verildiği anlaşılmış olup, keşideci tarafından lehtar ve hamile karşı açılan menfi tespit davasında, önce senedin lehtara karşı bedelsizliği saptandıktan sonra hamilin bedelsizliği bildiği ya da bilebilecek durumda olduğu ve bu nedenle kötüniyetli olduğunun ispatlanması gerektiği- Mahkemece davacı tarafından davalı lehtara karşı açılan ve bu davada derdestliğe neden olan sözleşmenin feshi ve bu nedenle bono bedelsizliği davasının sonuçlanmasının ve kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği-
Bonoya dayalı takipte vade tarihinden itibaren avans faizi uygulanabileceği- Takip tarihi itibariyle %50 faiz oranı, avans faizinin üzerinde olup, vade tarihinden takip tarihine kadar geçen süre için işlemiş faizin bilirkişiye hesaplattırılması gerektiği-
Davacının açtığı menfi tespit davasında, HMK'nun 209/1. maddesinin uygulanması koşullarının var olup olmadığı, mahkemenin HMK'nun 209/1. maddesine göre verdiği tedbirin İİK'nun 72/3. maddesine dönüştürülmesi kararının yerinde olup olmadığı-
