6100 sayılı HMK'nunda "dahili davalı" adı altında bir müessese öngörülmemiş olup, dava açıldıktan sonra ek dilekçe ile davada taraf olmayan 3. kişilerin davaya dahili mümkün olmadığından davada taraf olmayan şahıs hakkında mahkemece aleyhe hüküm kurulmasının doğru görülmediği-
Davalı Şirket’i sözleşmedeki imzası yönünden isticvap edilen çağrıldığı duruşmaya gelmediğinden, imzanın davalı Şti’ne ait olduğu kabul edilmişse de, sözleşme ile "3 adet çek yerine çek değerleri toplamı kadar senet verileceği ve bu çekler yönünden davadışı kefilin de sorumluluğu" düzenlendiğinden artık çeklerin bedelsiz olduğu sonucuna varılamayacağı ve davalı Factoring’e teslim edilen çeklerin bedelsiz olmadığı anlaşıldığından faktoring şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davacının dava konusu bonodaki keşideci imzasının kendisine ait olmadığını iddia etmesi üzerine taraf vekillerinin huzuru ile duruşma yapıldıktan sonra ara karar ile davacının huzurda imza örneklerinin alınmasına karar verilmiş ise de daha sonra alınan imza örneği tutanağında hakim ve katip imzası bulunmakla birlikte bunun duruşmada tarafların huzurunda yapılmadığı, ara karar ile duruşmadan sonra yapıldığı anlaşıldığından, imza incelemesinin usulüne aykırı olduğu- Usule aykırı tahkikata dayalı karar verilemeyeceği- Mahkemece yapılacak işin davacı asilin imza için isticvap edilmek üzere duruşmaya çağırmak, hazır olan tarafların önünde takip konusu bono aslı kendisine gösterilip imzanın kendisine ait olup olmadığı sorulup kabul etmezse huzurda medarı tatbik imza örnekleri alınıp daha sonra tarafların gösterdiği yerlerden getirtilen diğer medarı tatbik imza örnekleri ile birlikte grafolojik rapor alınmaktan ibaret olduğu-
Davacının çeklerin kendisinden tefecilik suretiyle alındığını iddia ettiği Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında sözkonusu tefecilik suçuna konu edilen çeklerin, işbu dosya konusu çeklerle aynı olmadığı, bu nedenle ceza dosyasının bekletici mesele yapılmadığı, çeklerin tefecilik suretiyle kendisinden alındığının ispat yükünün davacıda olduğu, davacının iddiasını ispat edecek yazılı bir delil sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı, davanın ispatlanamadığı-
Açılan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece, menfi tespit konusunda hüküm kurulması gerekirken eda hükmü içerecek şekilde itirazın iptali ve takibin devamı şeklinde hüküm kurulamayacağı-
Faktoring şirketleri gerçek bir alacağı temlik almadıkları takdirde bu alacağa ilişkin kambiyo senedinde iyiniyetli 3. kişi konumundan yararlanamayacağı- Davanın ihbar olunduğu kişinin davada taraf olmadığı-
Aleyhinde başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit ve istirdat davasında, 26.9.2014 tarihli dilekçesi ile de İİK'nın 72/6 maddesi gereği maaşından kesinti yapılması nedeniyle davaya istirdat davası olarak devam edilmesini, 06/04/2015 tarihli dilekçesi ile de, bilirkişi ek raporunda hesaplanan ve maaş hesabından kesinti yoluyla tahsil edilen toplam miktar olan 13.229,62 TL'nin davalıdan tahsilini istediği, bilirkişi tarafından rapor tarihine kadar maaştan toplam 13.229,62 TL kesinti yapıldığı belirtildiği ve rapor doğrultusunda davacının ıslahı üzerine hüküm kurulmuş ise de; mahkemece, dava tarihinden rapor tarihine kadar yapılmış maaş kesintileri de dikkate alınarak yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Borçlu tarafından menfi tespit davasına bakan mahkemece belirlenen teminat yatırıldıktan sonra, borçlunun şikayete konu banka hesabına haciz konulduğu anlaşılmış olup dosya borcunun tamamı dosyaya teminat mektubu ile yatırıldığına göre mahkemece borçlunun banka hesabına konulan haczin de kaldırılması gerektiği- Borçlunun banka hesabı üzerine konulan haczin kaldırılmasına ve bankadan gelen para icra kasasına girmiş ise bunun da iadesine karar verilmesi gerektiği-
Menfi tespit davasına bakan mahkemece "belirlenen teminatın yatırılması halinde icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine" ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiği, aynı tarihte borçlu vekili tarafından nakdi teminatın dosyaya yatırıldığı ve icra müdürlüğünce yapılan dosya hesabı sonucu belirlenen meblağın tamamının icra veznesine depo edildiği anlaşılmakla, borçlu, mevcut hacizlerin kaldırılması için takip giderleri ve faizleri ile birlikte borcun tamamını karşılayacak miktarı takip dosyasına depo ettiğinden, aşkın hale gelen hacizlerin de kaldırılması gerektiği-
Takip konusu bononun lehtar yönünden bedelsiz, davalı hamil yönünden ise hamilin kötü niyeti nedeniyle bedelsiz olduğu iddiasına dayalı menfi tespit davasında, mahkemece bu davada davalı gösterilen lehtara ilişkin dava lehtar hakkında daha önce açılan menfi tespit davasının varlığına işaretle tefrik edilmiş ayrı bir esasa kaydedilmiş, sonrasında derdestlik nedeniyle reddedilmiş olup, davacının lehtara karşı bononun bedelsiz kaldığını ispat etmesi ve bunu başardıktan sonra hamilin kötü niyetini ispat etmesi gerektiği- Menfi tespit davası içerisindeki bazı vakıaları senet hamilinin kötü niyetinin değerlendirilmesinde etkili olabileceğinden, mahkemece davacının bono lehtarı hakkında açtığı davanın kesinleşmesinin beklenmesi keza (TTK . m.687- e.TTK. m.599) o davada davacının lehtara da borçlu olmadığının kesinleşmesi halinde, bu davadaki davalının kötü niyetli olup olmadığı her türlü delille ispatlanabileceğinden davacı da delil listesinde açıkça tanık bildirmesi nedeniyle davacının tanıkları dinlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-