Açılan menfi tespit davası sırasında borcun ödenmesi sonucu istirdat davasına dönüşmüş olan davanın reddi halinde alacaklı (davalı) yararına alacağının alınan bir tedbirle geciktirilmesi söz konusu olmadığından davacı aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği-
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın müracaata bırakıldığı ve işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay geçtiği halde yenilenmediği gerekçesiyle HMK. mad. 150 gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup asli müdahelenin vekil aracılığıyla yapıldığı ve asli müdahilin hukuki yardım aldığı ve talebinde haklı olup olmadığı tartşılarak haklı görülmesi halinde lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği-
"Takibe konu bononun düzenleme tarihinin ..1989 tarihi olduğu, bononun üzerindeki 400.000.-TL olan bedelin; 01/01/2005 tarihinde yürürlüğe giren yasa gereği paradan 6 sıfır atılması nedeniyle, borç miktarının 0,40 TL olması gerektiği, bonoya karşı başkaca da yazılı delil sunmadıkları, bu nedenle menfi tespit davasının icra takibinin alacaklısı yönünden 399.999,60 TL üzerinden kabulüne, menfi tespit davasının icra takibinin alacaklısına veya senet hamiline karşı açılması gerektiğinden diğer davalının icra dosyasında davacılardan bir alacak talebi bulunmadığından hakkındaki davanın reddine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
Alacaklı tarafından borçlu hakkında menfi tespit davasına konu çek ile ilgili takip, menfi tespit davasında verilen tedbir kararından önce başlatıldığından, verilen bu tedbir kararı, önce başlatılan icra takibinin iptali sonucunu doğurmaz ise de çekin icra takibine konulmaması yönünde verilen tedbir kararına rağmen takibe devam edilemeyeceğinden icra takibinin durdurulması gerekeceği- Mahkemece, borçlu tarafından çek tazminatı ve çek komisyonu istenemeyeceği ileri sürüldüğü halde borçlunun bu itirazı yönünden olumlu olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı-
Davacının, çekteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, müvekkilinin davalılara da herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek, dava konusu çek yönünden davalılara borçlu bulunmadıklarının tespiti ile çekin istirdadına, ödenmek zorunda kalınırsa ödenen bedelin müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep ve dava ettiği, davalının çek bankaya ibraz edildiğinde imza tutmadığı gerekçesiyle bu durumun çekin arkasına şerh edildiğini savunarak, menfi tespit davasının reddini savunduğu davada, "çekin üzerinde yazılı keşide tarihinde keşideci şirketi temsil ve ilzama şirket müdürü olduğu, adli tıp uzmanından alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu çekteki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığı, bu çeke dayanılarak alacak iddiasında bulunulması hukuken mümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu çekten dolayı davacı şirketin davalılara borçlu olmadığının kabulü, çekin iadesi talebinin reddi, koşulları bulunmadığından İİK. mad. 72 maddesi gereğince tazminata hükmolunmasına yer olmadığı" kararının onanması gerektiği-
İşletme şefliği yapan davacının kendisine imzalatılan bonodan dolayı alacaklı olmadığı ve ödediği bedelin istirdadı nedeniyle açtığı davanın hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Menfi tespit talebine ilişkin dava, ödeme nedeniyle kendiliğinden istirdada dönüşeceğinden hesaplanan tazminattan bu gerekçeyle indirim yapılmasının hatalı olduğu- Davaya konu icra takibinin davacının ortağı olduğu limited şirketin borcu nedeniyle yapıldığı, davacı tarafından davalı şirket aleyhine açılan menfi tespit davası sonunda davacının borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, kararın onanarak kesinleştiği uyuşmazlıkta, haciz işleminin borçlu olmadığını bildiği veya borçluya ait olmadığını bildiği kişi ve eşyaya yönelik yapılması durumunda, haksız hacizin söz konusu olacağı; bu nedenle davacının maddi zararının karşılanması gerekirse de, kişilik haklarına saldırı oluşturacak şekilde bir haksız haciz işlemi olmadığından, haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı arandığından, davacının, dava dışı borçlu şirketin ortağı olduğu da dikkate alındığında salt davacıya zarar vermek amacıyla haciz işlemlerinin yapıldığı söylenemeyeceğinden, haksız haciz nedeniyle manevi tazminat isteminin reddi gerektiği-
Menfi tespit davasında davalının ödeme iddiası olduğuna göre mahkemece, buna ilişkin taraf delilleri incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği-
İpoteğin kaldırılması ve menfi tespit talebiyle dava açılmasına karşın menfi tespit istemine ilişkin hüküm kurulmamasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Davacının, davalı şirketin temsilcileri tarafından gezi amaçlı götürüldüğü sırada daha önceden düşünmediği ve devre tatil satın almak için de gitmediği halde, yapılan tanıtımlar üzerine hazırlıksız bulunduğu bir sırada imzalamış olduğu sözleşmenin, kapıdan satış şeklinde yapıldığının kabulü gerektiği- Bu tip satışlar, tecrübe ve muayene koşullu satışlardan olduğundan cayma hakkının, ancak hizmetin ifasından sonra, başka bir ifade ile tatil hakkı kullanıldıktan sonra işlemeye başlayacağı ve bu süre içinde sözleşmenin askıda olduğu- Davacının, sözleşmeye uygun kullanımı bulunmadığına göre, bu durumda cayma hakkını kullanma süresi henüz başlamamış olup davacının cayma hakkını kullanmasının mümkün olduğu-