Takip konusu çekin keşideci olarak şirket unvanı altında, şirkete tek başına temsil ve ilzama yetkili borçlu tarafından imzalanmış olması ve keşideci şirket temsilcisi tarafından ayrıca çek üzerine ikinci bir imza atılmamış olduğundan, bu çek nedeniyle şirket yetkilisinin şahsen sorumlu tutulamayacağı-
Bir davanın üçüncü defa takipsiz bırakılması halinde, davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği (HMK. mad. 320/4), bu hüküm anılan yasanın yürürlük tarihin olan 01.10.2011 tarihinden sonraki takipsiz bırakmalar hakkında uygulanacağı-
Borçluların icra mahkemesine 'tahrifata ilişkin' başvurularının 'borca itiraz' niteliğinde sayılacağı- İİK. mad. 169/a gereğince itirazın kabulü halinde alacaklının, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminatla sorumlu olacağı-
Bono bedelinin hem yazı ve hem de rakamla gösterilip iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile belirlenen bedele itibar olunacağı, ancak bu kuralın, senedin bedel kısmında tahrifat yapılmamış olması halinde uygulanacağı; senette tahrifat yapıldığının bilirkişi raporu ile saptanması halinde, senedin, tahrifattan önceki miktar için geçerli olacağı-
Takip dayanağı çekin ödendiğine ilişkin sunulan, çek numarasını da içeren, çeke açıkça atıfta bulunan 'protokol' başlıklı belgedeki imzaya alacaklı tarafından karşı çıkılmaması nedeniyle bu belgenin İİK.'nun 169/a maddesinde yazılı nitelikteki belgelerden sayılacağı ve imzası ikrar edilen bir belgede imza üzerindeki bir kısım yazıların farklı kalemlere ait olması, belgenin sıhhatine halel getirmeyeceği-
İİK.'nun 169/a-VI maddesi uyarınca borçlunun borca kısmi itirazının kabulü halinde 'kabul edilen miktar üzerinden' borçlu lehine inkâr tazminatına karar verilmesi gerekeceği-
Zamanaşımı itirazının kabul edilmesinden sonra artık icra takibine devam edilemeyeceği, bu nedenle icra mahkemesince zamanaşımı itirazının kabul edilip ödeme emrinin iptaline karar verildikten sonra, tekrar aynı dosyadan borçluya gönderilen ödeme emrinin hiçbir sonuç doğurmayacağı-
Kooperatifin kaşesi üzerindeki imza dışında bononun ön yüzüne konulan her imzanın aval şerhi sayılacağı; aval için sadece imzanın yeterli olup ayrıca ad ve soyadın yazılmasının gerekmediği, aval veren kimsenin, kimin için taahhüd altına girmiş ise, tıpkı onun gibi sorumlu olacağı-
Borçlunun, İİK'nun 169/a maddesine göre takibin kesinleşmesinden önceki dönemde çekin zamanaşımına uğradığı iddiasına dayalı icra mahkemesine başvurusunun, 6 aylık zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle takibin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği-
“İmza inkarı” nedenine dayalı sahtelik iddiası hakkında genel nitelikteki HMK.’nun 209. maddesinin değil İİK.’nun 170. maddesinin uygulanması gerekeceği, buna karşın; sahtelik iddiasının “imza inkarı” dışında bir nedene dayanması halinde, bu durumda İcra İflas Kanununda özel bir düzenleme bulunmadığından, sorunun HMK.’nun 209. maddesinin uygulanarak çözümlenmesi gerekeceği- Son durumda; C. Savcılığınca veya mahkemece ayrıca bir “tedbir kararı” verilmesi gerekmediği; borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce “sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması” gerekeceği, icra dairesinin bu konudaki olumsuz kararının borçlu tarafından süresiz şikayet(İİK.16/II.) konusu yapılabileceği, bu olasılıkta borçlu tarafından doğrudan doğruya icra mahkemesine de başvurulmasına yasal bir engel bulunmadığı, icra mahkemesinin bu başvuru üzerine, HMK.’nun 209/I maddesini re’sen dikkate alarak -hukuk mahkemesindeki (İİK. 72) veya ceza mahkemesindeki (TCK. 204,207,210)- sahtelik davası “bekletici mesele” yapılmadan “sahtelik davasında karar verilinceye kadar icra takibinin durdurulmasına” karar verilmesi gerekeceği
