İİK.’nun 169a/VI maddesi uyarınca borçlunu tazminatla sorumlu tutulabilmesi için “takibin geçici olarak durdurulmasına” icra mahkemesince karar verilmiş olması gerekeceği-
«Takip dayanağı senette sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olduğu» konusunda, borçlu tarafından yapılan şikayet üzerine, alacaklı hakkında ceza mahkemesinde «kamu davası» açılmış olması ve borçlunun bu davaya kişisel hak bakımından katılıp, takibin iptalini» istemiş olması halinde, HUMK’nun 317. maddesi çerçevesinde -yani; bu davada «tanıkların dinlenmesine ve/veya bilirkişi incelemesi yapılmasına» karar verilmişse- icra mahkemesince «takibin durdurulmasına» karar verilip, «açılan bu davanın sonucunun bekletici mesele yapılmasına» karar verilmesi gerekeceği (Hemen belirtelim ki; yeni 6100 Sayılı HMK.nun 209. maddesinde tamamen farklı bir düzenleme kabul edilmiş olup buna göre "adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilnceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz" (HMK.209/1) denilmiş olduğundan, sadece sahtelik iddiasında bulunulması ile o senede dayalı icra takibi kendiliğinden duracaktır.)
İİK.’nun 169/VI maddesi uyarınca borçlunun itirazının esasa ilişkin nedenlerle kabulü ve alacaklının da kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunması halinde, takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesi gerekeceği-
Borçlunun icra mahkemesine «borca itiraz»da bulunmasından sonra alacaklının icra takibinden feragat etmesi -veya borçlunun itirazından vazgeçmesi- nedeniyle mahkemece «borca itirazın kabulüne» karar verilmiş olması halinde -mahkemece işin esasına ilişkin bir inceleme yapılmaksızın, böyle bir karar verilmiş olduğundan- İİK. 169a/VI uyarınca ayrıca borçlu (alacaklı) lehine inkar tazminatına hükmedilemeyeceği—
«Yetki itirazını kabulü» halinde mahkemece «takibin yapıldığı icra dairesinin yetkisizliğine, icra dosyasının yetkili .... icra dairesine gönderilmesine» şeklinde karar verilmesi gerekeceği («Takibin yetki yönünden iptaline», «yetki itirazı nedeniyle ödeme emrinin yetki yönünden iptaline», «mahkemenin yetkisizliğine...» şeklinde karar verilemeyeceği)—
İİK. 169a/VII uyarınca borçlunun -«borca itirazın reddi» kararından sonra- menfi tesbit ve istirdat davası açması halinde sadece hükmolunan tazminatın tahsilinin dava sonuna kadar erteleneceği, icra mahkemesinde yer alan «vekalet ücreti alacağı»nın tahsilinin ise ertelenmeyeceği—
Mahkemece takip konusu senet bedelinin tamamı üzerinden değil, takip konusu alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilebileceği-
Senedin «tanzim tarihi», «vade», «keşide yeri» ve «alacak miktarı» kısmının açık (boş) bırakılarak (bu kısımların daha sonra alacaklı tarafından doldurulacağı kabul edilerek) alacaklıya teslim edilebileceği, bu durumun senedin geçerliliğine etkili olmayacağı, borçlunun «senedin boş bırakılmış kısımlarının anlaşmaya aykırı olarak doldurulmuş olduğunu» yazılı belge ile kanıtlayabileceği—
Borçlu tarafından hem «işlemiş faiz miktarına (oranına)» hem de «işleyecek faiz oranına «itiraz edilmiş olması halinde, icra mahkemesince T.C. Merkez Bankasından araştırma yapılarak -3095 s. K.’nun 2/II. maddesinde öngörülen- «ticari işlerdeki avans faiz oranı»nın belirlenerek -gerektiğinde «bilirkişi incelemesi»de yaptırılarak- bu hususta olumlu/olumsuz bir karar verilmesi gerekeceği—
HUMK’nun 193. (şimdi; HMK.'nun 20.) maddesindeki «görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunluluğu»na ilişkin kural takip hukukunda da aynen geçerli olduğundan icra mahkemesinin verdiği «yetkisizlik kararı»nın kesinleşmesinden sonra alacaklının HUMK’nun 193. (şimdi; HMK. 20.) maddesine göre işlemde bulunması (yani; yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra 10 gün (şimdi; iki hafta) içinde alacaklının yetkisiz icra dairesine başvurarak dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini istemesi gerekeceği)—