Mahkemece, bozma sonrası ıslah yapılamayacağından davacının ziynet eşyalarının değeri konusunda davacının 40.000 TL’lik talebi ile bağlı kalınmak suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken,bozma sonrası davacı tarafça yapılan ıslah gözetilerek yanılgılı değerlendirme ile 47.738.00 TL’nin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı-
Davacının, dilekçesinde davaya konu edilen ziynet eşyalarının davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep ettiği, aynen iade olmaz ise bedel talebinde bulunmadığı, bu durumda ise,mahkemece davacının talebini aşar şekilde aynen iade, olmaz ise bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece; davacının, değer kaybı ve ecrimisil talebi olmasına rağmen talep aşılarak, eski hale getirme bedeline de hükmedilip, kabul edilen bu değer üzerinden faiz işletilmesinin doğru olmadığı-
Davacının dava dilekçesinde açıkça 14.07.2011 tarihinde emekli olduğunu belirtmesi karşısında hükme esas alınan bilirkişi raporunda HMK’nun 26. maddesine aykırı bir biçimde talep de aşılarak talep edilen alacakların davacının emekli olduğu tarihten sonraki dönemi kapsayacak şekilde 14.11.2011 tarihine kadar hesaplanıp hüküm altına alınmasının hatalı olduğu-
Davacının fiilen hamurkar yardımcısı olarak çalıştığı tarihler arası dönemden sonrası için de dava tarihine kadar fark ücret ve ikramiye alacağının hesaplanmış olmasının talep aşımı mahiyetinde olduğundan hatalı olduğu-
Davacı tarafından 22 ayar hasır set, 12 adet 22 ayar bilezik, 1 adet 18 ayar bilezik, 1 adet 14 ayar yüzük, 15 çeyrek altınların talep edilmiş olmasına rağmen bilirkişi raporunda 22 ayar set, 22 ayar 10 adet çeyrek, 22 ayar 5 adet bilezik ve 14 ayar 1 adet kolyenin tespit edilerek değerlerinin 15.680,00 TL olarak belirlendiği, mahkemece rapor esas alınarak karar verildiğinin anlaşıldığı- Davacının 14 ayar 1 adet kolye talebi olmamasına rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı şekilde hesaplamaya bu altın bedeli de dahil edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmediği- Mahkemece yapılacak iş; davacının ziynet eşyası talebi yönünden taleple bağlılık ilkesi gözetilmek suretiyle infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde hüküm kurulması gerektiği dikkate alınarak yeniden inceleme ve değerlendirme yapıp karar verilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesinde olay tarihinden itibaren yasal faiz talep edildiği, ıslah dilekçesinde ise dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edildiği halde; mahkemece, ıslah ile artırılan meblağ yönünden de olay tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin doğru olmadığı, şu durumda mahkemece, davacı tarafından ıslah dilekçesi ile artırılan miktar yönünden taleple bağlılık ilkesi gereğince, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekeceği-
Mahkemece, 6100 sayılı HMK.’nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde ki hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hükmüne aykırı olarak karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-