İhtiyaten haczine karar verilen geminin ihtiyati haciz kararının infazı çerçevesinde geminin seferden meni talep edilmiş ve aynı gün icra müdürlüğünce geminin seferden menine karar verildiği, seferden men ihtiyati haciz kararı sonrası geminin muhafaza tedbirleri kapsamında icra müdürlüğünce uygulanacağından TTK’nun 1352. maddesinde talebe ilişkin düzenleme nedeni ile seferden men kararının kaldırılmasının isabetsiz olduğu-
Zamanaşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, senetteki imzanın inkar edilmemiş bulunması ile ihtiyati haciz kararının yalnız kambiyo senetlerine istinaden verilebileceğine dair hüküm bulunmaması nedeniyle, mahkemece ihtiyati haciz kararı verilmesi ve bu karara yönelik itirazın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu- Senetlere konu borcun senet lehtarına ödendiği bu surette ihtiyati hacze itiraz edenlerin ödeme yükümlülüğün ortadan kalktığı yönündeki iddiaların ise, menfi tespit - itirazın iptali şeklindeki açılacak davalarla ileri sürülebilecek itirazlardan olup, ihtiyati haciz itirazında incelenemeyeceği, haczin hükümsüzlüğünü tespit yetkisi icra müdürüne, ihtiyati haczin hükümsüz kaldığına ya da infaz edilemeyeceğine yönelik şikayeti incelemeye yetkisi ve görevi de icra mahkemesine ait olduğu bu nedenle mahkemece verilen ihtiyati haciz kararında ve bu karara yönelik itirazın reddine dair ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Bonolar üzerine borçlu limited şirket kaşesinin basıldığı ve kaşelerden birinin yanında aynı kişiye ait iki adet imza bulunduğu- İtiraz eden şirket vekili, "şirket kaşesi üzerine şirketi temsilen imza atılmadığını, bu nedenle bono nedeniyle müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını" ileri sürmüşse de, bonolar üzerinde asıl borçlu olarak ismi yazılı bulunduğundan bonodan kaynaklanan borç nedeniyle sorumluluğunun söz konusu olduğu; bonoların metninde yer alan Limited Şirket ise asıl borçluya aval veren durumunda olup, bonolar üzerindeki her iki imzanın asıl borçlu ile aval veren yönünden atılmış olduğu- İİK'nun 265.maddesinde sınırlı şekilde sayılan itiraz sebeplerinden olmayan, uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma niteliğindeki itirazlar yargılamanın konusunu oluşturduğundan; mahkemece yapılacak yargılama sonunda değerlendirileceği- İhtiyati hacze dayanak bonolarda alacaklı isim ve soy isminde harf hataları mevcut olup, bu durumun maddi hatadan kaynaklandığı sonucuna varıldığı-
Banka dekontlarından açıklama kısmında açıkça borç para verildiğinin ifade edilmesi halinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, yaklaşık ispata yeterli ve elverişli deliller sunulmadığından verilen red kararının hatalı olduğu-
İhtiyati haciz kapsamında, ihtiyati hacizlerin fekki ve teminat mektubunun iadesi talebi nedeniyle tahsil harcının alınmasının mümkün olmadığı- İcra takibine başlanmış ise de henüz icra takibi kesinleşmemiş olup, ihtiyati haciz icra-i hacze dönüşmediğinden, ihtiyati hacizlerin fekki ve teminat mektubunun iadesi sırasında tahsil harcı alınamayacağı-
İhtiyati haciz kararına istinaden ihtiyati haciz uygulanması, genel anlamda bir takip işlemi olmayıp, niteliği itibariyle tedbir vasfında bulunduğundan, mahkemece itirazın iptali davasında icra dairesinin yetkisizliğine karar verilmiş olmasının ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirmeyeceği, o halde mahkemece, takibe dayanak ihtiyati haciz kararının ayakta olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafından davalıya havale gönderildiği ve dekontlarda açıklama yer aldığı anlaşıldığından, havale konusu miktar bakımından ihtiyati haciz kararı verilmesi için yaklaşık ispat bulunduğu-
Tekrar içerikli 39 sayfadan oluşan gerekçeli kararın gerekçe kısmının davacının cevaba cevap dilekçesindeki ifadeleri aynen içerdiği, bu bakımdan; yasanın aradığı anlamda, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunmadığı-
Takip geçerli bir ihtiyati haciz kararına dayalı olarak başlatılıp, ihtiyati haciz kararı icra edildiği için, takip tarihinde vadesi gelmemiş borcun, borçlu bakımından muaccel hale geldiği-
İİK'nun 281/2. maddesi uyarınca verilen ihtiyati haciz kararından sonra, ilgili tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verilmesi halinde alacaklı ayrıca bir icra takibi başlatmasına gerek olmadan iptal davası açılmadan önce başlatılan icra takibinden alacağını tahsil edeceğinden, bu ihtiyati haciz kararının İİK’nun 257. ve devamı maddelerinde yer alan ihtiyati haciz kararından bu yönden farklıdır. somut olayda; şikayete konu edilen ihtiyati haciz kararı İİK'nun 281/2. maddesine göre verilmiş olup, gerçekte ihtiyati tedbir niteliğinde bir karar olduğu, ayrıca herhangi bir icra takibinin başlatılmadığı, sadece tasarrufun iptali davasının yargılaması sırasında verilen ihtiyati haciz kararının infaz edildiği görüldüğünden, kararın infazına ilişkin inceleme görevinin, tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren ........ Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olacağı-
