TBK m. 19 uyarınca açılan muvazaalı işlemin iptali davasında, davalı üçüncü kişi tarafından davalı borçlu aleyhine muvazaalı icra takibi yapıldığının ileri sürülmesi durumunda, borçlunun taşınmazın cebri icra yoluyla satışının istenildiği ve alacaklının ileride alacağını tahsil olanağının kalmayacağı, muvazaalı icra takip dosyasında tahsil edilecek paralar üzerine ihtiyati haciz konulsa bile davacı alacaklının zarara uğramasının kaçınılmaz hale geleceği gözetildiğinde, muvazaalı olduğu iddia edilen icra takibi ve bu icra takibine bağlı olarak yapılacak satış işlemlerinin ihtiyati tedbir kararıyla durdurulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 12. HD Kararı)-
Alacaklının ilama bağlanmış alacakların tahsilini teminen ihtiyati haciz talebinde bulunması halinde kararın kesinleşmesine gerek olmadığı; ilama bağlanan alacaklara, diğer alacak taleplerine kıyasla, bir üstünlük tanınmış olduğu-
Müteselsil kefilin kendi kefalet borcunun ayrıca bir rehinle teminat altına alınmadığı durumlarda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 586. maddesi uyarınca alacaklının taşınmaz rehnini paraya çevirmeden önce doğrudan müteselsil kefili takip edebileceği, İcra ve İflas Kanunu’nun 45. maddesinde düzenlenen "önce rehne başvurma zorunluluğunun" kefil hakkında uygulanmayacağı, hesabın kat edilmesi ve ihtarname tebliğine rağmen borcun ödenmemesiyle alacağın muaccel hale geldiği ve yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı hallerde ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği-
Talep konusu faturalar ticari fatura senaryosuna göre düzenlenmiş olmakla birlikte bu faturaların reddedilmediğine ilişkin bir kayıt bulunmadığından bu haliyle ihtiyati haciz verilebilmesi için gerekli olan yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediği-
İhtiyati tedbir talebi üzerine mahkemece, "tedbir talebiyle para alacağının güvence altına alınmak istendiği ve bunun da İİK'da düzenlenen ihtiyati hacze ilişkin olduğu" gerekçesiyle "re'sen ihtiyati hacze karar verilemeyeceği gibi ihtiyati haciz talebi üzerine resen ihtiyati tedbire de karar verilemeyeceği, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirin birlikte talep edilmesi veya talep sonucunun açık olmaması hallerinde ise HMK m. 31 uyarınca talep sonucunun somutlaştırması istenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Ara karar ile tasarrufun iptali davasının davalısının malvarlığı üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz konulduğu ve bu kararın icra takip dosyasından infaz edildiği uyuşmazlıkta, şikayetçinin "ihtiyati haczin taşkın şekilde uygulandığını" da ileri sürerek "teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında mal varlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına" ilişkin isteminin tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren asliye hukuk mahkemesince incelenmesi gerektiği, bu konuda icra mahkemesinin görevli olmadığı-
Somut olaya konu olan bono, 3 yıllık zamanaşımı süresi içinde icraya konulmadığından kambiyo senedi niteliğini yitirdiği;bu nedenle, senedin tek başına temel ilişkiyi ispat açısından yeterli bir belge olarak kabul edilemeyeceği- Davacının imzasını taşıyan bu belgenin yazılı delil başlangıcı sayıldığı ve aradaki temel ilişkinin zamanaşımı süresine tabi olduğu- 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca zamanaşımına uğrayan ve bu nedenle kambiyo senedi vasfını kaybederek (yazılı) delil başlangıcına dönüşen bonodaki vade tarihi; temel ilişkiye dayanılarak yapılan bir takip veya açılan bir davada temerrüde esas alınamayacağı- Zamanaşımına uğrayan bononun ilk bakışta kambiyo senedi niteliğini kaybettiği görülmekle,somut olayda ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı dikkate alınarak ihtiyati haciz kararına itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinin usul ve hukuka uygun bulunmadığı-
Somut uyuşmazlıkta İİK'nın 261/son maddesinin uygulanmasının gerektiği anlaşılmakla, şikayetin icraya konu haciz kararının infaz edildiği icra müdürlüğünün bağlı olduğu icra mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği-
İcra edilebilirlik şerhi alınmış Arabuluculuk Anlaşma Belgesi ile ihtiyati haciz talep edilebildiği-
Haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tarihinde muaccel olacağı nedeniyle koşulları bulunması halinde ölçülülük ilkeleri de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği, Somut uyuşmazlıkta davacı elektrik dağıtım şirketi olan ... kaçak tespit tutanaklarına dayanarak yaptığı hesaplama kapsamında tahakkuk eden fatura alacağına dayalı talepte bulunduğu, bu halde davacı tarafından sunulan kaçak tespit tutanakları, video kaydı, fotoğraf gibi belgelerin takdiri delil niteliğinde olduğu, gerek kaçak kullanım gerekse süre, miktar yönünden ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, kaçak kullanım yapıldığının kabulü halinde dahi takibe konu faturanın hesaplandığı süre içinde kullanım ile hesaplamaya esas kurulu güç yönünden talebin yargılamayı gerektirdiği- İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunun yukarıda açıklandığı, bu haliyle takibe konu alacağın miktar olarak varlığının yargılama aşamasında sunulan deliller ve bilirkişi raporuyla belirleneceği, gelinen aşamada takip konusu alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığı kabulünün zorunlu olduğu, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğinin belirtilmiş olduğu, davacı tarafından alacağın varlığını "yaklaşık ispat"a elverişli başkaca delil sunulmamış olduğu, uyuşmazlık konusu kaçak kullanım ve kullanım sonucu tahakkuk edecek miktarın yargılamaya muhtaç olduğu- Davacı, davalı-borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı gözetilerek talebin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-