Bilirkişi incelemesi için yatırılması gereken 300 TL ve 50 TL posta giderinin yatırılması için davalı alacaklıya iki haftalık kesin süre verildiği, kesin sürede eksikliğin giderilmediği, imzaya itirazda ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, bu nedenle imzanın borçluya ait olduğunun ispatlanamadığı gerekçesi ile imza itirazının kabulüne borçlu yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesinin yerinde olduğu-
Senedin ödeyecek bölümüne tersim olunmuş imzanın borçlu elinden çıkmadığı, bu imzanın borçlunun orijinal imza formatı model alınmak suretiyle takliden sahte olarak atılmış olduğu sonucuna varıldığından imzaya itirazın kabulü ile borçlu yönünden başlatılan takibin durdurulmasına, şartları oluşmadığından alacaklı aleyhine tazminata ve para cezası hükmedilmesine yer olmadığı-
Bilirkişi raporunda senetlerdeki imzaların borçlu şirket yetkilisine ait olmadığı hususunda kesin kanaat bildirildiği soruşturma dosyası ile dava dışı kişilerce açılan çek iptali davaları incelenmeden karar verildiği ve borçlunun kötü niyetli olduğu ileri sürülmüş ise de imza itirazı ile sınırlı inceleme yapması gereken dar yetkili icra mahkemesinde anılan hususların tartışılamayacağı-
Senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olduğu-
Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere takip konusu senetteki imzanın borçlu şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı anlaşıldığından imzaya itirazın kabulü ile imza itirazı kabul edildiğinden diğer itiraz değerlendirilmeksizin icra takibinin davacı borçlu yönünden durdurulmasına, şartları oluşmadığından davalı taraf aleyhine tazminata ve para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına, davaya konu takip dosyasındaki hacizlerin kaldırılmış olduğu anlaşılmakla ihtiyati haczin kaldırılması talebinin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmaadığı-
Hükme dayanak teşkil eden 28.02.2022 tarihli grafoloji konusunda uzman bilirkişi raporunda, inceleme konusu imzanın 'keşidecinin kuvvetle mümkün muhtemel elinden çıktığı' kanaatine varıldığının belirtildiği, bilirkişi raporunun ihtimale dayalı olup 'imzanın borçlunun eli ürünü olup olmadığı' hususunda net bir görüş bildirilmediği, bu haliyle kesin kanaat içermediği ve dolayısıyla hüküm kurmaya elverişli olmadığının görüldüğü, 'senetteki imzanın borçluya ait olduğunu' ispat külfeti kendisinde bulunan alacaklının bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yeni bir rapor alınmasına yönelik talepte bulunmayarak, 'rapor kapsamına göre imzanın borçlu murise ait olduğu ve davanın reddi gerekeceği' şeklinde beyanda bulunduğu dikkate alındığında, bilirkişi raporunda yer alan belirsizliğin borçlu lehine yorumlanmasının zorunlu olduğu-
İmzaya itirazın kabulüne ilişkin kararın kesinleşmesi, takibin iptaline ilişkin kararın sonuçlarını doğuracağından takip dosyasındaki tüm hacizlerin kaldırılması gerektiği ayrıca icra takibi, mahkeme kararı ile iptal edilmişse artık iptal edilen takip dosyası üzerinden ihtiyati hacizlerin varlığını sürdürmesi mümkün olmadığı, bir başka ifade ile; takibin iptali kararıyla birlikte icra takibi ortadan kalktığından ihtiyati haczin infazına ilişkin işlemler de kendiliğinden hükümsüz hale geleceğinden dosyadaki davacı şirket aleyhine tesis edilen hacizlerin de imzaya itirazın kabulüne ve takibin durmasına dair kararın kesinleşmesi ile birlikte ortadan kaldırılması gerekeceği-
İlk derece mahkemesince, çekin ön yüzünde yer alan " şahsi avalimdir" kısmı altındaki imzanın borçlulardan .................'a ait olup olmadığının tespiti için kuşkudan uzak, Yargıtay denetimine ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte bulunmayan bilirkişi raporu hükme esas alınarak avalistin imza itirazı hakkında eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin ve alacaklının istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddinin isabetsiz olduğu-
Bilirkişi raporunda yöntemine uygun incelemenin yapıldığı, raporda mukayese belgelerinde fotokopi belgeler bulunsa da, yeteri kadar mukayese belge asıllarından da inceleme yapıldığı, raporun kesin kanaat içermesi nedeniyle yeniden rapor alınmadan verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, keşideci ile lehtar arasında birebir ilişki bulunduğundan tazminat verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı-
İmzaya ve borca itirazın kabulü ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, borçlunun malları üzerine konulan haczin kaldırılabilmesi için 'imzaya ve borca itirazın kabulü yönündeki kararın kesinleşmesi' gerektiği, karar kesinleşmediğinden takibin durmaya devam edeceği, dolayısıyla hacizlerin kaldırılması için yatırılan teminat mektubunun iadesi mümkün olmayacağı-
