Hem sıraya hem de alacağın esas ve miktarına yönelik itirazların birlikte ileri sürülmesi halinde kural olarak, önce sıraya yönelik uyuşmazlığın çözülmesinin, bu itirazın yerinde olmadığının anlaşılması halinde ise davalı alacağının varlığının ve miktarının incelenmesinin gerekeceği-
Mahkemece, sıra cetvelinin düzenlenmesinden evvel vergi dairesince kesinleşmiş vergi alacağının olduğunun bildirildiği, başkaca alacak için haciz bildiriminde bulunulmadığı, satış tarihi itibariyle tapu kaydındaki alacak miktarının esas alınmasında bir sakınca bulunmadığı-
Davacı, davalı alacağının muvazaalı olduğu iddiasıyla alacağın esas ve sırasına itiraz ettiğinden, İİK’nun 142/1. maddesi uyarınca genel mahkemenin görevli olduğu-
01.10.2011 tarihinden sonra açılan sıra cetveline itiraz davaları için görevli mahkemenin (alacağın sıra cetveline göre düşen hissenin miktarına bakılmaksızın) HMK’nın 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu-
Sıra cetveline itiraz davasının, cetvel suretinin ilgililere tebliğinden itibaren yedi gün içinde açılacağı-
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, şikâyetçi kooperatifin alacağını tahsil ettiği gerekçesiyle bu şikâyetçi yönünden konusuz kalan şikâyetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, şikâyetçi Vergi Dairesinin şirket ortağına müracaat için şirkete karşı 6183 sayılı Yasa’nın 10,35 ve mükerrer 35 maddeleri ve Vergi Usul Kanunu’nun 10. madde hükümlerince usulüne uygun bir kamu haczi olmadığı, ilk hacze iştirak edemeyeceği gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiş olmasında yasaya aykırı bir yönün bulunmadığı-(NOT: 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. Maddesi’nin (5) ve (6). Fıkralar, Anayasa Mahkemesi’nin 19.03.2015 T. VE E: 2014/144, K: 2015/29 Sayılı Kararı İle İptal Edilmiştir.)
Sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesinin gerekeceği-
İflasın açılması ile ipotekle temin edilen alacaklar hariç, diğer alacakların muaccel hale geleceği ve iflasın açıldığı tarihe kadar işleyen faizler ve takip masraflarının da asıl alacağa eklenerek masaya yazılacağı, asıl alacağa faiz işlemeye devam ederse de, bunun ancak tasfiye bakiyesi kalırsa ayrıca ödeneceği, kayıt kabul davalarında tahsile değil, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinileceği, alacağın ödenmesinin ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşeceği ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceğinin ancak bu aşamada anlaşılabileceği-
Mahkemenin ihtiyati haciz kararına süresinde itiraz edilmediği, araçların satılmasından sonra düzenlenen önceki sıra cetvelinin tebliğine rağmen de itiraz edilmediğinden ihtiyati haciz kararının kesinleştiğinden sıra cetveline yönelik şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tüm dosya kapsamı ve yasal düzenlemeler karşısında aslında garameten paylaştırma gidilecek bir durumun olmadığı, satış bedelinden artan miktarın tamamının davalı borçlunun 17.447,20 TL tutarında kişisel vergi borcunu karşılamaması ve davacı alacaklının haczin davalı Mal Müdürlüğü'nün bu haczinden sonra gelmesi nedeniyle Ulukışla Mal Müdürlüğü'ne ödenmesi gerektiği, ancak sıra cetvelinde 1918 sayılı haciz miktarının yanlış yazıldığı, İcra Müdürlüğü'nün hatalı olarak garameten paylaştırma yaptığı ve davacıya ödeme yapılmasına karar verildiği, ancak bu karara diğer bir alacaklı tarafından itiraz edilmediği, davacı alacaklının 12.02.2007 tarihinde yenilediği haczin eski haczin devamı olamayacağı, yeni bir haciz olduğu, bu arada da amme alacağı yönünden haciz konulduğu, davacının bu hacze iştirak edemeyeği bu yüzden de şikayetinin yerinde olmadığı-