BK. 53. maddesine (şimdi; TBK. mad. 74) göre her ne kadar ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de tesbit edilen maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağı, hal böyle olunca mahkemece davacı şirket yetkilileri hakkında açılan ceza davasının sonucunun beklenerek hasıl olacak duruma göre hüküm kurulması gerekeceği-
Kiralananın iki anahtarından birisinin davacıya verilmesinin tahliye anlamına gelmediği gibi, kiralayanın kiralanandaki kendine ait olan bir takım menkul malları satışa çıkarmasının da sözleşmenin sona erdirildiği yönünde yorumlanamayacağı-
Temerrüt faizi talep edebilmek için borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olmasının şart olmadığı, borçlunun bu konuda kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ileri sürerek ve bunu kanıtlayarak faiz ödeme yükümlülüğünden kurtulamayacağı; munzam zararda ise alacaklı, geç ödeme sebebiyle faizle karşılanamayacak bir zarara uğramış ise, borçlunun geç ödemeden dolayı kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı karşılamak zorunda olduğu - Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki devamlı düşüş) dikkate alınarak, yasa hükmüyle geçmiş günler faizine ilişkin düzenleme yapılmış iken, aynı olguların, Borçlar Kanunu’nun 105. maddesinde (şimdi; TBK. mad. 122) öngörülen munzam zararın bilinen kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzlukların, gerçek zarar olarak gösterilemeyeceği-
Ceza Mahkemesinde hakaret suçundan davalı hakkında açılan ceza davasının mahkumiyet ile sonuçlandığı ve temyiz aşamasında olduğu; BK.nun 53. maddesi (şimdi; TBK. mad. 74) hükmüne göre hukuk hakimi her ne kadar ceza mahkemesi beraat kararları ile bağlı değilse de, davalının beyanının belli olaylara dayandırılmış olması ve somut olayın gösterdiği diğer özellikler itibari ile ceza davasının sonucunun bekleneceği ve daha sonra tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verileceği-
Resmi şekle uygun olarak düzenlenen satış sözleşmesiyle birlikte aracın mülkiyetinin alıcısına geçtiği; mülkiyetin devriyle ilgili olarak trafik kaydında ilgili idarece yapılacak işlemin, inşai (kurucu) değil; izhari (bildirici) nitelikte olduğu-
BK m. 64 gereğince davacının faydalı ve zaruri giderleri sebepsiz iktisap hükümleri uyarınca isteyebilmesi için yaptığı giderlerin mal varlığından çıkmış ve taşınmazı geri alan hak sahibinin mal varlığına geçmiş olması, başka bir deyişle dava konusu mecurdan tahliye edilmiş olmasının gerektiği-
Borçlar Kanununun 53. maddesine göre hukuk hakiminin, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla bağlı olmasa da sabit olan maddi olgularla bağlı olduğu, ceza davasının sonucunun eldeki davayı etkileyecek nitelikte ise mahkemece ceza davasının sonucunun bekleneceği-
Davalı tarafın iddialarına göre karşılıksız çek keşide etmek suçundan Cumhuriyet Savcılığına şikayet dilekçesi verilmiş olması halinde dahi sonucun değişmeyeceği, zira; sözkonusu çekin batak tabir edilen, tahsil kabiliyeti olmayan bir çek olduğu, keşideci şirketin kapanmış olmasının da bunu teyit ettiği, şirketin yetkili temsilcisi hakkında, düzenlediği başka karşılıksız çekler nedeniyle yapılan hazırlık soruşturmaları bulunduğu ve bu dosyalarla ilgili araştırma yapılmasını istemiş olması üzerine Yerel Mahkemece davalının anılan savunması üzerinde durulup, tarafların konuya ilişkin delil ve karşı delilleri eksiksiz şekilde toplandıktan sonra; davalı tarafından Cumhuriyet Savcılığına süresinde şikayette bulunulması halinde, çek bedelinin tahsili yönünden bir sonuca ulaşılmasının mümkün olup olmayacağı-
Stopajın vergi dairesine yatırılması vergi sorumlusu bulunan davacıya ait bir yükümlülük ise de, vergi yükümlüsü olan ve yasa değişikliği nedeniyle vergi yükümlülüğünün doğduğunu bilen ve verginin yatırılmadığını bilmek durumunda olan davalının da bu hususu denetlememesi ve davalıyı uyarmamasının BK.nun 44 (şimdi; TBK. mad. 52) hükmünce kusur teşkil edeceği-
Ağır bakımı gerektiren, evladın gerektiğinde kendi yaşamından fedakarlık yaparak ana-babasına bakmasının karşılığı olarak ona bir takım ivazlarda bulunulmasını, ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile mal verilmesinin taahhüt edilmesini istemesini Borçlar Kanunu 19/II ve 20/I kapsamında ahlaka ve adaba aykırı kabul etmek ve edim karşılığının istenmesinin Borçlar Kanununun 65.maddesi kapsamında değerlendirmek, içinde bulunduğumuz toplumun genel ahlak anlayışı ile çeliştiğini kabul etmenin yine toplumun genel ahlak anlayışı ile çelişeceği-