Konut kredisi kullanan davacının bakiye kredi süresini kısaltmak amacıyla talep ettiği yapılandırma işleminde faiz oranının yükselmesi, taraflar arasındaki hak ve nesafet dengesini iyiniyetle bağdaşmayacak şekilde tüketici aleyhine bozacak bir kararlaştırma olmadığından bu durumda haksız şartın varlığından bahsedilemeyeceği-
Davaya konu edilen arazi, Hazine arazisi olduğundan tapusunun davalı tarafından devrinin mümkün olmadığı-
Mahkemece davalının fiili taksim savunması dikkate alınmak suretiyle taraf delillerinin toplanması ve mahallinde usulüne uygun keşif yapılarak, özellikle zeminde davacının ve davalının (davalıya pay satan kişilerin) kullandığı yer olup olmadığının belirlenmesi ve davacının taşınmazın belli bir yerini kullanıp kullanmadığının araştırılması, bilirkişilerden tanıkların ve tarafların gösterdiği yerleri gösterir denetime elverişli haritaya bağlanmış rapor alınması, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenicinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle geriye etkili feshine ve tapu iptali istemine ilişkin davada; 16.05.2025 tarihli yeni Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, yükleniciden bağımsız bölüm veya arsa payı satın alan üçüncü kişilerin tapu siciline güven ilkesinden (TMK m. 1023) yararlanacağı, arsa sahibinin bu üçüncü kişilerin kötü niyetli olduğunu (sözleşmenin fesih ihtimalini bildiklerini) somut delillerle ispatlayamadığı sürece iyiniyetli üçüncü kişilerin iktisabının korunması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği-
Marka uyuşmazlığında; davalının 1987'den bu yana devam eden kullanımına davacının uzun süre sessiz kalıp kalmadığının tespiti için "farklı şehirlerde olma" gerekçesinin tek başına sessiz kalma savunmasını bertaraf etmeyeceği-
Dava; yüklenicinin temliki sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmaz ise rayiç bedel tahsili istemine ilişkindir...
"T." ve "TO." markaları arasındaki hükümsüzlük davasında; markalar arası benzerlik kabul edilse dahi, tescil edilen emtia sınıflarının benzer olmasının tek başına "kötüniyet" ispatı sayılamayacağı ve bu nedenle hükümsüzlük kararının markanın tüm sınıflarını kapsayacak şekilde genişletilemeyeceği-
Vekâletin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davalarda kural olarak hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinin olmadığı- Her iki dava bakımından da ispat yükünün davacı tarafta olduğu- Tanık beyanlarından davaya konu taşınmazın davalının parasıyla alındığı ancak tapu kaydının miras bırakan adına oluşturulduğu, davalı ve annesinin söz konusu taşınmazda oturdukları, vekâletlerin taşınmazı kullanan davalıya intikal amacıyla iradi olarak verildiği, davacıların kandırılmak suretiyle vekâletlerinin alınıp zararlandırıldıkları yönünde somut bir neden ileri süremedikleri, aksine tüm dosya kapsamına ve tanık beyanlarına göre dava konusu payların temlikinin iradî olduğu, talimata aykırı hareket edildiği ve vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddialarının kanıtlanamadığı, annenin payı ile birlikte bu hissenin de ardışık işlemle yine aynı tarihte davalıya intikal ettiği, bütün işlemlerin aynı anda ve aynı amaçla yapıldığı göz önüne alındığında murisin diğer mirasçılardan mal kaçırma kastının bulunduğundan da söz edilemeyeceği, zira annenin ve diğer mirasçıların amacının davalıya oturduğu taşınmazdaki paylarını rızalarıyla temlik etmek olduğu sonucuna ulaşıldığından her iki hukuki nedene dayalı ispatlanamayan davanın reddi gerektiği-
Uyuşmazlık, adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Sözleşme gereği devredilen arsalara ilişkin tapu iptal ve tescili talebi sözleşmenin feshini de içerdiği kabul edilerek davanın niteliği gereğince arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan yüklenici E.A.'nın da davada yer alması zorunlu olup; sözleşmenin feshine karar verilmeden tapu iptal ve tescile karar verilemeyeceğinden davacıya, yüklenici hakkında eldeki dava ile birleştirilmek üzere dava açması için uygun ve kesin süre verilerek açılacak davanın birleştirilmesi suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası incelenerek oluşacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerektiği-