Kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle davacının yasal danışmanı olan avukatı tarafından davacı kefaletine e-mail yoluyla olumlu yönde görüş bildirildiği- 6098 s. TBK m. 584 hükmünün, yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış kefalet sözleşmelerinde uygulanamayacağı- Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılmış kefalet sözleşmeleri yönünden ise davacı ile eşi boşanma davası nedeniyle ayrı yaşadıklarından kefalet sözleşmelerinde eş rızasının aranmayacağı- Davalı bankaya güven verip bankanın kredi kullandırmasından 10 yıl sonra davacının kefalet sözleşmesinin geçersizliğini ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu-
Eşine hakaret eden, evden göndermek suretiyle fiili ayrılığı başlatan ve bu dönemde eşine ekonomik şiddet uygulayan erkek karşısında eşine küçük düşürücü sözler söyleyen kadının boşanmaya sebep olan olaylardaki kusurlu davranışları kıyaslandığında erkeğin ağır, buna karşılık kadının az kusurlu olduğu ve yararına uygun miktarda maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerektiği-Tarafların ortak çocuklarının bulunmadığı, eşler arasında 22 yaş farkı bulunduğu, erkeğin ekonomik durumunun üst düzey olduğu ve eşinin çalışmasını istemediği, bu nedenle üniversite mezunu olan kadının çalışmayarak tarafların eski evliliklerinden dünyaya gelen çocuklar ve eşinin bakımı ile ilgilendiği, tanık beyanları ile sabit olduğu üzere ailenin yaklaşık 1000 metrekare büyüklüğünde bir villada yaşadıkları, evin temizliği ve bahçe bakımı ile ilgilenen yatılı elemanlarının bulunduğu, yaklaşık on bir yıl süren evliliğin ardından kadının ailesinin yanına döndüğü ve çalışmadığı, bilirkişi raporlarına göre erkeğin sahibi olduğu ticari şirketler yanında çok sayıda taşınmazının bulunduğu ve bunlardan kira geliri elde ettiği gibi sahibi olduğu şirketlerden de gelirinin bulunduğu, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu gözetildiğinde, evliliğin süresi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecesi, paranın alım gücü, hakkaniyet ilkesi, yoksulluk nafakasının niteliği, günün ekonomik koşulları dikkate alındığında kadın eş yararına hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının az olduğu, hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda yoksulluk nafakası ödenmesine karar verilmesi gerektiği- "Erkeğe yüklenen 'Ben isteseydim bu varlıkla 18'lik kız alırdım' şeklindeki kusurlu davranışın duyuma dayalı olması nedeniyle dikkate alınmayacağı, boşanmaya sebep olan olaylarda eşine küçük düşürücü söz söyleyen kadın karşında fiili ayrılığa sebep olan erkeğin eşit kusurlu sayılmaları gerektiği ve maddi-manevi tazminatların reddi yönündeki kararın isabetli olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığına ilişkin tespit içeren 25.09.2017 tarihli sosyal güvenlik denetmen raporunun aksinin toplanan deliller kapsamında ispat edilip edilemediği-
Önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, davalı tarafından noksan harcın tamamlanmasından sonra davacı vekili tarafından davadan feragat edilmesi karşısında, tamamlanan harç miktarı gözetilerek kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine vekâlet ücretine karar verilip verilmeyeceği-
Babasından dolayı bağlanan yetim aylığı boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ve bu aylık kesilmesinden sonra yeniden 01.06.2016 tarihinde aynı kişi ile yaptığı evliliğin 03.01.2019 tarihinde boşanma ile sona ermesi üzerine yetim aylığı bağlanması için Kuruma başvuru yapan davacının yeni başvurusunun Kurumca 25.05.2015 tarihli düzenlenen denetmen raporu gerekçe gösterilerek kabul edilmemesinin yerinde olup olmadığı- Kurum işleminin iptaline ilişkin mahkeme kararının eksik araştırma ve incelemeye dayanıp dayanmadığı-
Asıl borçlu şirket ile banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin birbirinin eki ve ayrılmaz parçası olduğu yönündeki açık hükümler uyarınca sözleşmelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda kullandırılan kredilere ilişkin belgelerde spesifik bir sözleşme atfı bulunmasa dahi önceki tarihli sözleşmelere bağlı limit artırımlarını imzalayan müteselsil kefilin, aradaki kronolojik ve hukuki bağ nedeniyle devam eden kredi ilişkisinden doğan borçtan kefalet limitiyle sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiği-
Aynı icra dosyasında süresinde faiz oranı ve başlangıç tarihine ilişkin şikayette bulunulması bu taleplerin icra mahkemesinin ilgili dosyası kapsamında değerlendirilmesi ve o dosyada kat ihtarnamesinin usulsüz tebliğ şikayetinin ileri sürülmeyip şikayete konu dosyada ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarının ihlali olarak değerlendirilemeyeceği-
Babasından dolayı bağlanan ölüm aylığı 09.02.2012 tarihli Kurum denetmen raporuna dayalı olarak boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesilen ve bu işleme karşı açtığı dava da reddedilerek kesinleşen davacının, 03.09.2015 tarihli yeni başvurusunun Kurumca kesinleşen davaya ilişkin düzenlenen denetmen raporu gerekçe gösterilerek kabul edilmemesinin yerinde olup olmadığı; bozma kararında belirtilen araştırma ve incelemeler yapılarak sonuca göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği-
Kâr paylaşımı- Üçüncü kişinin fiilini taahhüt- Otoyol projesi- Liman projesi- Azlinin haklı nedenlere dayanıp dayanmadığı- Zamanaşımı-
Taraflar arasında kesinleşmiş bir sulh sözleşmesi bulunmasına rağmen, başvuru sahibinin kullanmaktan feragat ettiği sınıfları da kapsayacak şekilde marka tescil sürecine devam etmesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırılık teşkil ettiği- Kötüniyetli tescil başvurusunun başlı başına bir marka hükümsüzlüğü nedeni olduğu gözetilmeden uyuşmazlığın salt bir sözleşmeye aykırılık davası gibi değerlendirilerek reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- Karşı oyda ise "Sulh protokolündeki taahhüdün ancak markanın ticari hayatta fiilen kullanılması hâlinde ihlal edilebileceği ve salt tescil başvurusunun eylemli ihlal oluşturmadığı" gerekçesiyle direnme kararının onanması gerektiği görüşünün ileri sürüldüğü-