Davanın trafik kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan ödemeler üzerine uğranılan kurum zararının ehliyetsiz kişiye aracını veren kaza tarihindeki araç maliki olan davalıdan rücuan tahsiline ilişkin olduğu, yerel mahkemenin davalının kaza tarihinden önce aracı satması için galericiye vekalet verdiğini, ehliyetsiz kişiye aracı teslim etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verdiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden kazaya karışan aracın sigortalıya kimin tarafından teslim edildiğinin tespit edilemediği, araç maliki tarafından verildiği kesin olarak tespit edilemediği takdirde bu şahsın kusurundan ve sorumluluğundan söz edilemeyeceği, bu hususun kanıtlanması için taraflara delil ve karşı delilleri sorulması, varılan sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği, eksik inceleme ile verilen direnme kararının usul ve yasaya aykırı olacağı-
Sigortalılara ödenen primlerin Sosyal Sigorta primlerinin hesabında dikkate alınacağı, müfettiş tutanağında işveren yetkilisi, satıştan elde edilecek meblağ üzerinden işçilere ayda en az 15 milyon TL. prim ödediğini kabul ettiği, tutanak resmi evrak niteliğinde olup, aksinin sabit oluncaya kadar geçerli olacağı-
İş kazası gerekçesiyle nikahsız eş tarafından açılan maddi ve manevi tazminat davasında, öncelikle olayın iş kazası sayılması ve SSK`nın hasım gösterilmesi için davacıya önel verilmesinin gerekeceği, nikahsız eşin evlenme şansına ilişkin oranın nasıl belirlendiğinin bilirkişi raporunda açıklanmasının gerekli olduğu-
Hizmet süresinin tespitine ilişkin davanın doğrudan sigortalı tarafından açılmasının beş yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, sigortalının ölmesi durumunda ise dava açma süresinin ölüm tarihinden başlayacağı ve hak düşürücü sürenin bu tarihten hesaplanması gerekeceği-
1479 sayılı Bağ-Kur Kanunu’nun ek 11/a maddesi hükmü gereğince bu kanuna tabi sigortalıların çocuklarına sağlık yardımının yapılabilmesinin, bakım şartına bağlandığı, "Bakım Yükümlülüğü" kavramının, Sosyal Güvenlik Hukuku gerekçeleri ve Medeni Hukuk sistemiyle de çatışmayacak biçimde yorumlanması gerekeceği, babanın bakım yükümü yasal karine olmakla beraber, ananın oluşan koşullar nedeniyle eylemli olarak bu yükümlülüğü yerine getirdiği durumlarda çocuğun, anaya tebaan sigortalı kabul edilmesi gerekeceği-
Beş yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra tespit isteğiyle dava açılmasının mümkün olmayacağı-
İhracatçıların SSK. prim borçlarının, Merkez Bankasındaki hak edişlerinden ödenmesinin, Merkez Bankası ile S.S.Kurumu arasındaki 1.8.1994 tarihli protokol şartlarına dayanacağı ve uygun olmasının gerekeceği, bu protokol mükellefe bazı mükellefiyetler yüklediği gibi fonda para olmaması halinde prim borcunun davacı tarafından ödenmesinin zorunlu olacağı-
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun`un 78/8. maddelerine göre, davalı işverenin 10 yıllık süre içerisinde ve bu sürenin geçerli olduğu dönemde kuruma davacının işe giriş bildirgesini verdiği açıkça, işe giriş bildirgesi veya prim bordrosu gibi kurumun bilgisine sunulan belgelerin olması durumunda artık hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği-
Güzel sanat kollarında çalışanların, bu dalda faaliyet gösterdiklerinin ve buna bağlı yaşamlarını sürdürdüklerinin saptanması durumunda, bunların 506 sayılı Yasa kapsamında olduklarının kabulü gerekeceği, aksine düşüncelerle "hizmet akdi" koşulu aranıp esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olacağı-
Zorunlu sigortalılığın isteğe bağlı sigortalılığa üstün tutulması temel kuralından hareketle, davacının vergi kaydının geçerli olduğu tarihler arasındaki devrede olan zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılıklarının dayanaklarının, vergi kaydına tabi faaliyetinin nitelikleri ve bu faaliyetten elde ettiği kazanç üzerinde durulmaksızın, vergi bildirimleri ve ödenen vergi miktarlarıyla, baskın sigortalılığın hangi kuruma tabi olacağı yönünde gerekli araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağı-