Tefhim edilen hüküm sonucu yanlış da olsa, gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun düzenlenmesi gerektiğinden, tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılık bulunduğundan diğer yönler incelenmeden tek başına kararın bozulması gerektiği-
Mahkemece kısa kararda; ‘’davalının kötüniyet tazminatı talebi yönünden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,’’ karar verilmişken, gerekçeli kararın gerekçe bölümünde; ‘’davalı her ne kadar kötüniyet tazminatı isteminde bulunmuş ise de bu yönlü istemin yasal koşulları oluşmadığından reddine,’’ karar verilmiş olmasının açıkça HMK.'da ilgili düzenlemelere aykırı olduğu-
Mahkemece “45.000,00 TL tazminatın Adı Ö. ve Ağlama Yavrum filmleri için gösterim tarihlerinden itibaren bankaların ticari faize uyguladığı en yüksek faiz oranından davalıdan tahsiline” ifadelerine yer verilerek hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, hangi filmin, hangi tarihte yayınlandığı ve işbu gösterimler için ne kadar tazminata hükmedildiği ayrı ayrı belirtilmek sureti ile karar vermek gerekirken toplam tazminat miktarının, gösterim tarihleri de belirtilmeksizin, bankaların ticari faize uyguladığı en yüksek faiz oranı şeklinde mevcut olmayan bir faiz türü ile infazda tereddüt yaratacak şekilde yukarıda belirtilen hususlar nazara alınmaksızın karar verilmesinin doğru olmadığı-
Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da bulunmadığı, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK mad. 297 ve 298 buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratığı, bu hususun kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görev olduğu-
Denetime elverişli bir gerekçe belirtilmeden, yazılı olan gerekçe ile de hüküm ve aynı zamanda hükmün kendi içerisinde dahi çelişki yaratır şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli bir karar verilmek üzere hükmün re’sen bozulması gerektiği-
Mahkemece kısa kararda erkeğin usulüne uygun, harcı yatırılmış maddi tazminata ilişkin bir davasının olmadığından bahisle maddi tazminat talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında erkeğin maddi tazminat talebinin reddine hükmedilerek kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığından; mahkemenin, 10304.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararını gözeterek yeniden karar oluşturması gerektiği-
Maddi ve manevi tazminat davası-
HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün tefhiminin, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağının etraflıca düzenlenmiş olduğu- HMK'nun 297/II maddesinde ise hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğunun açıklandığı- Başka bir anlatımla, tesis edilen hükmün, infazı kabil ve uygulanabilir olması gerektiği-
Dava dosyasında fiziki olarak hazırlanıp, elle imzalanarak taraflara tebliğe çıkarılan direnme kararı ile UYAP ortamında elektronik imzalı olarak kayıtlı bulunan direnme kararının hüküm fıkraları aynı ise de gerekçe bölümlerinin birbirinden farklı olduğu, bu durumda, yasal düzenlemelere uygun şekilde oluşturulmuş bir direnme kararından söz edilemeyeceği-