Kısa kararda, tazminata da hükmedilmesine karşın, gerekçeli kararda, tazminata yer verilmemesinin çelişki oluşturacağı-
Yargılama aşamasında ara kararla esas hakkında karar verilemeyeceği-
Kısa kararda hüküm altına alınmayan temerrüt faizinin, gerekçeli kararın tavzihi yoluyla hüküm altına alınması suretiyle kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki yaratıldığı-
Ara karar verilmek üzere "gereği düşünüldü" denildiğinde ayağa kalkmaması nedeniyle yaşanan usul tartışmasından sonra salonun mübaşir vasıtasıyla boşaltıldığını, oturmaması için sadece davacı masası tarafında olan sandalyelerin salonun başka tarafına alındığını, mevzuata göre ara karar yazdırılırken tarafların ayağa kalkmasının gerekmediğini, hakimin yargılama faaliyeti esnasında kişisel ve keyfi davrandığını ve avukatların duruşma salonundan çıkarılamayacağından şahsına ve avukatlık mesleğine karşı onur kırıcı davranışta bulunduğu iddiası ile hakim aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddi gerektiği-
Uyap üzerinden yazılıp elektronik imza ile imzalanan nihai karar ile hakim davadan el çektiği halde, kararın yeniden yazılarak ıslak imza ile imzalanması sonucunda aynı tarihli, aynı esas ve karar numaralı iki ayrı kararın verilmesinin, kararın infazında tereddüt yaratacağı gibi, yargıya olan güvenin de sarsılmasına neden olacağı açık olduğundan, mahkemece; dosya kapsamı dikkate alınarak, birbiriyle farklı kararlarla bağlı olmaksızın taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında belirtildiği açık, infazda şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usul ve yasaya uygun gerekçeli karar oluşturulması için mahkeme kararının bozulması gerektiği-
Hüküm sonucunun, taraflara yükletilen hak ve sorumlulukların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde ayrı ayrı ve açıkça gösterilmesi gerektiği- Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmasının hükmün bozulmasını gerektirdiği-
Tasarrufun iptali davasında verilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunması halinde, kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekeceği-
Borçlu hakkında genel haciz yoluyla başlatılan takibe vaki borçlunun itirazının kaldırılmasına ilişkin mahkemenin kısa kararının, gerekçeli karar yazılmadan, alacaklı vekili tarafından icra müdürlüğüne ibrazı üzerine, borçlu tarafça, alacaklının haciz talebinin kabulüne ilişkin olarak icra müdürlüğünce verilen kararın iptali ile uygulanan hacizlerin kaldırılmasının istendiği, mahkemece; "Davacının şikayetinin kabulüne" şeklinde hüküm kurmakla yetinildiği görüldüğünden, HMK'nun 297. ve 294. maddelerinde açıklanan ilkeler çerçevesinde yasanın öngördüğü anlamda oluşturulmuş bir hüküm bulunmadığı için mahkemece yapılacak işin; dilekçedeki istemler dikkate alınarak infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve anlaşılır bir biçimde ve yasanın aradığı nitelikleri haiz bir karar verilmesinden ibaret olduğu-
Taraflar arasında açılan boşanma davası ile ayrıca açılan ayrılık kararına dayalı boşanma davasında mahkemece davaların birleştirilmesine karar verilmiş ise de asıl dava ve birleşen dava birbirinden bağımsız ayrı davalar olduğundan her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği-
Tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasındaki aykırılığın tek başına bozma sebebi olduğu-