Davacı tarafça marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitinin, durdurulmasının ve men'i ile manevi tazminata karar verilmesinin talep olunduğu, mahkemece gerekçeli kararda marka hakkına tecavüz eyleminin bulunmadığı ve haksız rekabet eyleminin bulunduğu kabul edildiği halde, kısa kararda ise haksız rekabetin yanında eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, markalı ürünlerin toplatılmasına ve hükmün ilanına karar verilmesi çelişkili olduğundan Yargıtay denetimine elverişli ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gerekçeli karar verilmesi için hükmün re'sen bozulması gerektiği-
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve nitelikleri belirtilen davacıya ait aracın davalı tarafından ücretsiz onarımına karar verilmiş ise de, mahkemece aracın onarılmasına ilişkin kurulan hükümde onarımı yapılacak arızanın ne olduğunun belirtilmediği ve infazda tereddüt yaratacak şekilde müphem hüküm kurulduğu, mahkemece, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde yeniden karar verilmesi için hükmün bozulmasının gerektiği-
Vekalet ücreti alacağının tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibindeki itirazın iptali istemi-
Gerekçeli karar ile kısa kararın uyumlu olması gerektiği-
Ara karardan vazgeçilmeden ve uyulan bozma kararı gereği yerine getirilmeden karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu-
Tapu iptali ile tescile ilişkin kısa kararda kurulan hükümdeki pay ve dağılım durumunun gerekçeli kararda farklı olduğu ve kısa karar ile gerekçeli kararın farklı ve çelişkili olduğu görülmüş olup, bu durum kararın gerekçesinde de belirtildiğinden 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme kararı çerçevesinde mahkemece, kısa karar ile bağlı kalınmadan, yeni bir kısa ve buna uygun gerekçeli karar verilmek üzere hükmün bozulması gerektiği-
Direnme kararı verildikten sonra mahkemece HMK. mad. 294 ve 297'ye uygun şekilde hüküm fıkrası oluşturulması ve buna uygun bir gerekçeli karar yazılması gerektiği-
Tefhim edilen, kısa kararda birleşen dava ile ilgili hüküm kurulmamasına rağmen, gerekçeli karar ile birleşen dava ile ilgili hüküm fıkrasının eklenmiş olduğundan, karar ile gerekçeli karar arasındaki bu çelişkinin bozma nedeni olduğu-
Kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin, artık bu kararını değiştirmesine yasal olanağın olmadığı, kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olmasının, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin, Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nun emredici nitelikteki 294. ve 297. maddelerine de aykırı bir durum yaratacağı- Gerekçeli karar arasında çelişki bulunduğu ve bu karar başlı başına bozma sebebi olduğu-
Davalı kurum çalışanlarının ihmali davranışı sonucu oluştuğu ileri sürülen zarar nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada, kısa kararda; ‘’ davanın yargı yolu nedeni ile reddine,’’ karar verilmişken, gerekçeli karar ve hüküm fıkrasında; ‘’İş Mahkemeleri’nin görevli olduğundan bahisle görev görevsizlik nedeniyle davanın reddine’’ karar verilmiş olması nedeniyle hükmün usulden bozulması gerektiği-