4077 sayılı TKHK'nun 10/3. maddesinde ki, "tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde kredi veren asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez" hükmünün emredici hüküm olup, resen dikkate alınacağı-
Takip tarihinden sonra yapılan ödemenin, asıl alacağa yine takip tarihinden itibaren yasal faiz hesaplanarak oluşacak miktardan BK.nun 84.maddesine (şimdi; TBK. Mad. 100) göre mahsup edildikten sonra kalan miktar üzerinden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceği-
İİK'nun 12. maddesi icra dairesinin icra takibine konu yapılmış olan para alacağına mahsuben ödenen paraları kabul etmeye mecbur olduğu; borçlunun icra dairesine ödenen miktar kadar borcundan kurtulacağı, TBK.'nun 100. maddesi ise takipten sonra yapılan kısmi ödemelerin öncelikle faize ve masraflara mahsup edileceği hükümlerine göre bilirkişi incelemesi yapılabileceği-
Adi ortaklığı idare yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlem ortakları 3. şahıslara karşı eşit olarak sorumlu kılacağı; adi ortaklığı temsilen idareci şerikin (ortak-temsilcinin) imzaladığı takibe konu çekten dolayı, diğer ortakların da müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı-
Takip sonucunda kesinleşen miktara yönelik bir değerlendirme yapılamaz ise de, takipten sonrası için dönem dönem değişen oranlarda yasal faiz hesaplanması yapılmasının gerekeceği-
Süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmemiş olan çeklerin kambiyo senedi niteliğini kaybetmiş sayılacaklarından, zamanaşımı süresinin 6 ay değil 10 yıl olacağı-
Senet metninden anlaşılan itiraz sebeplerinin yargılama sonuçlanıncaya kadar ileri sürülebileceği-
İİK'nun 63. maddesi gereğince borçlu vekili icra dairesine zamanaşımı konusunda itiraz etmemiş olsa bile itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılan itiraz sebeplerini ileri sürebileceği, zamanaşımı defini senet metninden anlaşılan itiraz sebepleri arasında olduğu ve yargılama sonuçlanıncaya kadar ileri sürülebileceği-
Borçlu tarafından açılan menfi tesbit davasına karşı alacaklı durumundaki davalının “borçluda alacağı bulunduğunu, açılan davanın yerinde olmadığını” def’i olarak yargılama sırasında ileri sürmesi halinde, borçlunun açmış olduğu menfi tesbit davasının, takip konusu borcun bağlı olduğu zamanaşımı süresini keseceği ve bu zamanaşımının “menfi tesbit davası sonucunda verilen kararın kesinleştiği tarihten itibaren” yeniden işlemeye başlayacağı-