Mahkemece; davalıya husumet yöneltilmesine neden olan bağımsız bölüm ile davacıya sigortalı işyerinin kullanımındaki taşınmazda davaya konu hasar tarihi itibariyle kat mülkiyetine geçilmediği anlaşılmakla, KMK'nun 17/3. maddesi gereği, hasar tarihi itibariyle ana taşınmazın üçte ikisinin fiilen kullanılıp kullanılmadığının araştırılması ve üçte ikilik kullanımın olması halinde, uyuşmazlığa yine kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağının dikkate alınması gerekmesi nedeniyle uyuşmazlığın çözüm yerinin Sulh Hukuk Mahkemesi olabileceğinin mahkemenin davada görevli olup olmadığının hükümde tartışılması; mahkemenin görevli olduğu sonucuna varılması halinde işin esası hakkında hüküm tesisi; aksi halde ise, HMK'nun 114/1-c maddesine göre, görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Basın Kanunu'nun 13. maddesi gereğince; basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddî ve manevî zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibinin ve varsa temsilcisinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, davalının, sayılan bu kişiler kapsamında bulunmadığı gibi yayın tarihi itibariyle davalı gazetenin imtiyaz sahibi de olmadığından, adı geçen davalı hakkında mahkemenin davanın husumetten ret kararı yerinde olup; bu davalıya yönelik temyiz itirazının reddi gerektiği-
Davacının, sigortalısına ödediği tazminatı sorumlu davalıya rücu ettiği, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki ilişki kira ilişkisinden kaynaklanmadığı gibi davaya konu taşınmaz üzerinde kat mülkiyetine veya kat irtifakına da geçilmediğinin tapu kaydından anlaşılmadığı, eldeki davada uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığından, mahkemece asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Ana taşınmazda kat mülkiyeti kurulmuş olması nedeniyle, davada Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, görev kurallarının, kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gereken hususlardan olduğu-
Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki ise haksız fiilden doğan davada, her iki taraf da tacir olduğundan, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı rücuen tazminat davasında da Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gözetilerek; mahkemenin görevsizliği nedeniyle HMK.nun 114-115 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı- "Davaların yığılması" şeklinde açılan "itirazın iptali davası" ile "menfi tespit davasının" tefriki ile itirazın iptali davasında arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmesi, menfi tespit davası yönünden ise dava değeri üzerinden harç eksikliği ikmal edilerek davanın görülmesi gerektiği-
Gerek takip talebinde gerek ödeme emrinde borcun kaynağı kira alacağı olarak belirtilmiş olması ve eldeki davada davacı vekilinin, ön inceleme duruşmasındaki beyanlarından davanın kira alacağının tahsili için yapılan icra takibine davalıların itirazı üzerine itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının tahsiline yönelik olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle dava Sulh Hukuk Mahkemesinin görevine girmekte olup görev kurallarının kamu düzeninden olduğu, hal böyle iken davanın açıldığı Sulh Hukuk Mahkemesince davanın esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğunun kabul edileceği-
İcra mahkemesinden alınan yetkiye dayalı olarak açılan borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davasında kural olarak, borçlu ortağın mülkiyet hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması gerektiği, paylı mülkiyette ise, borçlu paydaşın alacaklısı, borçlunun bağımsız payının haczini ve satışını isteyebileceğinden yetki belgesine dayanarak taşınmazın paydaşlığının giderilmesini istemesinin yasa koyucunun amacına uygun olmadığı- Dava konusu taşınmazlarda, davalı borçlunun adına kayıtlı payların bu haliyle haz ve satışı mümkün olup, icra mahkemesinden alınan yetki belgesi ile ortaklığın giderilmesini talep eden alacaklının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı-
Açılan menfi tespit davasında davalının çekler üzerinde herhangi bir sıfatı olmadığı gibi dava konusu takiplerde alacaklı da olmadığından bu şahsın pasif dava ehliyeti olmadığı düşünülmeden bu kişi yönünden de kısmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı- Davacının dayandığı temlik sözleşmesinin tarihi dava konusu 25 adet çekin 23 tanesinin keşide tarihinden daha önce olduğu, keşide edilmemiş çekler için temlik yapılarak ödeme yapıldığı iddiasının da kabulü mümkün olmayan iddia olduğu, davacının çeklerin ileri tarihli keşide edildiğini ileri sürmediği gibi ispat edici kanuni delil sunmadığı, bu durumda ilk derece mahkemesinin davayı çözümleme biçimi doğru olmadığı gibi ilk derece mahkemesinin kararı benimsenerek istinaf başvurusunun reddedilmesinin doğru olmadığı-
