Davacı işçinin sözleşme süresinden önce ayrılması nedeni ile davalı sözleşmedeki ceza koşulunu talep etmiş ve davacı da ödemiş olup, bu ödeme iş sözleşmesindeki ceza koşuluna dayanmakta olduğundan ve taraflar arasında iş ilişkisi bulunduğundan, davacının sözleşmedeki ceza koşulunun geçersiz olduğunu ileri sürerek, ödediği tazminatı geri istemesi sebebiyle taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın; sebepsiz zenginleşme kurallarına göre değil, sözleşme hukuku çerçevesinde çözümlenmesi ve BK. mad. 125 (şimdi; TBK. mad. 146) uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekeceği-
Davalının sözleşme yapmaksızın hizmetten yararlanmış bulunması sonucunda, taraflar arasındaki dürüstlük ilkesine uygun olarak “sözleşme benzeri” bir borç ilişkisinin kurulduğunun kabul edilmesi ve davacı idarenin bu gibi durumlarda belirlediği kurallara uygun bedelin davalı tarafından ödenmesi, bu sonuç için sunulan edimden davalının sadece yararlanmış olmasının gerekli ve yeterli görülmesi gerektiği ve buna göre, zamanaşımı süresinin TBK. mad. 146 gereğince 10 yıllık süreye bağlı olduğu-
Muhasebe ücretinin tahsili için girişilen ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada, davacının serbest muhasebeci sıfatıyla, davalı şirketin muhasebe kayıtlarını tuttuğu, serbest muhasebecilik faaliyetinin hukuki nitelikçe bir “vekalet sözleşmesi” olup, vekâlet sözleşmesinden doğan alacakların beş (5) yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu- Serbest mali müşavir ve muhasebeci faaliyetlerinin -meslek faaliyetlerini yetkili makamdan aldıkları ruhsata dayanarak ve meslekleri gereği yaptıklarından- TBK. mad. 503 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği-
Davalıların davacı kooperatife verdikleri zararı, davacı kooperatifin öğrendiği tarihin genel kurul tarihi olduğu, bu tarih ve davalılar hakkında açılan ceza davası nazara alındığında dava ve ıslahla istenen tazminata ilişkin 7 yıl 6 aylık zamanaşımı dolmadığı gibi, davacı ile davalılardan biri arasındaki hizmet ilişkisi nedeniyle bu davalı bakımından BK'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımının uygulanacağı-
Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi (818 s.) BK. mad. 126/4 gereğince 5 yıl olduğu- Fesih halinde açılacak geri alma davalarında Borçlar Kanunu'nun sebebsiz iktisap hükümlerine ilişkin zamanaşımı değil, eser sözleşmesine ilişkin zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağı- Yüklenici işbu dava ile feshi benimsemiş olup, en geç bu tarihte tarafların fesih iradesi birleşmiş oduğundan, mahkemece, dava konusu talebin, feshin kesinleştiği, diğer anlatımla tarafların fesih iradelerinin birleştiği tarihte muaccel olduğu ve BK. mad. 128 uyarınca zamanaşımının işbu davanın açıldığı tarihten itibaren işlemeye başladığı gözetilerek, bu tarihten ıslahın yapıldığı tarih arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davalıların ıslaha konu miktara yönelik zamanaşımı def'inin kabulü ile bu bölüm istemin reddine karar verilmesi gerekeceği- Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılmadığı gözetilerek, davalılar vekilinin teknik nitelikteki itirazlarını cevaplandıran, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Sözleşme geçersiz de olsa taraflar arasında gayrimenkul alımı konusunda akti ilişki bulunması sebebiyle TBK. mad. 146 gereğince zamanaşımının 10 yıl olduğu; davacının kooperatif üyesi olmadığı anlaşıldığından, 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 2/2. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı- Tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı davalarda olduğu üzere üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemezse de, davacı ü1ye olmadığından, üyeliğin devamı süresince zamanaşımının işlemeyeceği bazı talepler ile ilgili ilkeden de yararlanamayacağı- Mahkemece, davacının tapu kaydında dahi ''arsa'' niteliğindeki dava konusu yeri sözleşmenin kurulduğu tarihte inceleme ve araştırması halinde tapuya kayıtlı bir yer olduğunu, üyeliğinin sona ermesi nedeniyle Koop. K. mad. 2/2. hükmünden yararlanamayacağını, yani o tarih itibariyle ifanın imkansız olduğunu bilmesi gerektiğinden, geçersiz olan sözleşmeye dayalı terditli istemlerin herbiri yönünden dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK. mad. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat istemiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağı, bu sözleşmelere dayanılarak elde edilen kazanımlar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri istenebilecek olup, bu davanın TBK'nun 146. maddesi uyarınca (BK. m. 125) 10 yıllık zamanaaşımı süresine tabi olduğu-
Katılma payı alacağı istemine ilişkin davada, mahkemece verilen davanın kabulü yönündeki ilk kararın, Özel Dairece bir yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması üzerine yerel mahkemece bozma ilamına uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olup, bu aşamadan sonra yerel mahkemenin bozma ilamına uyarak davanın reddine dair verdiği kararın Özel Dairece, usulü kazanılmış hakka aykırı olarak önceki bozma ilamının aksine uyuşmazlığa 10 yıllık zamanaşımının uygulanması gerekeceği-
Dernek yönetim kurulu üyeleri arasında temsil ve ilzam yetkisi olanların, derneğin prim borcundan dolayı dernekle birlikte müteselsilen sorumlu olacakları, ancak temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan diğer üyelerin icrai yetkilerinin bulunmaması hususunun "haklı neden" oluşturduğu bu nedenle temsil ve ilzam yetkileri bulunmayan dönemde tahakkuk etmiş prim borçlarından dolayı müteselsil sorumluluklarının olmadığının kabulü gerekeceği-
Alacaklının, zamanaşımına uğramış bonodaki alacağını, temel ilişkiye (borç para verme ilişkisine) dayanarak tanık dahil her türlü delille kanıtlayarak talep edebileceği, zamanaşımına uğramış bononun yazılı delil başlangıcı niteliğini taşıyacağı-
