Kusursuz sorumluluk çerçevesinde nüfus müdürü ya da memurunun kusuru olsun ya da olmasın, sicilin tutulmasında, kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılmış olmasının yeterli olduğu, bu nedenle uğranılan zarar nedeniyle ancak Devlete karşı dava açılabileceği, kusurun varlığı halinde Devlet, tazminatı memuruna rücu edileceği- TMK mad. 38'de düzenlenen kusurusuz sorumluluğa TBK mad. 60'daki zamanaşımı sürelerinin uygulanma imkanı olmadığı, bu nedenle 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı, bu sürenin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı-
Davaya konu taşınmazın , Belediye sınırları içerisinde 1997 yılında yapılan imar uygulamasında DOP kesintisi yapılmak suretiyle ifrazen oluşan arsa vasfında olduğu, daha sonra imar uygulaması İdare Mahkemesinin kararı ile iptal edildiğinden henüz imar planının olmadığı ancak, belediyenin tüm alt yapı hizmetlerinden yararlandığı anlaşılmakla, tapu kaydının hükmen iptali nedeniyle, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararın tazmini istemine yönelik davada, bilirkişiler kurulunca taşınmazın arsa vasfında kabul edilerek emsal karşılaştırması inceleme ve araştırmasında, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarih esas alınarak değer belirleyen rapor doğrultusunda hüküm kurulmasının hukuka uygun olduğu-
Abone, aboneliğini iptal ettirmedikçe abonelik üzerinden tüketilen normal veya kaçak enerji bedelinden fiili kullanıcı ile birlikte kuruma karşı müteselsilen sorumlu olduğu-Davalının elektrik tüketim bedeline esas faturaları ödememesine rağmen yönetmelik gereği elektriği kesmemesi davacı kurum açısından müterafik kusur teşkil etse de bu kusur tüketilen enerji bedelinin aslından davalının kurtulmasını gerektirmeyeceği gibi tüketim bedeli olan ana borçtan hukukî sorumluluğunu da ortadan kaldırmayacağı, davalının (normal tüketim bedeli dışında) gecikme zammından kusur oranında indirim gerektireceği, aksine düşüncenin davalının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı-
İ. sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteği-
Ödeme emrinin iptali istemi-
İşverenlere yöneltilen iş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımının, failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren 10 yıl olduğu- Dava kendisine ihbar olunanın taraf sıfatını kazanmayacağından, lehine vekalet ücretine karar verilmesinin isabetsiz olacağı-
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olduğuna göre, zamanaşımı süresi BK.nun 125.maddesi (yeni TBK 146.maddesi) gereğince 10 yıl olup, davacı tarafın, takip tarihinden itibaren geriye doğru 10 yıllık süre içindeki alacaklarını isteyebileceği, bundan öncekileri isteyemeyeceği- Mahkemece; takibe konu her bir fatura yönünden ayrı ayrı zamanaşımı değerlendirmesi yapılması, zamanaşımına süresi dolan faturalar yönünden zamanaşımından ret kararı verilmesi, zamanaşımı süresi dolmayan faturalara yönelik ise uzman kişiler arasından seçilecek bir mühendis bilirkişi görevlendirilerek davalının sorumlu tutulabileceği su ve hizmet bedellerinin hesaplanması için gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekeceği-
Davanın sözleşmeden kaynaklanan on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu; o nedenle tahliye tarihinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık süre dolmadığından işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı davada, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu (BK. mad. 125; TBK. mad. 146) ve zamanaşımının failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılması gerektiği- Davacı tarafından maddi tazminatın ıslahen artırılması üzerine, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'ilerinin kabul edilerek ıslahen istenilen maddi tazminat miktarının zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiği-
Tapulu taşınmazın satışına ilişkin resmi biçimde yapılmayan sözleşmenin hukuken geçersiz olduğu- Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan, davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu- Zamanaşımının borcun muaccel olması ya da ifanın imkansız hale geldiği tarihte başlayacağı-