İşverenlere yöneltilen iş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımının, failin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren 10 yıl olduğu- Dava kendisine ihbar olunanın taraf sıfatını kazanmayacağından, lehine vekalet ücretine karar verilmesinin isabetsiz olacağı-
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olduğuna göre, zamanaşımı süresi BK.nun 125.maddesi (yeni TBK 146.maddesi) gereğince 10 yıl olup, davacı tarafın, takip tarihinden itibaren geriye doğru 10 yıllık süre içindeki alacaklarını isteyebileceği, bundan öncekileri isteyemeyeceği- Mahkemece; takibe konu her bir fatura yönünden ayrı ayrı zamanaşımı değerlendirmesi yapılması, zamanaşımına süresi dolan faturalar yönünden zamanaşımından ret kararı verilmesi, zamanaşımı süresi dolmayan faturalara yönelik ise uzman kişiler arasından seçilecek bir mühendis bilirkişi görevlendirilerek davalının sorumlu tutulabileceği su ve hizmet bedellerinin hesaplanması için gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekeceği-
İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemiyle açtığı davada, zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu (BK. mad. 125; TBK. mad. 146) ve zamanaşımının failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılması gerektiği- Davacı tarafından maddi tazminatın ıslahen artırılması üzerine, süresi içerisinde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımı def'ilerinin kabul edilerek ıslahen istenilen maddi tazminat miktarının zamanaşımından reddine karar verilmesi gerektiği-
Davanın sözleşmeden kaynaklanan on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu; o nedenle tahliye tarihinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık süre dolmadığından işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Tapulu taşınmazın satışına ilişkin resmi biçimde yapılmayan sözleşmenin hukuken geçersiz olduğu- Taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme olduğundan, davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu- Zamanaşımının borcun muaccel olması ya da ifanın imkansız hale geldiği tarihte başlayacağı-
İşverence yapılan feshin ardından henüz ihbar tazminatı ödenmediği sırada işçinin emeklilik için başvurusunun işçinin emeklilik sebebiyle feshi anlamına gelmeyeceği- Yaş koşulu hariç emeklilik şartını tamamlayan işçinin işyerinden ayrılarak kıdem tazminatına hak kazanacağı- Kıdem ve ihbar tazminatında ve tazminatında ve tazminat niteliğindeki diğer işçilik alacaklarında zamanaşımı süresinin on yıl olduğu- İzin ücretinde zamanaşımı süresinin iş akdinin feshi tarihinden itibaren başladığı- Faiz alacağının asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımına tabi olduğu- Çalışma Müdürlüğünce alacağın inkar edilmesinin zamanaşımını keseceği- Zamanaşımı def'inden önceden feragat yapılamayacağı- Zamanaşımının en geç cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği- Islah dilekçesinin tebliğinden itibaren en geç iki hafta içinde ıslaha karşı zamanaşımının ileri sürülebileceği- Cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla davanın ilerideki aşamalarında zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceği-
İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımının failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılması gerektiği-
Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan dolayı açılacak davalar (TMK. mad. 1007) için kanunda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği, bu davaların -TBK. mad. 146 uyarınca- 10 yıllık genel zamanaşımı süresine süresine tâbi olduğunun kabulü gerekeceği-
Tapulu taşınmaza ilişkin adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklı alacağın, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi talebine ilişkin davada, mahkemece; davacının alacak talebinin, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine dayandığı, alacağın TBK'nın 146. (BK'nın 125) maddesi uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, takip tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözönünde bulundurularak; davalının zamanaşımı def'i reddedilip, işin esasına girilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; harici araç satış sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi uyarınca trafikte tescilli araçların mülkiyetini nakledici nitelikte sözleşmelerin noterde yapılmasının zorunlu olduğu, bu hükme aykırı olarak yapılan sözleşmelerin hukuken geçersiz olduğu, ancak, geçersiz sözleşmeden kaynaklansa dahi, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda BK.125.maddesinde (TBK m.146) öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekeceği-