Davacının kaybettiği kimlik belgesindeki bilgilere göre düzenlenmiş olan sahte nüfus cüzdanı ile banka şubesine gelen kişiye gereken araştırma yapılmadan kredi kartı verildiği, bu işlem sırasında banka çalışanlarına ibraz edilen nüfus cüzdanı üzerinde soğuk damga olup olmadığının araştırılmadığı, kredi kartı almak isteyen kişiye ait olduğu bildirilen iş yeri ve ev adresi ile telefon numaralarının doğruluğunun araştırılmadığı, maaş bordrosunun istenmediği anlaşıldığından; bu kredi kartı ile yapılan harcama nedeniyle davacının nedensiz yere icra takibine, hacze ve hazırlık soruşturmasına maruz kaldığı ve kişilik haklarının zarar gördüğü-
BK'nun 53. maddesi hükmü gereğince ceza mahkemesinin beraat kararının, hukuk mahkemesini bağlamayacağı da açık olduğundan mahkemece, davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminat takdir edilmesi gerekeceği-
Basın, yalnızca olay açıklamasıyla yetinmeyip değişik açılardan olayların değerlendirmesi ile birlikte eleştiri de yapabileceğinden davaya konu haberde davacının Diyarbakır Valisi olması ve yaşanan bazı olaylar çeşitli açılardan değerlendirilip yorum yapılmak suretiyle düşünce açıklaması olarak nitelendirilebilecek ifadelere yer verilmesinin hukuka uygunluk sınırları içinde kaldığı-
Davaya konu haber ile kişilik haklarının ihlal edilmediği, haber verme özgürlüğü kapsamında kalındığı ve öz ile biçim dengesinin korunduğu görüldüğünden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Yayın öncesi verilen 21.07.2003 tarihli dilekçe, Başbakanlık makamına yazılan şikayet dilekçeleri ve Antalya Valiliği İI idare Kurulu kararı içeriği bütün olarak değerlendirildiğinde; davaya konu olan 26.8.2003 tarihli haber ile yayın öncesi incelemeye konu olan iddiaların dile getirildiği, haberin, "iddia ediliyor" ifadesi ile okuyucuya sunulduğu ve habere konu olan iddialarda görünür gerçekliğin olduğu anlaşıldığından manevi tazminat isteminin reddi gerekeceği-
Davalının, kendisine yöneltilen soruları cevaplandırırken aşağılayıcı, küçültücü sözcükler kullanarak davacının onur ve saygınlığına, dolayısıyla kişilik haklarına saldırıda bulunduğunun kabulü gerekeceği-
Davalı avukatın cevap dilekçesinde davacıların murisi için kullandığı sözlerin ölenin manevi şahsiyetine saldırı niteliğinde olup aynı zamanda davacıların da kişisel varlıklarına yöneltilmiş bir saldırı olduğu-
İlk yayında davacıya yönelik olarak yazılan “ inadına davranan, inadına zihniyet, ülkeye kötülük yapan, egoizm, fanatik, hayat karartan” sözcükleri ile eleştiri sınırının aşıldığı, ikinci yayında ise ilk yayındaki aynı sözcüklerin tekrar edilerek hukuka aykırılığa iştirak edildiği-
Kişinin ruhsal bütünlüğünü bozucu nitelik ve ağırlıktaki sözleşmeye aykırılıkların manevi tazminat sorumluluğu doğuracağı-
Gerçek olmayan ve suçlayıcı ifadeler içeren yazıdan dolayı davacının kişilik haklarının ihlal edildiğinin kabulü ile uygun bir manevi tazminata hükmedilmesinin gerekeceği-