Dava konusu edilen her iki haber de gerçek dışı olup; davalılar yönünden hukuka uygunluk nedeni de söz konusu olmadığından, davalı A. A.'nın manevi tazminat ile sorumlu tutulması gerekeceği-
Haberin verildiği tarih üzerinden uzun bir sürenin geçmiş bulunmasına ve Borçlar Kanunu'nun 49/2. maddesindeki ölçüler de esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı-
Somut olayın özelliği, haberin verildiği tarih üzerinden uzun bir sürenin geçmiş bulunması ve Borçlar Kanunu'nun 49/2. maddesindeki ölçüler de esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmesinin yerinde olmayacağı-
Haksız icra takibi ve haksız haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın giderimi için - bu eylem davacının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğinden- tazminat davası açılabileceği-
Borçlar Kanununun 53.maddesi uyarınca ceza mahkemesinin kararı hukuk hakimini bağlamaz ise de somut olayın özelliği itibariyle ceza davasının sonucu önem arz ettiğinden mahkemece, ceza yargılamasının sonucu beklenmek suretiyle davalının sorumluluk durumunun değerlendirilmesinin daha uygun olacağı-
Manevi tazminat için, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmasının gerekeceği-
5187 sayılı Yasanın 21. maddesi ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 414, 416, 421, 423, 429, 430, 435, 436 maddelerinde; suç mağdurlarının tanınmasına yol açacak biçimde yayın yapılması suç olarak kabul edildiğinden suç teşkil eden bu eylem nedeniyle davacının kişilik haklarının ihlal edildiği-
Davalılar tarafından yapılan yayının görünür gerçeğe uygun olduğu ve bu biçimi ile bir katkı olmaksızın haber niteliği ile verildiği öz ile biçim dengesi gözetilerek konunun güncelliği nedeniyle haber yapıldığı anlaşıldığından, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığından söz edilemeyeceği-