Bataklık ve sazlık niteliğinde bulunan taşınmazlar TMK.’nun 715, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup bu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya ile kazanılamazlar. TMK.’nun 999.maddesi gereğince de bu gibi yerlerin özel mülkiyet niteliğinde tapuya tescilleri mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın niteliği bataklık olduğuna ve bu gibi yerlerin özel mülkiyet niteliğinde tapuya tescilleri mümkün bulunmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Kadastro Kanununun 14 ve TMK.’ nun 713. maddesi uyarınca bir taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilmesi için davasız, aralıksız, malik sıfatıyla en az 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak zilyet ve tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafından tespit tarihinden geriye doğru 11 yıl önce dava konusu yer terk edilmiş olup, bu süre içerisinde davacının herhangi bir kullanımı olmamıştır. Buna göre, taşınmazın iradi olarak terk edildiği bu şekilde davacı lehine kazanma koşulları gerçekleşmediği ayrıca, salt bina inşa etmenin de ekonomik amaca uygun zilyetlik olarak kabul edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dava TMK.’ nun 713/2. fıkrası gereğince açılmış bir tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu tür davalarda kural olarak dava; kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılara karşı açılır. Kayıt maliki mirasçı bırakmış ise, Hazinenin bu tür davalarda yer alma olanağı bulunmamaktadır. Ancak, bu ilkenin istisnası TMK.’ nun 501. maddesinde yer almaktadır. Kayıt maliki mirasçı bırakmamış ise, Hazinenin son mirasçı sıfatıyla davada yer alması mümkündür. Uygulama da bu yöndedir. Mahkemece davacı tarafa kayıt maliki hanesinde ismi geçen mirasçılarını gösterir Hazinenin de taraf olduğu hasımlı veraset belgesi davası açması için süre ve imkân vermek, davacı tarafın açacağı hasımlı veraset davasının sonucunu beklemek, alınacak veraset belgesi sonunda Hazinenin mirasçılık durumuna göre delillerini de değerlendirerek sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken yazılı şekilde karar oluşturulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Elbirliği mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu taşınmazlarda mirasçıların birbirleri aleyhine tek başına miras payının iptaline ilişkin dava açmaları mümkün olup oybirliği aranmaz (HGK. 23.10.1996 T. 1996/7-522 Esas ve 1996/713 Karar) Davacı, mirasçılar arasında görülen böyle bir davada, sadece kendi payı yönünden iptal ve tescil isteğinde bulunabilir. Bu ilke TMK.’nun 702. maddesinde öngörülen oybirliği kuralının istisnasını oluşturmaktadır. Bu kapsamda, davacının miras payı oranında dava konusu taşınmazda davalının maliki olduğu paya yönelik olarak iptal ve tescil isteğinde bulunması mümkündür. Mahkemece, işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dava konusu yer davacının babasından kaldığına ve babası öldüğüne göre TMK.’ nun 701 ve 702. maddeleri gereğince, taşınmazlar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların payları belli olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Terekeye tabi taşınmazlar için bir veya birkaç mirasçının üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmamaktadır. Davada tasarrufi işlemlerden olduğundan TMK.’ nun 702. maddesi uyarınca tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları zorunludur. Davacı dava dilekçesinde; sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan ve üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmeli, şayet tek mirasçı ise bu durumda bütün tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Ortak miras bırakanın dosya arasında bulunan mirasçılık belgesi göz önünde bulundurularak, mahkemece, sadece davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun dava açmayan diğer mirasçılar lehine de iptal ve tesciline karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dava konusu yer davacının babasından kaldığına ve babası öldüğüne göre TMK.’ nun 701 ve 702. maddeleri gereğince, taşınmazlar elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Davacı dava dilekçesinde; sadece kendi adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğundan ve üçüncü kişilere karşı tek başına dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmeli, şayet taşınmaz yapılan paylaşım sonucu davacıya düşüp düşmediği ya da satış veya bağış yoluyla muris tarafından davacıya verilip verilmediği konularında elde edilecek bilgilere göre, satış, bağış veya paylaşım sonucu taşınmaz davacıya düşmüş ise, davanın bulunduğu bu haliyle yürütülmesi ve bu durumda bütün tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Davacının eklemeli zilyetliğinin başladığı tarihten önce taşınmaz tapuda Hazine adına kayıtlı olup tapuda kayıtlı bir yerde sürdürülen zilyetliğin ilgilisi lehine hukuki sonuç doğurmayacağı, nizalı 127 ada 9 nolu parsel Hazine adına tapulu olduğundan davacı lehine TMK 713/2 maddesindeki koşulların gerçekleşmesi de mümkün olmadığından davanın reddine karar vermek gerekeceği-
Bilindiği üzere ve kural olarak, ham toprak niteliğinde tespit ve tescili yapılan bir yerin koşulları gerçekleştiğinde zilyetlikle iktisabı olanaklıdır. Bunun için tespit tarihinden önceki en az 20 yıllık sürenin aralıksız ve çekişmesiz olarak ilgilisi lehine gerçekleşmesi gerekir. Dava konusu yer davacı tarafından ekonomik amaca uygun olarak tarımsal faaliyetlerde kullanılmadığı dinlenen davacı ve davalı tanıkları ile ziraat bilirkişisi raporunda belirlenmekle davacının davasının reddine karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Mahkemece yapılacak iş; 117 ada 120 sayılı parselin tamamının davacıya ait olmadığı, krokide yeşile taralı A harfiyle gösterilen 20,81 m2’lik yerin sadece 1/3’ünün davacıya ait olduğu, 2/3’ünün ise asli müdahil davacı Y. D.’a ait bulunduğu, ancak hükmün Y. D. tarafından temyiz edilmediği anlaşıldığına göre parselin tamamı bakımından iptal ve tescile karar verilmesinin HUMK.nun 74. (HMK. m.26) maddesine aykırı olduğu-
