Tescile konu taşınmazların C ve D bölümleri Birecik ilçesi Saha Mahallesi sınırlarında kaldığı belirlendiğine göre, anılan kanun maddeleri uyarınca bu mahalleye göre de, uygun araç ve aralıklarla ilanların yapılması ve son ilan tarihinden itibaren üç aylık bekleme süresinden sonra karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözetilmemesinin doğru olmadığı-
Niza konusu taşınmaz üzerine pazaryeri ve hizmet binası inşaa edildiği kadastro tutanağında belirtilmektedir. Gerekçeli karar kapsamında ise uyuşmazlık konusu taşınmazın ilçe otogarı olarak kullanıldığı ifade edilmektedir. Dava konusu taşınmaz ister pazaryeri ve hizmet binası, isterse otogar olarak kullanılsın her iki halde de kamunun yararlanmasına öncelik tanınan alana dönüştüğünün kabulü gerekir. Kamu malı niteliğini kazanan bir yer ise özel mülkiyet şeklinde tapuya tescil edilemez. Temyize konu taşınmaz bölümünde zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu belirlenen davacının mülkiyetinin tespitine karar verilmesi gerekirken, iptal ve tescil kararı verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Davanın TMK.nun 713/1.maddesi uyarınca kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğu, Hazine’nin ve ilgili kamu tüzel kişiliğinin davada yer almasının yasal hasım olmasından ileri geldiği, davanın kabulü halinde Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliği harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağı halde, bu hususun gözardı edilmesinin de doğru olmadığı-
HGK.’nun 30.10.1991 tarih 1991/8-427-544 ve 3.5.1995 tarih ve 1995/17-149-502 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi bir yerin yetkili bir merci tarafından mera olarak tahsis edilmesi, evveliyatı itibariyle o yerin mutlak surette mera olarak kabulüne yeterli olmadığı gibi zilyetlikle iktisap iddiasının dinlenmesine de engel değildir. Ne var ki, yetkili merci tarafından bir yerin mera olarak tahsisinin yapılmış olması durumunda gerçek kişinin o yerdeki zilyetliği sona ereceğinden mera olarak tahsisin yapıldığı tarih itibariyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme koşullarının saptanması gerekir. Mahkemece bu hususta yeterli araştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesinin hükmün bu nedenle bozulmasına sebep olacağı-
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK.’nun 713/2. fıkrasında yer alan “maliki kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan” ve “maliki yirmi yıl önce ölmüş” bulunan, iki ayrı hukuki sebebe dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Öncelikle TMK.nun 713/2. fıkrasında yer alan “..maliki yirmi yıl önce ölmüş…” ibaresi Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden mahkemenin TMK.nun 713/2-5. fıkralarının birlikte değerlendirilmesi ve tarafların hukuki durumlarının buna göre açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Öte yandan Tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak, husumet kayıt malikine, kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK.’ nun 713/2. maddesindeki üç hukuki sebep bakımından da, davanın kayyım atanması ve kayyıma husumet yöneltilmesi suretiyle görülmesi olanağı bulunmamaktadır. Bu hususları göz önüne almadan oluşturulan hükmün, hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
Kadastro mahkemelerinde aynı kadastro par­seli hakkında açılan davalarda; birbirinden farklı hükümlerin kurulmaması, infazda şüphe ve tereddüt oluşmaması ve kadastro hakimince davada amaçla­nan tapu sicilinin tesis edilmesi için, davaların birlik­te görülmesinin zorunlu olduğu-
Dosya kapsamından taşınmazın “taşlık ve çalılıktan” imar ve ihya edilip edilmediği hususunda duraksama söz konusu olduğu gibi, hangi tarihte belediye imar planları kapsamına alındığı hususu üzerinde de mahkemece durulmamıştır. Bu nedenle davanın açıldığı tarihinden geriye doğru en az yirmi yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğraflarının dosya arasına konulması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı ya da hangi nitelikte bulunduğu konularında gerekçeli ve denetime açık raporun uzman bilirkişiden istenilmesi gerekmektedir. Bütün bunlar yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının hükmün bu nedenlerle bozulmasına sebep olacağı-
M.arın özel mülkiyete geçirilemeyeceği, zamanaşımı uygulanamayacağı ve amacı dışında kullanılamayacağı, Yasa’larda belirtilen yetkili organlarca nitelikleri değiştirilmedikçe özel mülkiyet şeklinde kazanılmalarının mümkün olmayacağı, meraların mülkiyetinin Hazine’ye, kullanma hakkının ilgili köy veya köyler ile belediye’ye ait olduğu, bu durum karşısında özel mülkiyete konu olamayacak mera niteliğindeki davaya konu taşınmazın köy ortak mallarından olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davacı adına tesciline karar verilmesinin yasa hükümlerine aykırı olduğu-
Taşınmazın bulunduğu mahalle dışından seçilecek yerel bilirkişi ve taraflarca bildirilecek tanıkların HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince keşif yerine davetiyeyle çağrılmasının, aynı Kanun’un 259 ve 290/2. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenmesinin, dava konusu taşınmazın önceki niteliği, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise kim tarafından ne zaman imar-ihyasına başlandığının, imar ihyanın bittiği tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ile bu zilyetliğin dava tarihine kadar ne şekilde ve kim tarafından sürdürüldüğünün yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulmasının gerekeceği-