Kütükteki bilgi ve belgelerden, gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılabileceği-
3033 sayılı Kanun'un 13. maddesi, bu Yasa'nın uygulama alanında kalan yerlerle ilgili tapuya tescil işlemleri sonuçlanıncaya kadar özel kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliğinin devir ve temlik edilemeyeceğini düzenlemiş, kısıtlama süresini de beş yıl olarak belirlemiş olup; beş yıllık süre içerisinde mahkemeler tarafından devir ve temliki gerektiren bir karar verilemeyeceği; ancak bu hükmün; davacının TMK'nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre kadastrodan önceki sebeplere dayanarak taşınmaz üzerindeki zilyetlikten kaynaklanan ayni hakkının tanınmasını ve taşınmazın adına tapuya tescilini talep etmesini engelleyen bir hüküm olmadığı-
Malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olmasıdır ve kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde ve malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılmalı, ancak görülmekte olan davada kayıt malikinin kim olduğu kütükten anlaşıldığına göre, Yerel Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
4721 saylı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "... ölmüş ya da..." sözcüklerinin Anayasaya aykırı olduğu ve iptali gerektiği-
Mer'alar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun zilyetlikle kazanılamayacakları-
İmar-ihya işleminin tamamlandığı 1980 yılından taşınmazın imar planı içine alındığı 1982 yılına kadar geçen süre 3402 sayılı Kanun'un 14. ve TMK'nın 713/1. maddelerine göre zilyetlikle iktisap için yeterli olmadığı-
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile 1. ve 2. derece arkeolojik sit alanlarının iktisabı mümkün olmayıp, bunlar dışında kalan arkeolojik sit alanları ile doğal sit alanlarının kazanma koşulları oluştuğu takdirde kazanılması ve tescilinin mümkün olduğu-
Zilyetlik maddi olaylardan olup her türlü delille kanıtlanabileceği-
Kadastrodan önceki zilyetlik, imar ve ihya sebeplerine dayalı tapu iptali ve tescil davasının adli yargıda görülmesi gerekip; taşınmazın aynına ilişkin iptal ve tescil davalarının idari yargıda görülemeyeceği-
Dava konusu taşınmazın tespitine esas alınan tapu kaydı ile vergi kaydının aynı yeri kapsadığı, vergi kayıt tarihinden kadastro tespit tarihine kadar 20 yıllık zilyetlikle kazanım süresinin dolmadığı, dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kaydında güneyinde yazılı bük sınırının sabit olmadığı, zeminde de güneyde bulunan taşınmazların kişiler yararına edinme koşulları oluşmadığından söz edilerek Hazine adına tespit edildiği, tespitlerinin hükmen kesinleştiği, bozma ilamında sözü edilen dava konusu taşınmazın doğusunda bulunan sazlık ve bataklık olan yerin 1946 ve 1947 yıllarında ark açılarak tarlaya dönüştürüldüğü, kadastro tespit tarihinden 10 yıl kadar önce imar ve ihya edildiği belirlendiğinden, mahkemece sabit sınır olan kuzey ve batı sınırları esas alınarak kayıt kapsamının belirlenmesi ile tapu malikleri adına, geriye kalan kayıt miktar fazlası bölümün de zilyetlikle kazanım şartları oluşmadığından Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekeceği-
