3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanun’da yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyeceği-
Taşınmazların tespit edilen niteliği, dava tarihi ile keşif tarihi arasındaki uzun sayılmayacak süre, bulundukları ilçe ve köyün sosyo-ekonomik durumu ile taşınmazlar üzerinde yapılacak tarımsal faaliyetin getireceği kazanç dikkate alındığında, dava dilekçesindeki değerin esas alınarak uyuşmazlığın sulh mahkemesinde görülmesi gerekirken, yazılı şekilde görev nedeniyle davanın reddinin doğru olmadığı-
HUMK.nun da tanıklar hakkında yer alan hükümlerin aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanacağı, HUMK.nun 265 (HMK.m. 261). maddesi gereğince tanıkların ayrı ayrı dinlenmeleri öngörüldüğüne göre yerel bilirkişilerin de birbirinden bağımsız dinlenmelerinin gerekeceği, bu uygulamanın usule aykırı olduğu-
Otoban alanı içinde yer alan dava konusu bir kısım yere ilişkin olarak, otobanın yapımına başlandığı tarihe kadar imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının varlığının tespiti halinde bu kısım için mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerektiğinin gözönünde bulundurulmamış olmasının doğru olmadığı-
Kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi gereğince açılan miras payı oranında iptal ve tescil isteğine ilişkin davada, mahkemece, murisin ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımı ile yapılmış bir taksimin olup olmadığının incelenmesi gerekeceği-
Davalı Hazinenin yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, tescil davalarında Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerinin, TMK. nun 713/3.fıkrası uyarınca yasal hasım durumunda olup, hiçbir şekilde yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulamayacakları, bu tür davalarda davanın olumlu veya olumsuz sonuçlanması sonuca etkili olmayıp, tüm harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, eksik harcın davacıdan alınmasına ve davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece; dava konusu iptali istenen tapu kaydındaki pay maliklerine ait doğru mirasçılık belgelerini almak üzere ve eğer tapu kayıtlarında yazılı bulunan isim-baba adlarında tashih yapılması gerekiyorsa bu düzeltmelerin yaptırılması için, davacı tarafa süre ve imkan verilmesinin, iptali istenen tapu maliklerinin tüm mirasçıları belirlenerek taraf teşkili sağlandıktan sonra, iddia ve savunma kapsamında uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesinin gerekeceği-
766 sayılı Yasa’nın 28/4 maddesine göre, komisyon kararının ilgililere tebliğinin gerektiği, itiraz üzerine tapulama komisyonunca feragat nedeniyle itirazın reddine taşınmazın tespit gibi tesciline kararın ilgililere tebliğine ve 30 günlük itiraz süresinin beklenmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de, yapılan kesinleştirme işleminin ve buna ilişkin komisyon kararının yasa hükümlerine aykırı olduğundan hukuki sonuç doğurmayacağı, bu nedenle davacı yönünden kadastro tespitinin henüz kesinleşmediğinin kabulünün gerekeceği, tapulama tutanağı henüz kesinleşmediğinden hak düşürücü sürenin işlemeye başlamayacağı-
Tapu iptali ve tescil davalarında kural olarak davanın kayıt malikine kayıt maliki ölmüş ise, saptanacak mirasçılarına yöneltilerek açılacağı, TMK.nun 713/2 fıkrasına dayalı olarak açılan davaların kayıt malikine kayyım atanmak suretiyle davanın açılmasının ve yürütülmesinin mümkün olmadığı, yine kural olarak kayıt malikinin sağ olup olmadığı sağ değil ise veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre verilmesinin ve alınacak veraset belgesine göre taraf teşkilinin sağlanmasının, bu tür davalarda zorunlu olduğu-
