Her ne kadar Kadastro Müdürlüğü’nden alınan yazı cevabında taşınmazın dere yatağı olarak tespit dışı bırakıldığı bildirilmiş ise de, somut ve bilimsel verilere dayalı olarak uzman bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda, dava konusu taşınmazın öncesinde, derenin yatak değiştirmesi ile meydana gelen çakıl ve kaya bloklarından oluşan bir yer olduğunun, kamyonlarla üzerine toprak taşınması suretiyle tarım arazisi haline getirildiğinin anlaşıldığı, Yargıtay'ın içtihatlarına göre böyle bir yerin imar ve ihya yoluyla kazanılması mümkün olmadığı gibi güçlendirmek amacıyla getirilen toprak dışında, yoğun bir toprak taşınarak kaya bloklarının üzerinin doldurulmasının ve tarım arazisi haline dönüştürülmesinin de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi kapsamında imar ve ihya sayılmadığı-
Tapulu taşınmazlarda mülkiyetin aktarılmasına ya da terkinine yönelik davaların kayıt maliklerine yöneltileceği, somut olayda tapu kayıt maliki değişmiş bulunduğundan davanın yeni malike yöneltilerek neticelendirilmesinin gerekeceği, bu bakımdan HMK.nun 125 (HUMK.nun 186. m.) maddesi gereğince davacıya seçimlik hakkının sorulmak suretiyle davanın ya mülkiyet hakkı bakımından yeni malike ya da davanın tazminat isteğine dönüştürülüp önceki malikine karşı devam ettirilip sonuçlandırılması gerekir ise de, eldeki davanın kamu düzenini ilgilendirmesi sebebiyle, davanın mülkiyet hakkı yönünden yeni kayıt malikine yöneltilerek, davaya katıldığı takdirde delillerini sunması konusunda kendisine süre ve imkan tanınması, ondan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece tespit dışı nedeni, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi, imar durumunun açıklığa kavuşturulmasının, 3402 sayılı Yasa’nın 17. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinin, toplanan tüm delillerin değerlendirilmek suretiyle davacı yararına kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinin gerekeceği-
Tapu iptali davasına bakan mahkemece öncelikle taraf teşkilinin denetlenmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek taraflara delillerini bildirmeleri için süre verilip yerel bilirkişilerin ayrı ayrı taşınmaz başında dinlenilerek ve tanık beyanları arasındaki çelişkiler ortadan kaldırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; taraf teşkili denetlenmeden ve taraf tanıkları dinlenilmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Zilyetliğin maddi olaylardan olup, yerel bilirkişi ve tanık dâhil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu-
Ölü kişiye karşı dava açılamayacağı gibi ölü kişi adına da iptal ve tescile karar verilemeyeceği-
Dava konusu taşınmazın, Eğrigöz Beldesi Cumhuriyet Mahallesi idari sınırları içerisinde kaldığı, bu nedenle, mahkemece, nizalı taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının ve teknik bilirkişinin krokisinde A harfi ile gösterilen kısmın nizalı 420 ada 111 parsel sayılı taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığının araştırılmasının, ifrazı mümkün ise şimdiki gibi iptal ve ayrı parsel numarası ile davacının adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı taktirde paylı mülkiyet şeklinde iptal ve tescile karar verilmesinin gerekeceği-
Taşınmazın, dava dilekçesi ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakıldığına göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulünün gerekeceği, bu nedenle imar ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılmasının zorunlu olduğu, bir yerin imar ve ihya yoluyla edinilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17/son maddesi uyarınca imar planları kapsamına alındığı tarihe kadar imar ve ihyanın tamamlanmış olmasının gerekeceği-
Davacı vekilinin, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil isteğinde bulunduğu, bu tür yerlerin davacı adına tesciline karar verilmesi için, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki koşulların yanında, aynı kanunun 17. maddesindeki tüm olumlu ve olumsuz koşulların da davacı lehine gerçekleşmesinin gerekeceği, anılan kanun maddesinde il, ilçe ve kasaba imar planı kapsamında kalan yerlerin imar ihya yoluyla edinilmesinin yasaklandığı-
Taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam olunmaması gerekeceği-
